TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Etsiz belki olur ekmeksiz asla

 

Meyve sebzedeki mevsimsellikten ve aracılık zincirinin fiyatları şişirmesinden dolayı gıdada fiyatlar istikrarsız seyrediyor. Yılın dört ayında meyve sebze fiyatları grubundaki artış yüzde 40’ı buldu. Artışın gerisinde ise aracıların kârlarını artırma gayreti yanında geçen yılki düşük baz etkisi ve domates dışında Rusya’ya meyve sebze ihracatının başlaması vardı.

- Meyve sebzedeki büyük dalga gıdanın geri kalanına da sirayet ediyor. Ramazana günler kaldı. Revaçta olan soru pide fiyatlarının ne olacağı. Bir aylık sürede geçerli olacak fiyatları yüksek tutmak için satıcı taraf fırıncıların zam isteği yüzde 25’ten başlıyor ve yukarı doğru gidiyor. Un fiyatlarından işçilik maliyetlerindeki yükselmeye kadar gerekçeleri var. Ama ne kadar gerçekçi, sorgulanır.

- Yukarıda yer alan tabloda TÜİK’in geçen nisan ayından bu nisan ayına kadar son bir yıla ait verileri yer alıyor. Ekmeğin en önemli maliyetlerinden buğday ununun kg fiyatının son bir yılda yüzde 3.95 arttığını görüyoruz.

- Buna paralel şekilde bir kg ekmeğin fiyatının 3.8 liradan 4.0 liraya yükseldiğini ve yüzde 5.38 arttığını belirtelim. Buradaki artış da makul.

- Pizza fiyatına da baktık. TÜİK’e göre pizza fiyatı ortalama 15.8 liradan 16.3 liraya çıktı ve artışı yüzde 2.65. Artış unun da, ekmek fiyatının da altında.

- Yine TUİK’in izlediği maddelerden pidelerin fiyatı 7.7 liradan 8.4 liraya çıktı ve yüzde 9.8 yükseldi. n Son bir yılda gıda ve içecek grubunun fiyat artışı yüzde 15.62, TÜFE’nin artışı da yüzde 11.86 oldu.

- Fırıncılar ise pazarlığı yüzde 25’ten açıyor. Eğer un fiyat artışı ile diğer maliyetleri dikkate alacaksak yüzde 4-10 arasında bir ortalama gerçekçi olur. Yüzde 7 nerde, istenen yüzde 25 nerede? Makul diye tanımladığımız oranın üç katı düzeyinde bir istekle karşı karşıyayız. Neden?

- Çünkü fiyatlandırma alışkanlıkları bozuluyor. Bozulma da meyve sebze fiyatlarından başladı. Oradaki yüksek fiyat artışlarını ve yüksek kârları görenler ramazan pidesinden de aynı şeyi umuyorlar.

- Malum ramazan pidesi bir aya özgü ve yoğun talep gören bir ürün. Talep yoğunsa, müşteriler birkaç saati kapının önünde kuyrukta geçiriyorsa, hatta kavga bile çıkarıyorsa, fırıncı da böylesi bir zammı düşünebiliyor.

- Denilebilir ki bir ay gündemde kalacak geçici bir ürün ve fiyat da 2 liranın altında, tartışmaya değer mi? Değer çünkü ramazan pidesinden başlayacak bir yanlış fiyatlama daha sonra ekmeğe kolayca sirayet eder. Ekmek dediğin de Türkiye’nin en temel gıdası. Etsiz belki olur ama ekmeksiz asla. Hatta Türkiye kişi başına ekmek tüketiminde dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri.

- Durum böyle olunca ekmek üretmek aslında ticaretin yanı sıra bir kamusal görev de. Bu işi yapanların ticaret kesiminin diğer aktörlerinden önemli bir farkı burada. Bu sektörde yüksek kâr olmaz. Yapılan iş kamusal bir iş artı ticaret. Bu nedenle ticari kârın sınırda ve dengeli olması gerekir.

- Bu dengenin şaştığını ise belediyelerin halk ekmek fabrikaları ile özel fırınların fiyatları arasındaki büyük farktan anlıyoruz. İstanbul Halk Ekmek’in 300 gramlık ramazan pidesi 75 kuruş. Özel sektörün 350 gramlık pidesi 1.8 lira. Ekmek fırınlarda 1.25 lira, Halk Ekmek’te 85 kuruş. Halk Ekmek zarar eden bir kuruluş da değil.

- Sorun fırınların sayısının fazlalığında, kapasitenin tam kullanılamamasında, ölçeklerin küçüklüğünde ve bu nedenle birim başına üretim maliyetinin yüksekliğinde yatıyor. Kamu çıkarı adına fırınlara yeni bir düzenleme getirilmeli ve konsolidasyona gidilmeli.

SON UÇ: “Üzüm üzüme baka baka kararır.” Türk Atasözü

Yukarı