TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Zenginsen borçlusun fakirsen borçsuzsun

 

Düşük borçlu ve düşük gelirli mi, yoksa yüksek borçlu ve yüksek gelirli mi olmak daha iyi? Yanıt nasıl yaşamak istediğinizle de ilgili olabilir. Hint fakiri gibi yaşamayı bir hayat tarzı olarak benimseyenler Hintliler gibi dünyanın en düşük borçlularından biri olabilir. Çünkü Hindistan hanehalkının borcu milli gelirlerinin yüzde 10’u kadar. Yüzde 5.9 oranı ile en alt sırada yer alan Arjantin’den sonra ikinci sırada. Aynı sıralamada Türkiye hanehalkı 147 milyar dolar borç ile düşük borçlulukta 7. ülke.

BIS’in yeni yayımladığı 2016 üçüncü çeyrek hanehalkı borçluluk verileri 43 ülkeyi kapsıyor. Sıralama bize çok net bir şeyi söylüyor. Zenginsen borçlusun, fakirsen borçsuz. Tabloda gelişmekte olup da hanehalkının borcunun yüksek olduğu bir tek ülke yok. En az borçlu 7 ülkenin tümü de gelişmekte olan ülke. Arjantin en dipte çünkü iflas etmiş, borç silmiş ve ertelemiş bir ülke. Hindistan ise fakirlikle barışık, zenginleşmek için borç almayı istemiyor. 

Ancak bu grupta Türkiye dışındaki altı ülkenin ortak bir özelliği var. Son 5 yılda hanehalkı borçluluğu giderek artıyor. Bunun da temel sebebi küresel likidite bolluğu ve faiz oranlarının tarihsel olarak düşük düzeylere inmiş olması.

Türkiye’nin borçluluğu ise yatay seyrediyor. 2013’te biraz yükselmiş ancak 2014 başındaki hanehalkı borçluluğunu kısıtlayan önlemlerle yeniden eski düzeyine geri dönmüş. Türkiye’de hanehalkının TOKİ, Varlık Yönetim Şirketleri dahil toplam borcu 431 milyar lira.

Yine bu ülke hanehalkının ve Türkiye’nin borçluluk oranı dünya ortalamalarının epeyce altında. Gelişen ekonomilerin ortalama borçluluğu yüzde 36.6 ve toplamı 9.1 trilyon dolar. 5 yılda yaklaşık yüzde 50 artmış. 

Gelişmiş ekonomilerin borcu milli gelirlerinin yüzde 76.1 düzeyinde. Son 5 yılda artışı 0.2 puan kadar. Toplam tutarı da 32.4 trilyon dolar. Tüm ekonomilerin hanehalkı borcu da 41.4 trilyon dolar ve milli gelirin yüzde 61.5’i kadar.

En borçlu hanehalkı ise İsviçreliler. Borçları GSYH’nın yüzde 128’ine ulaştı. Gelişmiş ülkeler ortalaması yerinde sayarken İsviçreliler borçlanmalarını artırmış. Avustralya, Norveç, Kanada, Güney Kore de borçluluğu yükselenlerden. Bu ülkelerin kamu borçları düşük, bankaları sorunsuz ve küresel krizden yara almayan ekonomiler. Ekonomik güven, istikrar, önünü görebilme harcamaya, borçlanmaya ve büyümeye dönüşmüş. Borçları döndürebildikten sonra iyi bir şey.

Seçili ülkeler grubunda ise borcunda artış olan da, azalış olan da var. Mesela Çin küresel krizde darbe almadı, hanehalkı da borçluluğunu yüzde 27.7’den yüzde 43.2’ye çıkardı. En yüksek artış da bu ülkede.

Hanehalkı borçluluğunu azaltan ülkeler ise krize girmiş olanlar. Son beş yılda ABD 7 puan, İrlanda 50 puan, İngiltere 4 puan, İspanya 17 puan, Portekiz 16 puan, Almanya 3.5 puan, Yunanistan 3 puan kadar hanehalkı borcunu azalttı.

Hanehalkı borçluluğu tablosundan benim çıkardığım ödeyebileceğin veya çevirebileceğin borcu al. Çevirebildikten sonra borçlanma iyidir, her borç veya borç artışı büyütücü ve geliştiricidir. Bu nedenledir ki, gelişmekte olan ülke hanehalkları ya yeterince borç almayı ve bu kaynağı verimli alanlarda kullanmayı beceremiyor ya da gelişmiş ülke hanehalkı olmadıkları için borçlanmaları kısıtlı. Bu açıdan yüksek borca karşılık yüksek gelir olacaksa borçlu olmayı, fakir ama borçsuz olmaya tercih ederim. 

SONUÇ: “Borç yiğidin kamçısıdır.” Türk Atasözü

 

Yukarı