TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dünyadan gelen düğün bayram

 

ABD ve Türkiye merkez bankaları faizleri değiştirmeme kararı verdi.

FED’in faiz oranlarını değiştirmesi zaten beklenmiyordu. Ama açıklamasında “enflasyonun yüzde 2’nin altına inmesinin pek geçici olmadığını kabullenmesi ve bilanço küçültmeye başlamada hızlı davranmayacağının algılanması” piyasaları pozitif etkiledi. Risk iştahı arttı ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımları güçlendi. Zaten son aylar ve haftalarda pozitif eğilimde olan küresel piyasalar iyice coştu.

- FED’den güvercin mesajların algılanması karşısında dolar elbette zayıflamaya devam etti. Dolar Endeksi 93.152’ye inerek son 13 ayın en düşük düzeyini gördü. Euro/Dolar paritesi de 1.1776 ile 2014 sonrasının en yükseğine çıktı.

- Doların zayıflamasına paralel olarak gelişmekte olan ülkelerin paraları da değerlendi. JP Morgan gelişen ülke kurları endeksi uzun bir aradan sonra ilk kez 70 bini buldu ve 70.184’e kadar yükseldi. Buna paralel Dolar/TL de 3.52’ye kadar indi.

- Zayıflayan dolar karşısında emtia fiyatları da yükseldi. Brent Petrol 51.39 dolara kadar yükselirken bakır fiyatları 6.378 dolara çıktı. Bakırın son üç günlük değer artışı yüzde 6.5’i buldu. Bakırda fiyat artışının gerisinde Çin’in kısıtlama koyduğu ithalatı yeniden açacağına yönelik söylentilerin etkili olduğu belirtiliyor.

- Altın fiyatları da 1265 dolara kadar yükselirken gelişmekte olan Borsaların değerini ölçen MSCI Endeksi 1.067 puanla Eylül 2014’ten bu yana en yüksek düzeyine çıktı. Bu düzey aynı zamanda gelişmekte olan Borsaların 4. en yüksek seviyesini oluşturuyor.

- 2009’dan bu yana en iyi yaz dönemini geçiren küresel piyasalar AB Merkez Bankası’nın ardından FED’in güvercin tutumu sonucu tam bir düğün bayram havasına girdi. Haydi hayırlısı.

KREDİLER REKORDA, MALİYE POLİTİKASI GEVŞEK, DAHA NE OLSUN

Bizim Merkez Bankası’nın kararı da beklendiği gibiydi. Kimse TCMB’den faiz indirmesini istemedi ve bu yönde baskı yapmadı. Zaten daha önceden yaptığı açıklamalar ile tutumunu ortaya koymuştu: “Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir.”

- Haziran ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 10.90. Çift haneli ve yüksek. Üstelik düşüş yaz meyve sebzelerinden dolayı. Bu durumun temmuzda da sürmesi beklenir. Çünkü kendine özgü koşullardan geçen yılın temmuz ayında fiyatlar yüzde 1.16 düzeyinde sıçramıştı. Bu yıl ise baz etkisi devreye girecek ve düşen meyve sebze fiyatlarıyla yıllık enflasyon tek haneye inebilir.

- Ama devamındaki aylarda yeniden çift haneyi görme ihtimali yüksek. Enflasyonun da çift haneli oranların hemen başlangıcında fazla kalıcı olmaması lazım. Çünkü yurtiçi talebin yüksek olduğu bir konjonktürde alışkanlık yapar ve daha yukarı gitmeye devam eder. Bu açıdan hükümetin de, TCMB’nin de yıl sonu için tek haneye inmeyi net bir hedef olarak kendilerine koyması önemli.

- Kaldı ki faizin indirilmesinin pek de anlamı olmayacaktı. Ya da bu indirim biraz da yangının üstüne körükle gitme gibi olacaktı. Çünkü, Kredi Garanti Fonu aracılığıyla tarihin en yüksek kredi artışına gidildi. 206 milyar lira kredi artışı sağlandı. Toplam krediler tarihinde ilk kez 2 trilyon lirayı geçti. Bu krediler için de bankalar kaynaklarını sonuna kadar kullandı, hatta mevduat yarışına tutuştular ve bu yarışı kesmek için hükümet farklı kanallardan devreye girdi. Böyle bir ortamda parasal otoritenin faizi düşürmesi, paraya yeni talep yaratarak amaçlananın tam tersi sonucu doğurur ve faizlerin yükselmesine yol açabilirdi.

- Ekonominin canlanması için vergi politikaları zaten büyük ölçüde devreye girdi. Bu çerçevede KDV indirimlerini, sosyal güvenlik ödemelerinin ertelenmesini, hatta son olarak Kurumlar Vergisi’nin düşürülmesi tartışmasının Maliye Bakanı tarafından başlatılmasını sayabiliriz. Maliye ve kredi politikası bu denli gevşek ve enflasyon da yüksekken, para politikasının hükmü giderek azalıyor. Ama yine de sıkılaştırılması veya gevşetilmesinin sinyal etkisi olabiliyor.

Sonuç: “Sabırsız kişi iki kez bekler.”

Mark Günnis

 

Yukarı