TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Artan kur ve yükselen faizle sıcak paraya yeni Türkiye turu

 

Dolar geçen haftayı 3.63’ün altına inerek kapatmıştı. Bu haftanın dördüncü işgününde 3.57’nin de altını gördü. Bu düzeyi ile dolar 4 işgününde yüzde 1.6 değer kaybetti, 27 Ocak’taki düzeyine göre de kaybı yüzde 8.7’yi buldu. Halbuki son günlerde dolar dünyada değer kazanıyor. Euro dolar paritesi buna bağlı geriliyor ve Dolar Endeksi yeniden 101’in üzerine attı kendini. Yükselen dolara karşı da arttığına göre asıl değerlenen TL demek.

TL’nin Euro’ya karşı değer kazancı ise daha yüksek. Dün 3.7640’a kadar gerileyen Euro 27 Ocak’a göre TL karşısında yüzde 9.7 düştü. 

Sepet kur da dün gün içinde 3.6668’e kadar inerek 27 Ocak’taki 4.0437’lik tarihi en yüksek düzeyine göre yüzde 9.3 düştü. Kur yükseldiği gibi iniyor. Niye yükseldi, niye düşüyor? Değişen ne ki, tam tersine bir eğilim söz konusu oluyor.

Değişen koşullardan birincisi, seyretme yerine Ankara ve TCMB’nin inisiyatifi ele alarak kura müdahale etmesi oluyor. Bu müdahale de üç koldan yapılıyor. İlki faizlerin günlük olarak yükseltilmesi ki, bankaların ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti 2 puan yükselerek yüzde 10.4’e çıktı. Merkez Bankası TL’de sıkılaştırmaya gitti.

Aynı Merkez Bankası döviz likiditesini gevşetti. Depo uygulamasıyla piyasaya döviz verdi ve son olarak da reeskont kredilerinin TL ile ve yılbaşı kuru üzerinden ödenmesi olanağını getirdi. Mayıs sonuna kadar 5 milyar doların üzerine çıkabilecek bir tutarı şirketler temin ve talep etmek, piyasa üzerinde böyle bir baskı oluşturmak durumunda kalmayacaklar. Ancak Merkez Bankası’nın rezerv biriktirmesi de ya yavaşlayacak ya da azalacak.

Bir müdahale de kurun yükselmesi karşısında sessiz kalan hükümetin tavır değiştirmesi, kur artışından duyulan rahatsızlığa referandum öncesinde kulak kabartması, söylem ve eylemlerini buna göre değiştirmesi oldu.

Bütün bu yapılanlara paralel küresel risk alma iştahı da Türkiye’nin lehine olacak şekilde değişti ve arttı. Bu sırada yükselen kur ve yükselen faiz, yabancı portföy yatırımlarını yeniden Türkiye’ye yöneltti. Kurda yüzde 10’luk artış ve faizlerde 2 puana varan yükseliş yabancıları Türkiye’ye çekti. Hisse senedi piyasasına zaten 11 Ocak’tan bu yana geliyorlardı. Ama 27 Ocak sonrasında devlet iç borçlanma senetlerine de gelmeye başladılar.

Bu nedenledir ki son üç haftada devlet iç borçlanma senetlerine net bazda 100 milyon dolardan fazla giriş oldu. Çıkışlar yerini girişe bıraktı. Bunun da etkisiyle yabancıların ağırlıkta olduğu 10 yıllık gösterge tahvilin faizi, yerlilerin ağırlıkta olduğu 2 yıllık gösterge tahvil faizinin altında seyretmeye başladı. Dün itibarıyla 10 yıllığın faizi yüzde 10.78, 2 yıllığın 11.07 idi. Halbuki 11 Ocak öncesinde ve uzun bir süredir 2 yıllık tahvil faizleri 10 yıllığın altındaydı.

Yabancı yerlilerden önce harekete geçti. Çünkü yüksek kurdan parasını bozdurup yüksek faizden kâğıda girme, daha sonra da düşen faizden ve kurdan çıkma işini en iyi sıcak para bilir. Kurun yükselmesi ve yükselen kuru kontrol altına alma çabası, sıcak paraya yeni bir Türkiye turu daveti çıkardı.

SONUÇ: “Kaderiniz karar anlarınızda biçimlenir.” Anthony Robbins

Yukarı