TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Turizmde daha kötüsü olmayacak gibi

 

Turizm bir sektör haline geleli beri 2016 gibi kötü bir yıl yaşamadı. Gelen turist sayısı 10.9 milyon kişi azalarak 36.2 milyondan 25.4 milyona indi. Bir yıllık azalma yüzde 30. Turizm gelirleri de 31.5 milyar dolardan 22.1 milyar dolara indi. Rakamsal 9.4 milyar dolarlık yüzde 29.7’lik azalma ilk kez yaşandı.

Sektörün yaşadığı bu çöküşte Rusya’nın ambargosu, Avrupalıların güvenlik kaygısıyla gelmemesi etkili oldu.

2017’ye girerken bir terör olayı yaşadık ama ilk çeyreği bitirirken turistik anlamda rahatsızlık yaratacak düzeyde bir şey olmadı. Açıklanan ocak ve şubat ayı turizm istatistikleri sektördeki daralmanın hâlâ sürdüğünü gösteriyor. İlk iki ayda yüzde 8.1’lik azalma meydana geldi. Gelen turist sayısı yaklaşık 220 bin kişi daha azaldı.

Geçen yılın bu ayları için baz biraz yüksek olabilir. Azalma yüzde 8.5 düzeyindeydi ve henüz sektörün krizi derinleşmemiş, Rusya’nın ambargosu tam uygulanamamıştı. Asıl sezonun başladığı yaz aylarında yüzde 40’ı bile aşan kayıplar yaşandı. Yılın tamamında da yüzde 30’luk kayıp böyle oluştu.

İki aylık rakamlara bakınca Rusya’nın kalkan ambargosunun etkisiyle gelen turist sayısında yüzde 88.2’lik artış meydana geldi. Endonezya’dan yüzde 107, Özbekistan’dan yüzde 41 ve İran’dan yüzde 7 artış oldu. Siyasi kriz yaşadığımız Almanya’dan gelen turist sayısı ise yüzde 30.5 düştü. OECD üyesi Avrupa’nın tümündeki kayıp ise yüzde 25.

Yılın geride kalan aylarında terör meydana gelmemesi yanında, Avrupalı turisti kazanmaya yönelik olarak ilişkileri mutlaka tamir etmemiz lazım. Yüzde 25’lik kaybın sürmemesi, hatta azaltılması buna bağlı. Bu kaybı azalttığımız ölçüde, Rusya’dan, Türk cumhuriyetlerinden ve Asya’dan gelecek artışlarla durumu dengeleyebiliriz. Ancak bu durumda sektörde ikinci yılın da kötüye gitmesini durdurabiliriz.

Turizm gibi ekonomiyi sürükleyen bir büyük sektörün iki yıl daralmasının elbette en büyük faturası sektör yatırımcılarına ve paydaşlarına çıkacak. Ama ekonomide 2016’da yüzde 1 civarında küçülmeye yol açtığını da biliyoruz. İşsizliği artırdığını da.

Kaldı ki kayıplar bununla sınırlı kalmayabilir. İki yıl arka arkaya daralmanın altından eğer kalkılacaksa ancak kamu sektörünün desteğiyle kalkılır. Kredi ödemeleri ve vergilerin ödenmesi bu yıla ve gelecek yıla ertelenmişti. Dramatik daralma sürerse bu yıl yeni ertelemeler gündeme gelir ve gelecek yılki ve sonraki yıllardaki sektörün taşıyacağı yük iyice ağırlaşır.

ANTALYALI OTELLERİN TAHSİS ENGELİ 

İkinci yılına giren turizm sektöründeki daralma aynı zamanda kârlılıkları da, borç ödemelerini de olumsuz etkiliyor. Mayıs ayından itibaren ertelenmiş borçlar da ödenmeye başlanacak. Sektörde ise doluluk oranı yüzde 50’nin altında seyrediyor. Oda fiyatları ise düşük. Nitelikli otellerde İspanya ve Yunanistan’a göre oda fiyatları yüzde 25-30 daha düşük. Kârlılık ise yok artık. Operasyonel olarak zarar var. Otellerin amortisman süreleri yaklaşık 7 yıldan 14-15 yıla çıktı.

Otellerin aldıkları kredilerin vadesi ise ortalama 13 yıl kadar uzuyor. Ancak bu durum kriz öncesi duruma göre oluşan bir vade yapısı. Kriz sonrası artık bu borçların 13 yılda ödenme olanağı yok. Mecburen süre uzayacak.

Sadece Antalyalı otellerin kredi stoku 4.7 milyar dolar kadar. Kredilerin yeniden yapılandırılması, ödenebilmesi için vadelerinin 16 yıla kadar çıkarılması gerekiyor. Bankaların buna itirazı yok. Ama bu borcun yeniden yapılandırılmasında bir engel ortaya çıkıyor. Çünkü otellerin yer tahsislerinin bitimine 17 yıl kaldı. Zaman ilerledikçe süre da azalacak.

1984 yılında 49 yıllığına tahsis edilen arazilerin süresi 2033’te doluyor. Antalya bölgesindeki 935 otel bu durumda. Kalan süre 17 yıl. Doğal olarak bankalar da bu tahsis süresini aşan bir borç yapılandırmasına gitmek istemiyor. Çünkü arazi devletin. Tesis o tarihten itibaren kalacak mı kalmayacak mı bilinmez.

Sektör bu konuda tersanelerin yer tahsislerinin 19 yıl önceden yenilenmesini örnek gösteriyor. O tahsisin tersanelerde rahatlamaya yol açtığını, kredi geri dönüşlerinin daha uzun vadeye yayılarak ödenebilir hale getirildiğini belirtiyorlar.

Burada önemli olan devletin farkındalığı ve konuyu bir an önce ele alması. Mayıs ayı kredi ve borçların ödenmesi yaklaşırken, yer tahsislerinin yenilenmesinin bu borç ödemesi kadar hatta ondan daha önemli olduğu belirtiliyor.

SONUÇ: “En küçük saç teli bile bir gölgeye sahiptir.” Goethe

Yukarı