TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Sistemi çalıştırmanın anahtarı devletin sunacağı katkıda

 

Türkiye Varlık Fonu, bireysel emeklilik sistemi (BES) fonları, İşsizlik Fonu derken bir büyük fon düzenlemesi daha yolda geliyor: Kıdem Tazminatı Fonu. Normalde çok tartışıldı, hazırlıkların da bitmiş olması lazım. Demek ki bir siyasi takvim çerçevesinde yapılması gerekiyormuş.

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli bu konuda bilgi verirken şunları söyledi: “Piyasalara ciddi katkılar sağlayacak Kıdem Tazminatı Fonu’nda sona geldik. Bu sadece finansal piyasaya derinlik kazandıracak bir proje değil. Aynı zamanda üretim ve sanayinin içindeki gizli tehdidi, gizli yükü ve korkuyu ortadan kaldıracak, rahatlatacak bir düzenleme olacak. Bu çok önemli biliyorsunuz. Şu an birikmiş kıdem tazminatlarını realize etmeye kalkışın, Türkiye’de bu yükün altından kalkacak kaç firma vardır, bilemiyorum. Bu böyle kesinlikle devam etmez. Bu da firmalarımızın öngörülebilirliğini ortadan kaldırıyor. Her zaman bir tehdit. Şu yük kalsın, şu problem çözülsün, firmalarımızın uluslararası piyasalardaki değerinin yükseldiğini göreceğiz.”

Kıdem Tazminatı Fonu ile kurulacak yeni sistemde işverenler işe yeni girenler için primi fona ödeyecek. Mevcut çalışanlardan isteyenler de Fon’a geçebilecek. İşyeri değiştirenler mecburen Fon’a tabi olacaklar. Fon tıpkı BES fonları gibi işleyecek ve parayı çalışan adına değerlendirecek. Çalışan eğer isterse 10 yılı doldurduğunda kıdem tazminatının yarısını çekebilecek. Emekliliğinde ise tümünü. Bu haliyle Fon sistemi çalışandan yana işleyecek. Tazminatını almada işverene bağımlığı bitecek. Çünkü bazı şirketler tazminatı ödeyemiyor ya da çalışanlar erken ayrılma durumunda tazminata hak kazanamıyor. Yılların tazminatı yanıyor.

Nurettin Canikli’nin belirttiği gibi, şirketlerde birikmiş önemli bir kıdem tazminatı yükü var. Yeni sistemde şirketlerin üzerinde böyle bir yük birikmeyecek. Çünkü özerk veya kamuya bağlı bir yapıda kurulacak fona ödeme yapacaklar. Ancak ödeme nakit yapılacağından dolayı özel sektör şirketleri için bu durum yeni bir yük oluşturuyor. Bunun karşılığında işveren kesimi, çalışılan her yıl için bir brüt maaş kesintisi yerine daha düşük kesinti oranını talep ediyor. Hükümet de bu öneriye sıcak bakıyor. Ancak fon ile birlikte gerçekleşme aynen böyle olacaksa tazminata hak kazanacaklar için bir kayıp oluşacak. Bu durumda çalışanlar tazminatlarını alabilecek, tazminatları yanmayacak ama daha düşük tutarda olacak demektir.

İşte bu aşamada işin içine devletin girmesi ve tıpkı bireysel emeklilik sisteminde olduğu gibi bir katkı yapması söz konusu. Yoksa ya işverenler ya da çalışanlar tarafı zararlı çıkacak. Her iki taraf da bugüne kadar bu zarara rıza göstermedi. Burada bir kördüğüm meydana gelmiş. Düğümü devletin katkısı çözecek. Devlet katkı yapacak da, yararı ne olacak? Kıdem Tazminatı Fonu’nun yönetimi ve kaynaklarının değerlendirilmesi devletin elinde olacak. Dolayısıyla bu fon kaynaklarıyla devlet bazı kamusal projeleri de fonlayabilecek, Hazine uzun vadeli ve uygun faizli tahvil satabilecek. Devlet yaptığı nakit katkının karşılığını böyle geri alacak.

Kurulacak yeni sistemde işverenlerin prim yükü azalırken her ay nakit çıkışları olacak. Şirketlerin bu yeni yükü işveren priminin düşürülmesiyle giderilecek. Sistemi yapacağı katkıyla çalıştıracak olan devletin çıkarı ise İşsizlik Fonu, Bireysel Emeklilik Sistemi veya Varlık Fonu gibi dev bir Kıdem Tazminatı Fonu’nun yönetimine sahip olmakla, kaynaklarını kullanmakla sağlanacak. Çalışanların da artık tazminatı yanmayacak.

Kritik olan çalışanların hak kaybına uğrayıp uğramayacağı. Hükümetin mali gevşeme gibi güncel ekonomik tutumu sürecekse siyasi takvim çerçevesinde bu hak kaybı olmayabilir veya çok sınırlı tutulabilir. Kıdem tazminatının çalışanlar lehine düzenlenmesi açısından siyasi konjonktür hiç bu kadar müsait olmamıştı.

Bütün mesele ölçüyü kaçırmamakta, Kıdem Tazminatı Fonu kaynaklarının kamu eliyle değerlendirilmesinde makul ve kabul edilebilir getirilerin ortaya çıkmasında olacak. Fonun kaynaklarının değerlendirme işinin sermaye piyasası araçlarıyla özellikle hisse senetleriyle yapılması konusu ise Türkiye’ye bambaşka bir ufuk açar. Fonu dizayn edenler inşallah bunu ihmal etmemişlerdir.

SONUÇ: “Zamana, bizi aradığı yerde rastlayalım.”

                                                                  Shakespeare

Yukarı