TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Küresel piyasaların daha gidecek yolu var demek

 

FED çeyrek puanlık faiz artırıyor ama ABD 10 yıllıklarının faizi düşebiliyor. Faiz artışının yüzde 100 fiyatlanması bu olsa gerek. Ancak ABD’de faizin artırılmasıyla diğer faizlerin düşüşe geçmesi mevcut piyasa eğilimlerinde daha gidecek yolun olduğunu da gösterir

Geçen hafta hem küresel hem de Türkiye piyasalarında bu yılın en iyi haftalarından biri yaşandı. Dışarıda FED üç ay sonra yeni bir faiz artırımına gitti ve AB’nin siyasi çizgisini şekillendirecek Hollanda seçimi yapıldı. İkisi de piyasaları pozitif etkiledi. Hollanda seçimi, yabancı karşıtlığı ile aşırı sağa kayma eğilimini kesintiye uğrattı. Euro’nun güçlenmesinin bir nedeni de bu.

- FED’in faiz artırdığı geçen haftada Dolar Endeksi yüzde 1.7 değer kaybetti. Euro dolar paritesi yüzde 1.6 yükseldi, yani Euro değer artırdı. Gelişmekte olan ülke kurları dolara karşı yüzde 1.7 arttı. ABD 10 yıllık Hazine tahvil faizi yüzde 5.1 düşüşle 2.49’a indi. FED çeyrek puanlık faiz artırıyor ama ABD 10 yıllıklarının faizi düşebiliyor. Faiz artışının yüzde 100 fiyatlanması bu olsa gerek. Küresel çaptaki bu pozitif gelişmelerin Türkiye etkisi de olumlu oldu.

- İçeride ise yükselen enflasyon, yükselen işsizlik yanında son olarak Moody’s’in not görünümünü durağandan negatife çevirmesi haberi geldi. Dışarının pozitif etkisine içeride Merkez Bankası’nın faiz artırımı eklenince bizim piyasalar da tam anlamıyla dünyaya ayak uydurdu.

- Dolar, Türk Lirası karşısında bir haftada 10 kuruş değer kaybetti. 2.7289’dan 3.6324’e inen dolar bir haftada yüzde 2.6 geriledi. Aslında cuma akşamı Moody’s’den negatif görünüm haberi gelmeseydi, TL karşısında düşüşü hızlanan dolar 3.60’ın bile altına inebilirdi. Çünkü gün içinde dolar zaten 3.5960’ı gördü. Not haberi ile yeniden yukarı ivmelendi.

- Borsa geçen hafta MSCI endeksiyle dolar bazında yüzde 4.4 değer artışı kaybetti ve BİST gelişmekte olan Borsaların ortalama performansının çok az üzerine bile çıktı.

- Faiz tarafında ise zaten dünyada artış vardı. Çünkü ABD faizinden sonra Çin, dört Körfez ülkesi merkez bankaları daha faizleri yükseltti. TCMB’nin artırımı Geç Likidite Penceresi’nde 75 baz puandı. Bununla hareket alanına kavuşan Merkez Bankası cuma günü bankaların ağırlıklı ortalama fonlama faizini yüzde 11.29’a yükseltti. Bu düzey son 5 yılın en yükseği.

- Merkez Bankası’nın faizi yükseltmesi diğer faizlerde marjinal artışlara yol açtı. Bankalar 3 aylık mevduat faizlerinde geçen hafta ağırlıklı ortalama olarak 22 baz puan artırım yaparak yüzde 10.95’e çıkardılar. Konut kredi faizleri 9 baz puanlık artışla yüzde 11.09’a, tüketici kredileri de 17 baz puanlık artışla yüzde 14.85’e yükseltildi.

- Yaşananlar, pozitif etkileri yanında piyasaların işleyişi ve kısa vadeli beklentileri açısından önemli ipuçları verdi. Bir kere Türkiye piyasalarında faiz yükselişinin döviz kurlarının önünü kestiği, geri döndürdüğü bir kez daha görüldü.

- İyi ki de böyle oldu. En azından piyasaların depresyonda olmadığı, fiyata karşı, faize karşı duyarlılıklarının sürdüğü, sorunun fiyat olduğu ortaya çıktı. Yani beklentiler radikal olarak değişmiş değil, düzeltilebilir, değiştirilebilir ve yönlendirilebilir. Önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilecek piyasa bozulmalarında da elimizde duruma müdahale edecek aletin olduğunu gösterir. 27 Ocak’a göre bankaların fonlama faizinin 298 baz puan artırılması diğer faizleri de etkileyecek. Ama kurun seyrinde ocak ayına göre durumumuz çok daha iyi. Raydan çıkmakta olan kur hareketi yeniden yoluna döndürülmüş durumda.

- Küresel çapta ise ABD faiz artırımı ilk kez böylesine yaygın biçimde pozitif tepkiyle karşılandı. Faiz artırımı mart başından itibaren gündeme girdi ve fiyatlanmaya başladı. Gerçekleşme olunca satılması da normal. Ama faizden dövize, altından Borsaya kadar yaygın hatta gelip geçici olmayan hareketlerin ortaya çıkması, küresel piyasalardaki güçlü pozitif eğilimi yansıtır. ABD’de faizin artırılmasıyla diğer faizlerin düşüşe geçmesi piyasa eğilimlerinde daha gidecek yolun olduğunu da gösterir.

SONUÇ: “Tahmin edilenden daha fazlası keşfedilmiştir bile.”

Goethe

 

 

 

Yukarı