TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Turizm durmuş, ama otel inşaatları durmamış

 

Ekonominin motorunu oluşturan sektörlerden turizm tarihinin en zor dönemini yaşıyor. 2014 yılında zirve yapan sektörde 2015’te gerileme başladı ve 2016’da tam olarak çöküş gerçekleşti. Gelen turist sayısı 10.2 milyon veya yüzde 25 azaldı, turizm gelirleri de 9.4 milyar dolarla yüzde 30 düştü.

İhracat gelirlerinin düştüğü bir yılda turizmdeki 10 milyar dolarlık kaybın önemi ortadadır. İşsizlik en çok turizmdeki kayıplar nedeniyle artıyor, büyüme oranı yüzde 0.5-1 arasında düşüyor. Yılın üçüncü çeyreğinde büyümenin yüzde 1.8 daralmaya dönmesinde turizm başrol oynadı.

Bu kriz döneminde Türkiye ve İstanbul’daki otellerin doluluk oranı yüzde 50’ye indi. Konaklama fiyatı da elbette düştü. Bu nedenle kişi başına ortalama harcama 756 dolardan 705 dolara indi, gelen turist sayısı yüzde 25 azalmasına karşılık, gelirdeki kayıp yüzde 30’u buldu.

Yeni yılda ise ilk rakamlar gelmeye başladı. İstanbul’a gelen turist sayısı ocakta 559 bin oldu. Rakam geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19’luk azalmaya işaret ediyor. Ancak geçen yılın ocak ayında İstanbul’a gelen turist sayısı henüz azalmaya başlamamıştı, küçük de olsa bir artışla 692 bine varmıştı. Azalma şubat ayından itibaren başlıyor ve ilerleyen aylarda giderek derinleşiyor.

Yılın toplamında ise İstanbul’a gelen turist sayısı 12.4 milyondan 9.2 milyona geriledi ve yüzde 26 azaldı. Dolayısıyla geçen yıl yüzde 26 gerçekleşen azalmanın ocak ayına gelindiğinde yüzde 19’a indiğini düşünmek gerekiyor. İlerleyen aylarda turizmde düşüşün biraz daha hız kesmesi beklenebilir.

İstanbul’daki otellerin doluluk oranı yüzde 49, oda fiyatlarında düşüşler yüzde 22 civarında. İnşaatı devam eden turistik tesislerin çokluğu ise hem doluluk oranının hem de fiyatların hemen toparlanamayacağına işaret ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre İstanbul’da inşaatı devam eden bakanlık belgeli konaklama tesisi sayısı 191. İşletmede olanların sayısı ise 525. Yatak sayısı üzerinden gidersek durum daha netleşecek. İstanbul’daki yatak kapasitesi Ocak 2017 itibarıyla 103.742. 2016’da bu yatak kapasitesinin yarısı kullanılabildi, diğer yarısı boş kaldı.

 

İnşaatı devam eden tesislerin toplam yatak kapasitesi ise 43.464 ile mevcut yatak kapasitesinin yüzde 42’si düzeyinde. Bu tesislerin 39’u beş yıldızlı, 55’i dört yıldızlı otellerden oluşuyor. Dolduramadığımız otellere yenileri ekleniyor. Talep azlığı ile boğuşan turizm sektörü önümüzdeki dönemde bir de arz fazlası ile uğraşmak zorunda kalacak. Az buz değil tam tamına yüzde 42 kapasite artışı yolda. Bunun fiyatlar üzerinde yıkıcı etki yaratmaması için mutlaka turistin sayısının artırılması gerekiyor.

UZUN VADELİ ÇIKIŞ YOLU YERLİ TUR OPERATÖRLERİNDEN GEÇER

Turizmdeki krizin en büyük nedeni güvenlik. Bölgedeki savaşlar ve ülkemizdeki terör olaylarının tırmanması güvenlik açığı doğurdu. Buradaki açığı kısa zamanda kapatmak da, turizmdeki kayıpları geri kazanmak da mümkün olacak gibi görünmüyor. Buna bağlı olarak turizmde 2014-2015 yıllarını yakalamak zaman alabilir.

Bu yılın geçen yıla göre daha iyi olmasını sağlayacak asıl önemli gelişme ise Türkiye’ye Almanya ile birlikte en çok turisti yollayan Rusya’nın koyduğu ambargonun geride kalmasıdır. Bu yıl Rusya’dan gelen turist sayısı 2-3 milyon kişi daha artış kaydedebilir.

Yeni turist çekmede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki hafta başlattığı yurtdışındaki Türklere yönelik “Komşunu da al, gel” kampanyasının belli bir katkısı olabilir. Yabancıyı Türkiye’ye gelmeye en iyi ikna edecek olanlar, komşuları yurttaşlarımızdır. Teşvik verilmesi şüphesiz katkıyı da artırır. Ama buradan da sınırlı bir katkı beklemekte fayda var.

Daha uzun vadede ise Türkiye’yi ancak, turizmde kendi kaderini kendisinin ele alması kurtarır. Bu da ancak turistin yerli tur operatörlerince bulunması ve getirilmesiyle olur. Kendi ülkeni en iyi kendin tanırsın ve yine en iyi kendin tanıtabilir ve pazarlayabilirsin. “El elin eşeğini türkü çağırarak arar” sözü tam da bu durum için geçerlidir. Tüm bu nedenlerden dolayı sektörün tur operatörlüğüne yatırım yapması, bu konuda devletle ortak bir çalışma içine girmesi gereklidir.

SONUÇ: “Horoz ötsün veya ötmesin sabah olacaktır.” Afrika sözü

Yukarı