TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Sofralarımızda borsa oyunları

 

Türk manipülatif gücü, pür spekülasyon teknikleri Borsadan sonra gıdada yürürlükte. Sanki Borsanın azılı oyuncuları, piyasanın kurtları, spekülatörleri, manipülatörleri, manipülasyon çeteleri v.s herkes gıda tarafına geçmiş, at koşturuyorlar. Hisselerle oynarken, Borsada küçük yatırımcıları keriz gibi silkelerken şimdi gıda tüketicilerine aynı muameleyi yapıyorlar. İş öyle denetimle, gözetimle, cezayla önlenecek gibi değil. Çünkü gıda ticareti memleketin her tarafında, gün boyu süren, toptan ve perakende yapılan bir iş.

Aslında oyun kırmızı ette sık sık gündeme geliyor, diğer ürünlerde ise zaman zaman. Ya da toplu biçimde meyve ve sebzede ortaya çıkıyor. Bunun için gerekçeler kolaylıkla yaşamın içinden bulunuyor. Bir anda Rusya milyar dolarlık ithalatını durduruyor. Bunu düşüş yönünde kullanıyorlar. Bir bakıyorsunuz Rusya ile ilişkiler geçen yılın haziran sonunda olduğu gibi düzelme yoluna giriyor, hemen temmuzda “Rusya’ya ihracat başlıyor” diye meyve sebze fiyatları bir ayda yüzde 15 artırılıyor. Rusya’ya ihraç edilmeyen malların fiyatları da fahiş biçimde artıyor. Ya da fırtına bir bölgedeki seraları yıkıyor, sınırlı bir etki söz konusu ama tüm sebzelerin fiyatları fırlıyor. Sanki meyve sebze ve gıda aracısı olan hemen herkes fırsat kolluyor, toptancısı, aracısı, perakendecisi vurgun yapmanın yollarını arıyor. Ortaya çıkan ilk fırsatı da kimse kaçırmıyor.

Yine alışveriş merkezlerinin yaygınlaşmasının etkisiyle gıda işine giren büyük süpermarketler ve zincir mağazalar fiyatları kalıcı olarak yükseltti. 2012’de Yeni Hal Yasası çıkarılmasına ve aracılık maliyetlerinde devletin yüzde 25’lik vergisinden feragat etmesine karşılık, perakende fiyatlara bu yansıtılmadı. Merkez Bankası da bu durumu tespit etti ve raporlaştırdı.

Kırmızı etteki borsa oyunu iyi tutuyor ve sık sık tekrarlanabiliyor. Çünkü 1.300 bin tonluk tüketime karşılık üretim 1.200 bin tonda kalıyor. Aradaki fark ise yapılan ithalatla karşılanıyor. Ama araya bir Kurban Bayramı giriyor. Piyasanın normal arz ve talep dengesi değişiyor.

Son yapılan oyunu ise dün Bloomberg HT’nin düzenlediği tarım Zirvesi’ne katılan Gıda ve Tarım Bakanı Faruk Çelik şöyle anlattı: “Bu referandum süreciyle uğraşırken aradaki baktık ki hiç gereği yokken et fiyatları birkaç lira arttı. Karkas et 24- 24.5 liradan 27 liraya çıktı. Et ve Süt Kurumu devreye girdi, 22.5 liradan karkas et verdi kasaplara. Enteresandır kasaplar itiraz ediyor. Yahu sana ucuz et veriyoruz, niye itiraz ediyorsun? Bırak bu itirazı başkası yapsın. Ama ortada spekülatörler var. 10 bin hayvanı var. Fiyatı yükseltmek için piyasadaki 500 veya bin hayvanı yüksek fiyattan topluyor, fiyatı yükselttikten sonra kendi 10 bin hayvanını piyasaya sürüyor uyanık adam. Bunların Maliye açısından canlarını yakacağız.”

Stokçuluk yapmak, fiyat yükseltip oradan malı boşaltmak gıda piyasasının spekülatörleri tarafından yaygın kullanılan taktikler. Bu piyasada kimin ne yaptığını görmek, anlamak, bunu tespit etmek borsa veya para piyasası gibi öyle kolay değil. Türkiye coğrafyasına yayılmış, gün boyu işleyen 100’lerce piyasadan söz ediyoruz. Belli büyüklüğe ulaşan 120 ayrı gıda piyasası çalışıyor. Cezalar yetersiz zaten. Onun için de bakan Maliye olarak canlarını yakacağız diyor.

Aslında yapılması gereken ticaretin kurallarını tam oturtmak, belge ve kayıt düzenini tam sağlamak, ardından da fiyat manipülasyonu yapanlara etkili cezalar koymak. En sonunda da gözetim ve denetimi etkinleştirmek geliyor. Yoksa bugün etle oynayan yarın ekmekle oynar, sonraki gün meyveyle. Bu oyunları bir kere öğrendik maalesef. Gıda piyasalarına da, borsaya yaptığımız gibi “başlat, kullan, bir kenara at” muamelesi yapamayız. Mecburen işleyen ve adil bir düzen kuracağız.

SONUÇ: “Çalınmış yiyecek asla açlığı bastırmaz.” Kızılderili atasözü

Yukarı