TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Cari açık büyüyor sıcak parayla finansman da artıyor

 

Yılın ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüdük. Kredi artışının, vergi teşviklerinin ve durulan kur artışının etkisiyle yılın ikinci çeyreğinde büyümenin biraz daha yukarı çıkacağı, üçüncü çeyrekte de baz etkisiyle bu yükselişini sürdüreceği tahmin ediliyor. Son çeyreğe ilişkin beklentiler biraz karışık. Teşvik önlemlerinin vadesi dolacak.

- Üretimin ithal hammaddeye bağlı olmasından dolayı her büyüme döneminde olduğu gibi, cari açık büyüyor. Mayıs ayı cari açığı beklentilerin üzerinde artarak 5.2 milyar dolara yükseldi. 5 milyar sınırını geçen aylık cari açığı en son Ocak 2016’da görmüştük.

- Yılın 5 aylık dönemindeki açık da 16.8 milyar dolara çıkarak yüzde 20 arttı. Mayıs sonu itibarıyla son bir yıllık cari açık da Mayıs 2016’daki 27.5 milyar dolardan bu yılın aynı ayında 35.3 milyar dolara çıktı, artış yüzde 28 düzeyinde.

- Seyahat gelirlerinin son bir yılda yüzde 25 kayıp yaşamasına karşılık bu yılın 5 ayında kısmen toparlanmasının gerisinde seyahat giderlerinin milyar dolara yakın azalması etkili oldu. Doğrudan yatırımlarda sınırlı bir gerileme söz konusu.

- Açığın finansmanı daha çok portföy yatırımları yoluyla gelen paraya kaldı. Nitekim 5 ayda borçlanma senetleri yoluyla Türkiye’ye giren sermaye tutarı 11.6 milyar dolara yükseldi. Buradaki artış yüzde 66 düzeyinde.

- Portföy yatırımlarının toplamı ise yüzde 78.5 büyüdü. Burada da yurtdışında varlık ediniminin azalmasının ve hisse senetlerinden gelen finansmanın etkisi var.

- Açık, kayda değer düzeyde büyüdü ve bunun finansmanı da giderek daha çok kısa vadeli portföy yatırımları yoluyla yapıldı. Büyümeyi hızlandırmanın en büyük bedeli bu.

BİLGİ AĞACI: OKAY GÖNENSİN

Okay Gönensin muhabir, yönetici ve yazar olarak en uzun süreyle çalıştığım medya yöneticisiydi. Meslekten en çok hazzı onunla çalıştığım dönemlerde aldım. Üzerimde emeği ve etkisi çoktur. Meslekte bir varlık gösterebildiysek onun bize sağladığı ortamın, özgürlüğün ve doğru yönlendirmelerin sayesindedir. “Bak şekerim” dememesine çok dikkat ederdik. Çünkü bilirdik ki, bu kelimenin ardından gelecek sözleri ve cümleleri bizim için hiç hayırlı olmayacaktır. Çok kitap alırdı, çok okurdu ama kısa ve özlü yazardı.

Net ve vurgulu ifadelerle yaptığı kısa siyasi analizleri ve hayvanlar üzerinden hikâyelerini hiç kaçırmadım. Hayvan hikâyelerini bu yıl bir kitapta topladı. Oradaki “Ölümsüzlük Ağacı” hikâyesini aktararak kendisine veda etmek isterim.

“Çok güçlü bir padişah, gözünü en son noktaya, ölümsüzlüğe dikmişti. Bir gün inandığı bir kişi padişaha şöyle dedi:

- Hindistan’da bir ağaç varmış, onun meyvesinden yiyen ne hastalanırmış ne de ölürmüş...

Padişah buna inanmaya hazırdı, inandı. Güvendiği bir adamını Hindistan’a gönderdi. Bu akıllı adamın görevi tabii ki ölümsüzlük ağacını bulmak ve meyvesini padişahına getirmekti. Hindistan’da ayak basmadık yer bırakmadı. Ölüm tehlikeleri dahi atlatarak bu ağacı sordu durdu ve böylece yıllar geçti.

Ama sadakatin de bir sınırı var. Sonunda hiç kimsenin bilmediği, görmediği ölümsüzlük ağacını aramaktan yıldı. Ne yapacağını düşünürken, bulunduğu yörede çok saygı gören bir bilgin olduğunu duydu. Evine dönmek için yola koyulmadan önce bu bilgini görmesinin doğru olacağını düşündü. Bilginin huzuruna alındığında yıllardır neyin peşinde dolaştığını söyledi. Bilgin hiç düşünmeden konuştu:

- Sen sadık ve iyi bir insansın. Bunca yıldır eziyet çekmen senin kabahatin değil, tam tersine senin erdeminin yüzündendir. Sen, sana verilen görevi sonuna kadar yapmak için çalıştın. Şimdi var git padişahına söyle ki, bu ağaç vardır ama görünmez bir ağaçtır. Kocaman, binlerce dalı, on binlerce yaprağı olan, uçsuz bucaksız denizleri andıran bir ağaçtır. Güneş kadar parlak ve güçlü, dünya kadar eskidir. Ama her gün beslendiği için sonsuza kadar genç kalacaktır. Bu görünmeyen ağaç bilgi ağacıdır. Söyle padişahına, insanı gerçekten ölümsüz kılan, bütün hastalıklardan kurtaran tek şey bilgidir. Bir insanın ne kadar bilgisi varsa o insan o kadar ölümsüzdür, o kadar sağlıklıdır.”

 

Yukarı