TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

FAİZDE UÇURUM DÖNEMİ

 

Küresel risk alma iştahı mayıs ayındaki genel satış eğilimine karşılık fena değil. Gelişmiş piyasalarda satışlar ağır basarken gelişmekte olan piyasalarda alımlar var. Bu nedenle MSCI Gelişmiş Borsalar geçen hafta yüzde 3 değer kaybederken MSCI Gelişen Borsalar uzun bir aradan sonra ilk kez bin puanı devirdi ve cuma kapanışta 1.002 puan oldu. Gelişen Borsaların haftalık primi yüzde 2.3’ü buldu.

İstanbul Borsası da, TürkiyeABD ilişkilerinde derin bozulmaya yol açacak gelişmelere karşılık, MSCI endeksine paralel seyir izledi. BİST 100’ün haftalık primi yüzde 1.1’de kalırken TL de yarım puanlık bir değer kaybına uğradı. Faizlerde ise 10-20 baz puan artışlar meydana geldi.

Faizleri artıran ana etken kredilerdeki hızlı artış. Özellikle de bu artışın sadece TL üzerinden olması faizlerini artırıcı etki yapıyor. Geçen hafta da ticari kredi faizleri bankaların ağırlıklı ortalaması olarak yüzde 14.88’den yüzde 15.20’ye çıktı. Kredi faizlerindeki tırmanış tüketici kredilerinde de devam etti ve yüzde 15.45’e çıkıldı.

Krediler rekor düzeye çıkarken bankalar TL kaynak yaratmakta zorlanıyor. Bu nedenle mevduat faizleri yükseliyor. Son olarak 5 Mayıs’la biten haftanın verileri açıklandı. En çok tercih edilen 3 aylık mevduata bankaların verdiği faizin ortalaması yüzde 12.12’ye çıktı. Altı aylıklar yüzde 13.45 ve bir yıllık mevduat faizleri de yüzde 13.68’e yükseldi.

TL mevduat faizlerindeki bu artışa karşılık döviz mevduat faizlerinde hızlı bir gerileme yaşanıyor. Özellikle bankalar döviz kredisi vermede zorluk çekince dövizle mevduat toplamaktan da kaçınıyorlar. İki hafta önce dolar mevduatına bütün vadelerde ağırlıklı ortalama yüzde 1.26 faiz veren bankalar 5 Mayıs’la biten haftada faizi yüzde 1.15’e çektiler. Euro mevduatın faizini de 2.61’den 2.46’ya düşürdüler.

Bankaların ellerinde dövizle kaynak var ve bunu döviz kredisi olarak kullandırmak istiyorlar. Ama alan yok. Bunu da uyguladıkları faizden net bir şekilde görüyoruz. Bir hafta önce dolar kredi faizi yüzde 3.51 idi, 5 Mayıs’la biten haftada yüzde 2.70’e indirildi. Kimse döviz kredisi kullanmak istemiyor. Euro kredi faizi de bir haftada yüzde 4.46’dan yüzde 4.16’ya indi.

2007 sonrasının en yüksek kredi büyümesi büyümeyi artırır

TL ile kredilerin patlama göstermesinde hükümetin Kredi Garanti Fonu’nu (KGF) devreye sokması ve kredilerin yüzde 7’sine kadar kefil olması etkili oldu. KGF kapsamında kullandırılan kredilerin toplamı 170 milyar liraya vardı.

Kredilerdeki artış yüzde 5 düzeyindeyken son altı ay içinde KGF ile yüzde 34’e çıktı. Bu da 2017 kredi büyümesini 2016’nın da, 2007-2016 ortalamasının da üzerine fırlattı.

Cuma günü yapılan Türkiye Bankalar Birliği genel kuruluna katılan Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli bu davranışlarından dolayı bankalara teşekkür ederek şunları söyledi: “Bankalar hepimizi şaşırtacak kadar kapılarını sonuna kadar açtı. Eskisi gibi davransaydı, yani önce kendi güvenliklerini düşünseydi 10 binlerce firma sıkıntıya girerdi. Fakat bankalar mükemmel performans sergiledi. Kimse batmadı. Kalıcı zarar görmeden gemiyi güvenli limana yaklaştırdık.”

Açılan krediler sonucu şirketlerin kurtulması çok önemli. Batma, bitme korkusundaki reel kesime ciddi bir güven geldi. Fırtınalara, kötü hava koşullarına karşı koruma satın aldılar.Bankalar kredilerini büyüttü.

Böylesi yüksek oranlı kredi büyümesinin ekonomik aktiviteye az veya çok bir yansıması olur. Yılı tahminlerin üzerinde bir büyümeyle kapatabiliriz. Yüzde 4 ve üzeri büyüme pekâlâ mümkün olabilir.

Bu işten şirketler, bankalar ve hükümet bütün kesimler memnun. Ama birinin de bedeli ödemesi lazım. Bunun bedeli de mali gevşemedir. Merkez Bankası’nın yüksek enflasyonu ve kuru kontrol altına almaya dönük sıkı para politikasının gevşetilmesi ve etkinliğinin azaltılmasıdır. Artık Merkez Bankası’nın para politikası gücünü kaybetti. Bu mali gevşemenin parasal gevşemeye dönüşmesi halinde ise bedel çok daha yükselir.

SONUÇ: “Değirmen susuz öğütmez.” Türk atasözü

Yukarı