TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Borsada yabancı ne derse o

 

İstanbul Borsası’nın 1986’da yeniden düzenlenerek açılmasından bu yana hisse senedi endeksi bayram öncesinde ilk kez 100 bini geçti. 1997 yılı başında yakaladığı ama erken çift sıfır atılmasından dolayı 100 bin endeksi göremeyen Borsa İstanbul bu fırsatı 20 yıl sonra yeniden yakaladı. Aslında çift sıfır atmak 100’ü bire indirmek ve 20 yıl sonra yeniden 100’ü yakalamak demek. Aradan geçen zamanda çok yüksek enflasyon yaşadığımızın bir resmi bu.

- Çünkü enflasyondan arındırılmış ya da dolar bazında İstanbul Borsası’nın seviyesi yüksek değil. Eşdeğer gelişmekte olan ülke Borsalarına oranla fiyatlar hâlâ üçte bir düzeyinde düşük. Bunun için de 100 bin endeksin yerine dolar bazlı endeksin grafiği yer alıyor.

- Bu grafik bize diyor ki, borsa, taban fiyatlarından yaklaşık yarısı kadar yukarıda. Geçmişteki büyük yükseliş hareketlerine göre borsa yarı yolu henüz geçmiş.

Bu durumda önümüzdeki dönem daha gidecek çok yol var mı?

- Geçmiş eğilimlerin tekrarlanacağının garantisi yok. Ama daha fazla bir ihtimalle borsa geçmişteki tepe noktasına yaklaşacaksa dolar bazında yüzde 75 prim anlamına gelir ki, bundan sonra piyasaya gireceklere de yüksek kazanç vaatedebilir.

Bunun yanıtına birkaç tespit yardımcı olabilir.

- Bir kere bizim piyasa yabancı hâkimiyeti altındadır. Nitekim borsa endeksi 100 bini kırarken de yabancıların alımları etkiliydi. Son veriler borsada yabancı payının uzun süre kıramadığı yüzde 65 sınırını geçtiğini ve küresel krizden beri yüzde 65.2 oranı ile en yükseğine çıktığını gösteriyor.

- Yabancı yatırımcı işe 100 bin endeks diye bakmaz, Türkiye borsası yüzde 32 iskontolu diye bakar. Türkiye ve şirketler üzerindeki riskle bunu karşılaştırır.

- Yabancı yatırımcıların bu karşılaştırmayı yapabilmesi için gerekli şart, küresel risk iştahının yüksekliğidir. Biz bu iştahı en net biçimde sermaye akımlarından izleriz. Küresel likidite bol ve faizler düşükse, ufukta enflasyon gözükmüyorsa sorun yok. Üstüne bir de küresel ekonomide toparlanma ekleniyorsa 2017’deki gibi sermaye akımları hızlanır.

- Son verilere göre gelişmekte olan ülkelere bu yılın 4 ayında 290 milyar dolarlık sermaye akımı gerçekleşmişti. Bu rakamın yılın tamamında 970 milyar dolar olacağını sermaye hareketlerini izleyen Uluslararası Finans Kuruluşu IIF tahmin ediyor. Gelecek yıl ise sermaye akımlarının 1 trilyon doları aşacağı bekleniyor.

- Bu, üç yıllık aradan sonra küresel sermaye hareketlerinin yeniden pozitif olması ve trilyon dolarlık net bir akıma dönmesi demek. Çin dahil gelişen ülkelerden 1980 sonrası ilk kez net bazda 2014’te 111, 2015’te 735 ve 2016’da 335 milyar dolarlık sermaye çıkışı olmuştu.

-2017’de hem gelişmiş hem gelişen piyasaları rekorlara taşıyan ve güzelleştiren ana etken de sermaye girişlerindeki artış oldu.

- Küresel çaptaki sermaye akımı dopingi etkisiyle oynaklıklar ve riskler tarihi düşük düzeylerde. Korku endeksi VIX’in 10’un altını görmesi, ülke riskleri göstergesi olan CDS’lerin düşmesi de bundan.

SERMAYE AKIMLARI İYİ, ANCAK HER ŞEY TOZ PEMBE DE DEĞİL

-Ancak tehlike ve risk anlamında yaşanan durgunluğu hayra yormak zor. Adeta fırtına öncesi sessizliği andıran bir hava hâkim küresel piyasalarda.

-Bu görüşte olanlardan biri de uluslararası yatırımcı George Soros’un eski ortağı Jim Rogers. Geçen hafta başında Business Insider’a konuşan Rogers ”Bu yıl sonunda veya gelecek yıl tüm zamanların en büyük piyasa çöküşünün yaşanacağı” öngörüsünde bulundu. Rogers şöyle dedi: “2008’de İzlanda iflas etti, herkes şaşırdı. Onların bir piyasası var mı diye soranlar oldu. Daha sonra İrlanda ve Bear Stearns çöktü. Daha sonra da Lehman Brothers. Döngü her zaman böyle. Her zaman bakmadığımız yerde gelişir. 2008 krizindeki gibi, patlama hiç beklenmeyen bir ülkeden gelecek. Devletlerin iflas ettiğini göreceksiniz. Batı medeniyetleri çökecek. Hayatınız boyunca yaşayacağınız en büyük çöküş olacak.”

-Jim Rogers benzer keskinlikteki tahminlerini 2013 ve 2014 yılları için de yapmıştı. Öngörüsünün kısmen çıkmasına FED’in 22 Mayıs 2013’teki açıklaması büyük katkı yaptı. Ancak 2017’ye gelinmesine karşılık piyasalar hâlâ 2009’da başlattıkları genel toparlanmayı sürdürüyor.

-2008 sonrası küresel piyasalar, iktisat teorilerinin dışında, kendini kanıtlamamış bir yeni zemin üstünde yükseliyor. Alınan sonuca göre ekonomi teorileri ya yeniden yazılacak ya da Rogers’ın belirttiği gibi, büyük hezimetle sonuçlanacak. O aşamaya kadar zamanımız var. Bir Rus atasözünün dediği gibi, ”Fırsat kapıyı çalarken, tehlike köşe başında bekler.”

 

NOT VE KÂR DÜŞÜŞÜ 5.1 DOLARLIK TEPEYE ÇIKMA YI ZORLAŞTIRIYOR

Sermaye akımlarının artarak sürdüğü bir küresel ortam en çok Türkiye gibi kendini dışarıdan fonlayan ekonomilere yarar. Yabancılar İstanbul Borsası’nda alıma devam ettiği sürece borsa yükselir. Çünkü karşılarında kendi güçlerine eşdeğer güç yok. Yapılacak her iki alıma karşı bir satış işe yaramaz. Bu nedenle sermaye akımlarının yönü ile borsanın yönü benzeşecek.

- Ancak içeride şirket ve bankaların da serbest piyasa kuralları ile çalışmaları şartıyla. Bu kurallardan ne kadar sapılırsa İstanbul Borsası da o ölçüde iskontolu işlem görmeye devam edebilir.

- Bu çerçevede geçmişte iki kez ulaştığımız 5.1 dolarlık borsa endeksleri ancak uzun vadede görülebilir. Çünkü yatırım yapılabilir kredi notunu kısa zamanda geri kazanamayız. Yılları alacak bir toparlanma ve performans göstermemiz gerekecek.

- Bankalar geçmiş dönemdeki gücüne ve kârlılıklarına da ulaşamayacaklar. Çünkü kredi faizlerini de, mevduat faizlerini de belirlemede baskı altındalar. Parayı kazanacakları başka yer yok. Özsermaye kârlılıkları sanayi şirketlerinin altında seyrediyor.

- Sanayi kesimi ise ancak ihracat artışının devamı halinde kapasitesini kullanıp kârlılığını artıracak. İhracat artışı da Avrupa ekonomilerinin büyümesiyle yakından ilgili.

- Banka ve şirket kârlılıklarının geçmiş 5-10 yıla göre azalması ve ülke reytinginin yatırım yapılabilir düzeyin altına düşmesinin etkisiyle 5.1 dolarlık rekor düzeyi yakalamak zor olabilir. Bugünkü 2.85 ile 5.10 arasında orta yerlerde yeni bir tepe noktası daha mümkün görünüyor.

 

Yukarı