TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Büyümede değişen Türkiye algısı

Mart sonunda 2016 yılı büyümesi açıklanana kadar Türkiye’nin artık düşük büyüme patikasında gideceği daha yaygın bir kanaatti. Çıkan büyümenin beklentilerin üzerinde olması ve bu yılın ilk çeyreğinde alınan ekonomiyi canlandırıcı önlemlerin pozitif sonuçlarını vermeye başlaması, düşük büyüme algısını değiştiriyor. Daha hızlı büyümenin yolunu açıyor. Bu yılın ilk ve ikinci çeyreğinde böyle bir momentumun yakalandığını göreceğiz. Ancak bu momentumun sürdürülmesi referandum sonrasında hem yurtdışına, hem yapısal reformları yapmamıza ve siyasi gelişmelere bağlı olacak.

Ekonominin yeniden hareketlenmesinde, şirketler kesimindeki moral bozukluğunun azaltılmasında, daha güvenli ve umutlu olmalarında alınan önlemlerden en etkilisi herhalde özel sektöre Kredi Garanti Fonu’ndan 250 milyar liralık kredi açılmasıydı. Bu imkân muhtemel bir kredi sıkışıklığını önledi. Bankalara ve şirketlere devlet desteğinin arkalarında olduğunu hissettirdi. Bankaları rahatlattı. Sonuçta ne kadar kredi batar ve buradan kamu kesimine ne kadar yük gelir, şimdiden bir şey söylemek zor ama atılan adımın yerini bulduğu kesin.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de dün katıldığı İstanbul Portföy toplantısında bu konuya parmak bastı ve “İlave yatırım teşviklerinde inanılmaz bir artış var. Geçen hafta Yüksekova’daydık. Hakkâri’de bile cazibe merkezleri kapsamında 10 bin kişilik istihdam, neredeyse 1 milyar liralık yatırım büyüklüğünü içeren başvuruda bulunulmuş. Bu muazzam bir rakam” dedi.

Piyasada canlanma ve rahatlama yaratan ikinci önlem, beyaz ve kahverengi eşyada geçici vergi ve KDV indirimlerine gidilmesiydi. Nisan sonuna kadarki süre, sonuçlarına bakılarak eylül sonuna kadar uzatıldı.

Daha çok esnaf ve tüketicileri ilgilendiren kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasında süre 9 ay daha uzatıldı ve Haziran 2016’dan Mart 2017’ye kaydırıldı. Böylece 47 milyar liralık kamu alacağı da taksitlendirilebilecek ve yeniden yapılandırılarak ödenebilecek.

Peki bütün bu teşvik ve destek paketlerinin bütçeye etkisi ne kadar? Alınan önlemlerle ekonomide yaratılan canlılığın beraberinde vergi gelirlerini artıracağını ve bunun da vergi kaybını kısmen telafi edeceğini belirten Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek “Bugüne kadar alınan bütün tedbirlerin bütçeye etkisinin milli gelirin yüzde 0.5-0.6’sı civarında olmasını beklediklerini” söyledi. Revizyon sonrası 2017 milli gelir tahmini yapılmadı. 2016’daki 857 milyar dolarlık GSYH üzerinden gidersek önlemlerin toplam etkisi 5.1 milyar dolar yapar. Dolar kurunu bugünkü düzeyi olan 3.70’ten alırsak 19 milyar liralık toplam çıkar karşımıza. Ekonomide yakalanan canlılık bütçedeki sınırlı açılmaya değer. Yeter ki sürekliliğe ve alışkanlığa dönüşmesin, geçici olsun.

Nitekim Türkiye’nin değişen büyüme algısı kredi derecelendirme şirketi Moody’s’i de etkiledi. Kurum, Türkiye’nin bu yıl yüzde 0.4 daha fazla büyüyerek yüzde 2.6’ya ulaşacağını tahmin ediyor. Bu konudaki notu da önceki dün Borsada doping etkisi yaptı.

Türkiye’nin daha yüksek oranda büyüyeceği algısı geleceğe yönelik beklentileri, tüketimi, üretimi, borçlanmayı, yatırımları pozitif etkiler. Finansal piyasalarda ise bu etki başladı bile diyebiliriz. Bu eğilim içinde 16 Nisan sonucunun ekonomiyi bu yoldan saptırıp saptırmayacağına, saptıracaksa ölçüsüne bakılır.

Doğrudan yabancı yatırım % 34 azaldı

Açıklanan şubat ayı cari açığı yıllık 33.7 milyar dolar ile 2015 sonrasının en yüksek düzeyine çıktı. Şubat 2016’da 29.4 milyar dolar olan cari açık turizm gelirlerindeki kayıp ve dış ticaret açığındaki büyümeye paralel ılımlı bir artış eğiliminde. İki aylık dönemde ithalat 2.5 milyar dolar, ihracat 1.5 dolar kadar arttı. Buradan gelen 1 milyar dolara yakın artışın yanında seyahat gelirleri de net bazda 98 milyon dolar kadar azaldı. Normalde seyahat gelirlerinde azalma 329 milyon dolar ama giderler azaldığı için net turizm gelirlerindeki azalma sınırlı kaldı. Sonuçta iki aylık dönem için 4.1 milyar dolarlık cari açıktan 5.3 milyara çıkıldı.

Açığın finansmanında ise doğrudan yatırımların payı giderek azalıyor. Yurtiçinde doğrudan yabancı sermaye yatırımları iki aylık dönem için 1.6 milyar dolardan 1.1 milyar dolara indi. Azalma 552 milyon dolar veya yüzde 34 düzeyinde.

Gayrimenkul yatırımlarında da yüzde 25’lik düşüş ya da 172 milyon dolarlık azalma meydana geldi.

Açık giderek büyüyor, finansmanın kalitesi ise azalıyor. Çare ihracat ve turizm gelirlerini artırmaktan geçiyor.

SONUÇ: “Acele edeceksen yavaşça acele et.”

ABD sözü

Yukarı