TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Kiracıysan kirada kal durumu değişmiyor

 

Son yıllarda ekonominin en canlı sektörü inşaat sektörü ve sürükleyicisi de konut. Her yıl 1 milyonun üzerinde konut satılıyor ve bu yıl 1.5 milyona doğru gidiyor. Bunun 500 binden fazlası yeni konut satışlarından oluşuyor. Talep canlı, buna bağlı arz da hızlı artıyor. Yıllık yapı kullanma izni alan daire sayısı 750 bin, inşaat ruhsatı alan daire 1 milyona yakın seyrediyor.

Yukarıdaki tablo konut sahipliğine göre olduğundan 2006 ve sonrası rakamları mevcut. Bu dönemde 10 milyona yakın daire için inşaat ruhsatı alındı, inşa edilen ve yapı kullanma izin belge sayısı 6 milyonu biraz geçti. Toplam 22.2 milyon hanenin konutu olduğunu varsaydığımızda 2006’dan itibaren inşa edilenlerin toplamın yüzde 27’sini oluşturduğunu hesaplarız. Bu çok yüksek bir oran. Görünen her dört daireden biri yeni demektir ve son 10 yıl içinde inşa edildi. Yeni deprem yönetmeliğine uyulmuşsa daha güvenli binalarda oturanların oranı da arttı diye kabul edebiliriz.

Yeni yapılanların bir kısmı eskisinin yıkılması şekliyle gerçekleştiğinden son 10 yılda toplam konut stokumuz 6 milyon arttı diyemiyoruz. Konut sayısı artmış olsa da, konut sahipliğinde artış yok. Yüzde 60-61 aralığında yatay seyrediyor. Bu konuda elimizde en son veri 2015’e ait. Son 10 yılda da yüzde 61.1’in üzerine çıkamadı ve yüzde 59.6’nın da altına inemedi.

Çünkü nüfus da artıyor. 2006-2015 dönemini kapsayan 10 yılda kurumsal olmayan nüfus 8.7 milyon kişi arttı. Son verilere göre aile büyüklüğü 4’ten 3.5 kişiye indi. Artan nüfus karşılığında ortaya çıkan daire sayısı ihtiyacı asgari 2.5 milyon adet. 6 milyonun bir kısmının da yenilemeye gittiğini dikkate almalıyız.

Bir de yaşam tarzımız değişiyor artık. Daha geç evlenip daha tez boşanıyoruz. Boşanmaların artması konut ihtiyacını artırıyor. Baba evine dönen sayısı az.

Ayrıca yeni yapılan ve satışa çıkan konutları yatırım amaçlı alanların sayısı da arttı. Çünkü para bol ve faizlerin tarihi en düşük düzeylere indiği bir dönem. Yaklaşık 8 yıldır da böyle. Reel faizler de bazen negatif. Türkiye’de emlak piyasası ve konutların da en uzun süreyle istikrarlı şekilde prim yaptığı dönem. Konut fiyat artışları bir yıl veya beş yıl gibi orta ve uzun vadede doları da, altını da, Borsayı da, faizleri de getiride sollayıp geçti. Para sahiplerine iyi bir alternatif oldu.

Üretilen ve satılan konutların büyük şehirlerde, ortanın üstü ve üst gelir grubuna yönelik olması da bunu doğruluyor. Geliri düşük olanlar ve orta gelirliler bu konutları satın alamıyor. Uzun süreli borç altına da giremiyor. Kiracıysa kiracı olmaya devam ediyor. Gecekondusu varsa da kentsel dönüşümü bekliyor. Bu nedenle de nüfusun kiracı olan kısmında henüz bir azalma yok. 10 yıl önce yüzde 23.5 olan kiracı oranı bugün yüzde 23.3 düzeyi ile yine aynı.

Konutta sahiplik oranının yükselmesi ve kiracı sayısının azalması için, düşük gelirlilere yönelik daha fazla konutun üretilmesinin yolları bulunmalı.

SONUÇ: “Gerçek bir taş kadar sert, bir gül kadar yumuşaktır.” Gandhi

 

Yukarı