TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Türk bankaları mevduata oranla çok kredi vermiş

 

Bankacılık sektörü 2008 küresel krizini sorunsuz geçirdi. Devletten yardım almayan dünyada dört bankacılıktan biriydi. Son yıllarda ise büyüme hızı yavaşlıyor. Bankaların toplam piyasa değeri de yüzde 60’a yakın eridi ve 41 milyar dolara kadar indi. Eski büyüme hızları da, eski kârlılıkları da yok artık.

Bunda belki de yavaşlayan ekonomik aktiviteyle kredi talebinin hız kesmesi, bankacılık sektörünün kredi verecek kaynak bulmada sınırlarına yaklaşması da etkili.

Mevduat yoluyla kaynak yaratmanın sınırlarına varıldı ki, son yıllarda bankalar yurtdışı borçlanmaya ağırlık verdi. Kısa ve uzun vadeli olmak üzere bankacılık sisteminin toplam dış borçları 136 milyar dolara vardı. Dışarıdan yapılan borçlanmalar mevduatın dörtte birine ulaştı.

Zaten bu borçlanmadır ki bankalara mevduatın yüzde 120 üzerinde kredi açma olanağı veriyor. Bankacılıkta kullandırılan krediler mevduatın yüzde 120’si düzeyinde. Ve bu yönüyle seçili ülkeler arasında dünya ikincisi. Bu tespit Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın’a ait.

Finans Zirvesi’nde yaptığı sunumda Hüseyin Aydın kredilerin mevduata oranını gelişmiş ülkeler için ortalama yüzde 77, gelişmekte olan ülkeler için yüzde 96 olarak verdi. Yani dünyada toplanan mevduattan daha azı kredi olarak kullandırılmış. Ortalamayı geçen iki ülke var. Biri yüzde 119 ile Türkiye, diğeri yüzde 130 ile Brezilya. Brezilya’da da mevduatın üstünde kredi kullandırılması için dışarıdan borçlanma yapılıyor.

Bu iki ülkenin kredi/mevduat oranlarının birbirine yakınlığı ve benzerliği, nominal yüksek faiz uygulamalarında da kendini gösteriyor. Yıllarca dünyanın en yüksek faizini istikrarlı bir şekilde Brezilya verir, onu en yakın olarak Türkiye izler.

Normalde bankacılık sisteminin kaynak yönünden dışarıya bağlı olması, çarklarını dış borçla döndürmesi tercih edilmez. Çünkü herhangi bir fırtınalı havada ilk geri çağrılacak olan bu kredilerdir. Bankalar da yurtiçi kaynakların hemen tamamını topladıklarından zorunlu olarak dışarıya yöneldiler. Onun için de kredi/mevduat oranı artık yüzde 120’nin üzerine çıkamıyor.

Sorunlu kredilerde atış var ancak uluslararası düzeyde hâlâ düşük. Sermaye yeterliliği ise aşağıya geliyor. Ortalama özkaynak kârlılığı da gelişmekte olan ülkelerin ortalamasına indi. Sorunlu bir sektör değil ama eski parlak ve kârlı yıllar da geride kaldı. Sektörün yeni bir hamle yaparak büyümesi artık tasarrufların artmasına, alternatif olarak sermaye piyasasının ve sigortacılığın da gelişmesine bağlı.

SONUÇ: “Yavaş yürüyorum, bela bana yetişiyor; hızlı gidiyorum, ben SONUÇ: belaya yetişiyorum.” Türk Atasözü

Yukarı