TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Reform fırsatı kullanılırsa ekonomi de lider de kazanır

 

Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch 16 Nisan sonrası için yaptığı değerlendirmede “Referandum Türkiye’de ekonomik reform için alan yaratıyor” dedi. Seçimlerin tarihinin 2019 sonu olarak belirlendiğine değinen kurum “Bu, ekonominin AK Parti’nin öncelikleri arasına girmesini sağlayabilir” tahmininde bulundu.

Maliye Bakanı Naci Ağbal da dün yaptığı açıklamada “Ekonomi, gündemin bir numaralı maddesi olacak, enflasyon ve işsizliğin aşağı çekilmesi öncelikler arasında” diye konuştu.

Denilebilir ki kredi derecelendirme kuruluşu böyle bir değerlendirme yapıyor ve hükümetin en etkili bakanlarından biri de aynı yönde açıklamada bulunuyorsa sorun yok. Ekonomi ön planda olacak ve reformlar için Kasım 2019’a kadar 2.5 yıllık süre var. Eğer siyasi gelişmeler bu yönde olur, seçim zamanında yapılır, o zamana kadar da ekonomik reformlar gerçekleştirilirse bunun pozitif sonucunu görürüz. Bütün icranın ve yönetimin başında olarak Recep Tayyip Erdoğan da 2019 seçimlerinde bunu siyasi başarıya tahvil edebilir. Türkiye ve ekonomide kazanır, Erdoğan da cumhurbaşkanı seçimine avantajlı girer.

Ancak buradaki risk siyasetten ekonomiye odaklanamamak veya bir aşamada 2019 sonunu beklemeden erken seçime gitmek olabilir. Ya da her ikisi birden gündeme gelebilir.

Anayasa değişikliği seçim tarihini 3 Kasım 2019 olarak belirledi. Cumhurbaşkanlığı ile milletvekili seçimleri birlikte yapılacak. Anayasa’nın bu maddesini Meclis değiştirebilir ve seçimi erkene çekebilir. Şimdi böyle bir işaret yok ama referandum sonrası Cumhurbaşkanı’nın ilk konuşmasında “idamı” tekrar yürürlüğe koymayı ve referanduma götürmeyi, “AB’ye üyeliği referanduma sunabileceğini” açıklaması, riskin varlığına işaret ediyor. En azından ufukta iki referandum daha belirdi. İkisi de AB ile ilgili.

AB ise en çok ihracat yaptığımız, en çok turist çektiğimiz, en çok dış finansman sağladığımız ve en çok gurbetçi yolladığımız bölge. Üyelik müzakerelerinin devamının referanduma götürülecek olması iki tarafın ilişkilerini tamir etmeye yardımcı olmaz. Aksine daha da gerginleştirir. Zaten önce Fransa’da, sonra Almanya’da seçimler var. Dolayısıyla bu seçimler yapılırken AB ile ilişkilerin tek taraflı olarak düzeltilmesi zaten zor. Bizim adım atmaya niyetimiz bir yana, karşı tarafın adım atabilmesi için seçim takviminin tamamlanması lazım. Bu durumda AB ile ilişkiler, ekonomik toparlanmanın önüne bir engel olarak çıkıyor. Eğer AB ile ilişkilerden dolayı ekonomi toparlanamayacaksa da, seçimin zamanında veya erken yapılmasında pek bir fark olmaz.

Nitekim referandum sonrasında ortaya çıkan bu risk nedeniyle finansal piyasalardaki kısmi toparlanma geri verildi. Dolar 3.73’ten 3.62’ye kadar inmişken dün yeniden 3.70’in üzerine attı kendini.

Bu anlamda Türkiye’nin tek yetkili ve etkili liderinin siyasette, dış politikada ve ekonomide atacağı adımlar hem kendisinin hem de ekonominin kaderini belirleyecek. Başarı da başarısızlık da hem kendisinin hem ekonominin olacak.

SONUÇ: “Fırsatın sizinle dans etmesi için pistte olmanız gerekir.” H. Jackson Brown

Yukarı