TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bire toplayıp ikiye satmanın matematiği

 

17 Şubat itibarıyla bankaların mevduata verdiği faizin ortalaması yüzde 9.96 ve yüzde 15 stopajı düşüldükten sonra neti yüzde 8.46. Bu da halen yüzde 9.22 olan yıllık enflasyonun altında. Reel bir getiri olmadığından mevduat sahiplerinin bu durumdan memnun oldukları söylenemez.

Kredi faizlerinden memnuniyeti ise hiçbir zaman duymadık. Çünkü enflasyonun ve mevduat faizlerinin oldukça üzerinde. Bankaların 17 Şubat itibarıyla kullandırdıkları kredilerin faizi yüzde 12.95. Bunun içinde kredili mevduat hesabı yok. Eklendiğinde 1, 1.5 puan daha yukarı gidiyor kredi faizi. Her şirket aynı orandan kredi alamıyor. Riskli kredi var, risksiz kredi var. KOBİ’ler daha yüksek orandan kullanıyor.

Tüketici kredileri de daha yüksek faizli. Çünkü araya bir de KKDF kesintisi giriyor. Sonuçta kredi maliyetlerini Bankalar Birliği hesaplarken yüzde 15.8’lik bir oranı baz aldı.

Kredi faizlerinin yüksekliğinden ekonomiyi yönetenler ve siyasi otorite de memnun değil. Yapılan açıklamalar ve Kredi Garanti Fonu ile diğer oluşturulan mekanizmalar bunu gösteriyor.

Kredi faizlerinin yüksekliğinden ekonomiyi yönetenler ve siyasi otorite de memnun değil. Yapılan açıklamalar ve Kredi Garanti Fonu ile diğer oluşturulan mekanizmalar bunu gösteriyor.

Peki banka sermayedarları durumdan memnun mu? Bankaların piyasa değeri son 5 yılda dolar bazında yüzde 56 azaldı. Bankaların temettü dağıtması da küresel krizden bu yana kısıtlandı. Sermayedar ne doğru dürüst temettü geliri elde ediyor, ne de son yıllarda değer artışından kazanıyor.

Kredi kartı şirketindeki paylarının satışı ile geçen yılki kârları yükseldi ama özkaynaklarına oranla kârları halen yüzde 14. 300 milyar liraya karşılık elde edilen kâr 38 milyar. Sektör yıllardır yüzde 15’lik sermaye maliyetinin altında kâr ediyor. Son yıllarda yerli bankaların yabancılaşması, bazı yabancı bankaların da satışta olmasının bir nedeni bu. Banka sermayedarı da memnun değil.

SORUN ENFLASYONDA VE ARACILIK MALİYETLERİNDE

O zaman sorun nerede? Toplamda aracılık maliyetlerinin yüksekliğinde. Bitişikte bunun bir tablosu yer alıyor. Yüzde 7.8 paçal maliyetle toplanan mevduat yüzde 15.8 faizle krediye dönüşebiliyor.

Yüzde 7.8, ağırlıklı ortalama yüzde 9.96 faizin 2 puan da altında. Çünkü vadesiz mevduatlar ve Merkez Bankası fonlamaları ortalamayı aşağıya çekiyor.

Mevduatın üzerine BSMV, stopajlar, finansal faaliyet harcı, kurumlara kesilen primler ve KDV yükü eklendiğinde yüzde 2.7’lik maliyet daha geliyor.

Bankaların sorunlu kredilere ayırdıkları karşılıklara paralel yüzde 1.4 oranında maliyetlere risk primi koyuyor. Malum tahsili gecikmiş alacak oranı yüzde 3.4.

Yüzde 2.1’lik yük de operasyon maliyeti, yani bankaların personel, amortisman, teknoloji ve kira giderlerinden dolayı ekleniyor.

Bankalar kullandırdıkları her 100 TL kredi için 12 TL özkaynak bulundurmak zorundalar. Yüzde 15’lik sermaye maliyeti üzerinden kredi faizinin üzerine yüzde 1.8’lik yük de buradan geliyor.

Bankalar yüzde 7.8’le topladıkları mevduatı ancak yüzde 15.8 faizle satabilirse işin matematiği tutuyor. Kredi faizi mevduat faizinin iki katı. Aradaki faiz veya kârın olduğu gibi bankalara gitmediğini yukarıdaki tablo ortaya koyuyor.

Şüphesiz maliyetler içinde en büyük pay yüzde 50 ile mevduatın. Buradaki maliyetleri daha aşağı çekmenin yolu enflasyonu düşürmekten geçiyor. Azaltılması gereken en büyük maliyet kalemi burası. Maliyetin yarısı burada.

Ancak iş sadece enflasyonla sınırlı değil. Kamusal yükler de azaltılmalı. Yüzde 2.7’ye varan kamusal yük gelişmiş ülkelere göre oldukça yüksek.

Operasyonel maliyetlerin aşağı çekilmesi ve toplam maliyet içinde yüzde 13.3 payın azaltılması görevi de bankaların. Bankalar artık en gözde mekânlara yerleşmeseler de olur. ATM’leri ortak kullanabilirler.

Yüksek enflasyon, ekonominin kullanacağı kaynakların maliyetini yükseltiyor, parayı pahalı hale getiriyor. Bu yetmiyormuş gibi, yüksek maliyetlere yük üstüne yük bindirildiğinden, ortaya şikâyet edilen bir tablo çıkıyor.

SONUÇ: “Kafes altın da olsa, kafestir.” Meksika Atasözü

 

Yukarı