TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Trump’ın sallanan koltuğu piyasalara cansuyu

 

Mayıs ayının son üç işgünü kaldı. Eğer üç günde dramatik fiyatlamalar gündeme gelmezse hemen her yıl gerçekleşen mayıs ayı satışları ötelenmiş olacak. Halbuki kâr realizasyonuna bahane olacak olay ve gelişmeler fazlasıyla vardı. Mesela ABD Başkanı Donald Trump’ın sallanan koltuğu, yine Trump’ın ekonomiyi canlandıracak reformlarının güme gitmesi, Kuzey Kore gerilimi gibi. Ama bunlar satışları tetiklemeye yetmedi.

Çünkü, küresel piyasalar bol ve ucuz paraya öylesine alışmış ve öylesine bağımlı hale gelmiş ki, Trump’ın başkanlığının riske girmesini, ABD büyümesinin ve dolayısıyla faiz artışlarının önünde bir engel olarak değerlendirdiler. Paranın kokusunu aldılar.

Trump’ın başkanlığı sürdürüp sürdürmeyeceği konusunda oluşan belirsizlik ekonomi ve piyasalar için başlı başına önemli bir gelişme.

Böylesi bir belirsizlik ortamında koltuğunun derdinde olan bir siyasetçinin reformları gündeme getirmesi, Kongre’den geçirmesi ve uygulamaya koyması, inandırıcı ve başarılı sonuç alması ihtimali de önemli ölçüde düştü.

Reformlar gündeme gelmeyecekse ABD ekonomisinin büyümesini yüzde 2’den yüzde 3’e çıkarması ihtimali çok zayıflıyor. Buna bağlı olarak enflasyon yaratması da zorlaşıyor.

Bütün bunlar da ABD Merkez Bankası’nın faiz artırım hızını kesiyor. Sallanan başkanlık koltuğu nedeniyle büyümenin artmayacağı gerçeği ortadaysa FED de faizleri yavaş yavaş artırır. Bu yıl için bir ara beklenti 4 artırıma gidileceği yönündeydi. Sonra beklenti üçe çekildi. Ancak mayıs ayı içinde Trump faktörü nedeniyle bu beklenti ikiye doğru düşüyor. Hatta haziran ayında FED’in faiz artıracağından artık piyasalar emin değil. Pas geçilme ihtimali de gündeme girdi.

Faiz artış hızı düşecekse, FED’in bilanço daraltma ve likiditenin miktarsal olarak da azaltılması yoluna gitmesi ağır olacak demektir. Bu yıl yerine gelecek yıla ertelenebilir. Bütün bunlar piyasalar için para kokusu demektir. 2008’den beri olan bol ve ucuz paraya devam etmek demektir. Çünkü halen AB ve Japonya merkez bankaları parasal genişlemeyi sürdürüyor.

Piyasaların cansuyu haline gelen küresel likidite azalmayıp aksine artmaya devam edeceği bir ortamda 2009’dan beri devam eden piyasa eğilimleri de kendini sürdürüyor.

Asıl rahatlama ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde görüldü. Mart ortasında yüzde 2.6290’a kadar yükselen faizler 26 Mayıs’ta yüzde 2.25’e geriledi.

Buradan başlayan bir rahatlama hisse senedi Borsalarını destekledi ve mayıs ayında satıp tatile gitmenin önünü de kesti. Malum Trump etkisi bu ay içinde ortaya çıktı.

Trump sadece mayıs ayını şaşırtmakla kalmadı. Kasım ayından itibaren finansal piyasaları pozitif etkiledi. Şimdi bunun yönü değişmeye aday. Böyle bir belirsizlik ortamında piyasaların sevip sarıldığı şey paranın kendisi. Ancak öyle anlaşılıyor ki Trump yılın geri kalan döneminde de şaşırtmaya devam edecek.

Teşvikler ve KGF kredileriyle önce ekonomiye doping, sonra Borsay

İstanbul Borsası negatif ayrışma eğilimini geride bıraktı, artıkdünya borsaları ile aynı yörüngede hareket ediyor. Borsa Endeksi 100 bine dayandı. Büyük aracı kuruluşlar borsada hedef büyüttü. Artık çoğu 100 endeksin geçileceğini tahmin ediyor.

Mayıs ayının pozitif bir eğilimle atlatılması momentumun gücünü gösteriyor ve bu çerçevede gelişen ülkelere yönelik sermaye akımları gücünü koruyabilir. Dışarıdan sermaye girdiği sürece borsa yukarı gidişini sürdürebilir. Bu anlamda 100 bin endeks sadece yerli yatırımcı tabanı için bir psikolojik eşik değeri taşır. Ancak piyasanın üçte ikisinin de yabancı yatırımların kontrolünde olduğunu belirtelim.

Dışarısının destekleyici hareketi yanında içeride şirket kârları iyi. Kurulacak hükümet yeni bir ekonomik atılıma hazırlanıyor.

Kredi Garanti Fonu’ndan kullandırılan kredilerin riski kamunun üzerinde. Bu riskin toplam tutarı 17.5 milyar lira. Ama yarattığı etki çok daha büyük. Hem bankaları rahatlattı hem de şirketleri batmaktan kurtardı. Ekonomide belli bir canlılık yarattı.

KGF kredileri ile diğer teşvikler, ekonomiyi kriz olmasa da durgunluğa girmekten kurtardı. Şirketler kesiminin ve hanehalkının güveni yerine geldi. Kendi kaderleriyle baş başa kalmayacaklarını gördüler. Aksayan çek, senet ve kredi ödemeleri yeniden hızlandı. Bu anlamda teşvikler ve KGF kredisi ekonomiye doping etkisi yaptı.

Borsanın yükselişi de bu doping etkisinin bir yansımasından ve yurtdışından sermaye girişinden ibaret. Nereye kadar gideceğini de yine küresel piyasaların durumu belirleyecek. Şimdilik tek başımıza pozitif ayrışacak güçte değiliz.

 

Yukarı