TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Faiz ABD’de artar Türkiye’de artmaz gerginliği

 

Döviz kurundaki yüksek oynaklık devam ediyor. Bir süre önce aşağı yönlü oynaklık son günlerde yükseliş yönüne döndü. Dün de dolar kuru 3.75’in üzerinde seyretti. TL diğer gelişmekte olan ülke paralarından negatif yönlü ayrışıyor. Borsa da hız kesti. Faizler ise yükselme eğiliminde. Merkez Bankası piyasaya verdiği likiditeyi giderek kısıyor ve faizi yükseltiyor. Likidite politikası sıkı olmasına karşılık, döviz kurunda hızlı yükselişler olabiliyor.

Çünkü Merkez Bankası faizde yaptığını her an geri alabilir. Bunun bir denemesini geçen hafta yaptı ve bu durum kuru hareketlendirmeye yetti. Dün de belirttiğimiz gibi piyasaların istediği, ABD’nin faiz artırımı karşısında dünyada genelde faizler yükselirken Türkiye’nin de buna uyum göstermesi. Faizlerin yükseltilmesi, önümüzdeki dönemde Türkiye’ye yönelik sermaye girişlerini teşvik ederek döviz borçlularını ve piyasaları koruyucu bir kalkan rolünü üstlenebilir.

Bu nedenledir ki, FED’in faize karar vereceği toplantı yaklaştıkça piyasanın da tansiyonu yükseliyor. 15 Mart’ta FED’in faiz kararı, 16 Mart’ta TCMB’nin faiz kararı açıklanacak. Bizim piyasalar Merkez Bankası’nı faiz artırımına zorluyor, çünkü FED’in faiz artırımı artık kesin gibi. Artırım ihtimali yüzde 100’e çıktı. Martta faiz artırımına gitmek de yılda en az üç kez artırım yapmak demek. Üzerine bir de gelecek yıl faiz artırımının daha fazla olabileceğini eklemek gerek. Beklenen dört tane çeyrek puanlık artırıma gidilmesi ve 2018 sonunda FED faizinin bugünkü 0.75 düzeyinden yüzde 2.5’e çıkması. 

Böyle bir tablo karşısında Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’dan gelen açıklama ise “mevcut kurulan para politikası çerçevesinin sürdürüleceği ve gerekirse ek sıkılaştırmaya gidilebileceği” yönünde oldu. Piyasalar ise hem dışarıdaki faiz artırımına hem de içerideki enflasyon yükselişine karşı TCMB’den kalıcı bir faiz artırımı bekliyor. Bu isteğin karşılanmayacağı anlaşılınca da dövizde alımlar hızlanıyor ve kur yükseliyor.

Dün açıklanan Merkez Bankası haftalık verileri, 3 Mart ile biten haftayı yani geçen haftayı kapsıyor. Buna göre yabancıların hisse senedinde 133.5 milyon dolarlık net alımları, devlet iç borçlanma senetlerinde 100 milyon dolarlık net satışları oldu. TCMB döviz rezervi ise 2 milyar dolara yakın azalmayla 89.2 milyar dolara indi. Yurtiçi yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı da 149.2 milyar dolardan 1.5 milyar dolarlık azalmayla 146.6 milyar dolara indi. Yerlilerin döviz hesaplarının azalması yabancıların döviz aldığına işaret edebilir.

Eğer yerliler faize takıldıysa, yabancılar da satıyorsa, bütün dikkatler gelecek hafta 16 Mart Perşembe günü yapılacak Para Politikası toplantısına çevrilecektir. Piyasalar Merkez Bankası’nı faiz artırımına zorlayacak. Merkez Bankası’nın kurun seviyesi konusunda bir hassasiyeti varsa bu baskılara yanıt verecek. Gerek likidite kısıtlaması, gerekse faizler yoluyla. Özellikle de FED’in faiz artırımı konusunda tepki vermek bir yerde kaçınılmaz. Çünkü ABD faizleri, özellikle bütün gelişmekte olan ekonomilere ve piyasalara yönelik sermaye hareketlerinin ve beklentilerinin belirleyicisi durumunda.

ABD’nin faiz artırdığı ama Türkiye’nin artırmadığı bir tablonun sürdürülmesi ise zor. Üstelik tam da enflasyon çift haneli rakamlara varmışken. Bu nedenle ABD faiz artırımına karşı Türkiye’nin de bir tepkisi olacak. Bu tepki parasal otorite veya ekonomi yönetimince verilmeyip piyasanın kendisine bırakılırsa, piyasa bunu kur üzerinden ve ölçüsüzce yapar. Sonunda ister istemez parasal otorite duruma müdahale etmek zorunda kalır. 

En uygun olanı ise daha baştan Merkez Bankası’nın duruma müdahale etmesi ve hâkim olmasıdır. Bunu da nasıl yapacağını önümüzdeki hafta göreceğiz.

SONUÇ:“Tehlikede olanlar bacaklarıyla düşünürler.” Bierce

Yukarı