TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Borçlanmada ‘iç’erdeyiz

 

Geçen yılın üçüncü çeyreğinde daralan ekonomiyi canlandırmak amacıyla düzineyle teşvik kararları açıklandı. Kredilerden sosyal güvenlik primlerinin ötelenmesine, vergi indirimlerinden zora düşen sektörlerin kamusal yükümlülüklerinin ertelenmesine, istihdam teşviklerine kadar pek çok önlem geçtiğimiz aylarda yürürlüğe girdi. İstenen sonuç da alınmaya başlandı. Çünkü geçen yılın 4. çeyreğinde yüzde 3.5 artıya geçen büyüme bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 5’e yükseldi.

- İkinci çeyrek büyümesi için beklentiler daha da yüksek. Yılın tamamında büyüme tahminlerinin yüzde 4-5 aralığında toplandığını görüyoruz. İşsizlik oranları da ocak ayında yüzde 13 ile tavan yaptıktan sonra iki aydır geriliyor. Martta yüzde 11.7’ye inen işsizlik oranının haziranda yüzde 10’un altına inebileceğini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu söyledi.

- Ancak bunlar madalyonun parlak yüzü. Ekonominin gazına basılmasının ciddi bir maliyeti de ortaya çıkıyor. Örneğin 5 aylık bütçe sonuçlarına göre bozulma ciddi boyutta. Çünkü 5 aylık faiz hariç giderler yüzde 22.9 artarken, bütçe gelirleri yüzde 10.5 yükseldi. Sonuç ise geçen yıl 9 milyar liralık bütçe fazlası oluşmuşken bu yıl 11.5 milyar lira açığa düşülmüş.

- Artan bütçe açığının finansman şekli ise borçlanma. Hazine yıllık dış borçlanma programını doldurdu bile. 6 milyar dolarlık dış borçlanma hedefleyen Hazine yılın ilk yarısı bitmeden 7.4 milyar dolarlık borçlanmayı gerçekleştirdi bile.

- Asıl büyüme ise iç borçlanmada oluyor. Hazine bu yıl 98.1 milyar lira iç borç servisine karşılık 96.2 milyar liralık yeniden borçlanma yapmayı programlamıştı. Buna göre borç çevirme oranı yükselmekle birlikte yüzde 100’ün altında, yüzde 98 olacaktı. Ancak beklenmedik bütçe açıkları ve artan finansman ihtiyacı karşısında bu hedeften şaşılıyor. Hazine dünkü borçlanmayla haziran ayını kapattı. 15.4 milyar liralık yeni borçlanmaya giden Hazine 11.6 milyar lira da borç geri ödemesi yaptı. Haziranda borç çevirme oranı yüzde 141 gibi alışmadığımız oranda yükseldi. Yılın ilk yarısında ise 54.6 milyar liralık iç borç geri ödemesi yapılırken 61.8 milyar liralık yeniden borçlanmaya gidildi. Bu da yüzde 113.2 toplam borç çevirme oranına çıkıldığını gösteriyor.

- Bu oranda yüksek borç çevirmeye 2001 krizi sonrasında rastlanmıyor. Çünkü 2002 sonrasında borç çevirme oranı tek bir kez, o da küresel kriz ortamı olan 2009’da yüzde 100’ün üzerine çıkmıştı. Yüzde 103.5’e kadar çıkan bu oran, kamu harcamaları frenine erken basılmasıyla tekrar düşüşe geçmişti. Şimdi mali teşvikleri azaltacak ya da geri alacak kadar ekonomi düzeldi mi bilmiyoruz. Ama mali teşviklerin yılın ikinci yarısında sürmesi halinde bu yıl bütçe açıklarının yükselmesi kesinleşecek.

- Vergi indirimleri ile sosyal güvenlik teşviklerinin süresi yılın son çeyreğinde bitecek. Özel sektörün öncelikle bu yükü göğüsleyip göğüsleyemeyeceği önemli olacak. Ancak ne olursa olsun teşvik önlemlerinin 45 milyar lira kadar kalıcı bir etkisi olacağını Maliye Bakanı Naci Ağbal açıkladı.

- Yüksek bütçe açığı da yüksek borçlanma ile finanse edilecek. Borçlanma artışı zaten Hazine boçlanmasında belli bir faiz yükselmesini beraberinde getirdi. Yılın 5 aylık döneminde oluşan Hazine ağırlıklı ortalama faiz oranlarının çift haneye çıktığını ve buralarda kaldığını görüyoruz. Hazine ihalelerinde oluşan ağırlıklı ortalama faz yüzde 11 civarında oluştu. Halbuki bu oran en son 2009 yılında çift haneliydi ve sonraki yıllarda küresel çapta faizlerin düşmesinin etkisiyle tek haneli rakamlara inmişti. 2003’te yüzde 40.21 olan faizin 2013’te yüzde 8’in altına inmesinde küresel konjonktür yanında mali disiplinin etkisi de büyüktü.

- 2013 sonrasında faizin yeniden yükselişe geçmesinde küresel piyasalarda ve sermaye hareketlerinde yaşanan yüksek dalgalanmanın etkisi var. Bu dalga biterken de, bizim yüksek enflasyon ve ardından büyümekte olan bütçe açıkları devreye girdi. Dünyada Hazine tahvil faizleri yatay seyrederken, Türkiye’de ılımlı bir artış eğiliminde. Düşük iç borçluluk oranı bir yerde koruyucu etki yapıyor. Pozitif etkinin sürmesini istiyorsak iç borçlanmayı reel anlamda artış eğilimine sokmamamız gerekiyor.

SONUÇ: “Kader, hayır diyor.”

Vergilius

 

Yukarı