TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İşsizler adına büyümeye dur durak yok

 

Geçen yılın ikinci yarısından itibaren işsizlik tırmanmaya başladı. Bunda turizm sektöründeki dramatik daralmanın, Rusya’ya ihracatın düşmesinin ve büyüme hızının üçüncü çeyrekte negatife dönmesinin payı büyük. Sonuçta ise 2016’da işsizlik oranı yıllık bazda 0.6 puanlık artışla yüzde 10.9’a yükseldi. Bu oran 2010 yılı sonrasının en yüksek işsizliğini de oluşturuyor.

Küresel krizden önce tek haneli rakamlarda seyreden işsizlik oranı 2008’de yüzde 10’a çıktı, 2009’da yüzde 13.1 ile rekor düzeye yükseldi ve 2010’da yüzde 11.1 ile yeniden düşüşe geçti. 2012 yılındaki yüzde 8.4’le son 10 yılın en düşüğüne inildikten sonra ise her yıl yükseldi.

2016’da işsizlerin sayısı 273 bin artışla 3 milyon 330 bine çıktı. İşsizlikteki bu artış işgücüne katılımın 857 bin artmasına karşılık 584 bin yeni istihdam yaratılmasından kaynaklandı.

Sanayide 36 bin istihdam kaybı oldu. İnşaat 64 bin, hizmetler ise 726 bin yeni istihdam yarattı.

En dramatik gelişme ise genç nüfusta işsizlik oranının 1.1 puan daha artması ve yüzde 19.6’ya çıkmasında. Ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranı ise yüzde 24 ile aynı. Ancak oran çok yüksek.

İstihdamın son görünümüne bakınca durum iyi değil. Ama nereden nereye geldiğimize veya uzun vadeli eğilimine bakınca da durum kötü değil, daha iyi.

Bunun birkaç tane nedeni var. İşgücüne katılım oranı ilk kez yüzde 52’ye çıktı. Bu oran geçen yıl yüzde 51.3’tü. Yani işsizlikteki 0.6’lık artışa karşılık işgücüne katılımda 0.7’lik artış var. İşgücüne katılıma 10 yıl önce baktığımızda yüzde 44.5 oranı ile karşılaşıyoruz. Yani 10 yılda 7.5 puanlık iyileşme sağlanmış. Bu önemli bir kazanım. Demek ki evde oturma, boşta gezme, ne eğitimde ne de istihdam piyasasında olma eğilimi giderek zayıflıyor.

Zayıflıyor ki, 10 yıl önce 2006’da işgücüne dahil olmayanlar işgücüne katılanlardan 5.5 milyon kişi daha fazlaydı. 21.9 milyonluk işgücüne karşılık 27.4 milyonluk işgücüne katılmayan nüfus vardı. 2016’ya geldiğimizde bu tablo tersine döndü. 30.5 milyon işgücüne karşılık 28.2 milyon işgücü piyasasına katılmayan kişi bulunuyor. Yani insanlarımız çalışmak istiyor, iş istiyor.

Yine son 10 yıllık süreçte tarım istihdamı 652 bin ile sınırlı artarken, tarım dışı istihdamı 6 milyon 620 bin arttı. Sanayi istihdamında 934 bin, inşaat sektöründe 785 bin artışı oldu. Hizmetler sektöründe ise 4 milyon 891 bin istihdam artışı gerçekleşti.

Bu tablonun bize gösterdiği, istihdama ne tarım, ne inşaat, ne de sanayi çare olabilir. Etkileri olur ama sınırlı kalır. Tarım istihdamı azalabilir. İstihdam artışının yakalanacağı tek alan hizmetler sektörü. Bu da eğitim düzeyinin yükseltilmesini, kalitesinin artışını ve mesleklendirmeyi gerektirir.

Son 10 yılda 7.2 milyon yeni istihdam yarattık. Her yıla 720 bin kişilik istihdam düşer. Nüfus yılda 1 milyon artıyor. Normalde yüzde 70’lik işgücüne katılım oranı üzerinden gitsek, 720 bin kişilik istihdam artışının işsizlik sorununu çözmesi lazım. Ama stoktaki işsizlik o kadar büyük, gizli ve de istihdamın kalitesi düşük ki, istihdam yarattıkça arkası çözülüp geliyor. Göçmenler de işin cabası. 

Bu gerçek de ekonominin düşük büyüme veya yıllarca durgunluk yaşama gibi bir seçeneğinin olmadığını gösteriyor bize.

Yukarı