TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Borsadaki yalpalama neyin nesi?

 

İstanbul Borsası 11 Ocak’tan bu yana küresel sermaye hareketlerinin pozitif etkisiyle sürdürdüğü çıkışında son iki gündür yalpalamaya, sağa sola sapmaya, yan çizmeye başladı. Bir günde yüzde 2.4’e varan düşüşten hemen trendin kırılması gibi bir sonuç çıkarmak için çok erken. Ancak ikinci gün de yoğun satışların alıcılara rağmen sürmesi, işlem hacmi ve işlem miktarı rekorlarının kırılması momentumun güç kaybına ve dönüş işareti verdiğine yorulur.

Üstelik yüzde 2.4’lük günlük düşüş 2017’de ilk kez gerçekleşiyor ve satıcıların daha çok yabancılara aracılık yapan kurumlardan gelmesi, alımlarıyla Borsanın yükselişine yol açan “herif” rumuzlu yabancı veya algoritmik işlemleri yapanların bu kez satışa geçtiği söz konusu ediliyor.

Yurtdışında ise böyle güçlü satıcılı bir hava yok. O zaman iki seçeneği düşünmek gerekiyor. Birincisi hareket yurtiçi gelişmelerden kaynaklıdır. Türkiye’nin siyasi, ekonomik veya jeopolitik durumunda negatif bir haber veya gelişmeyle ilgilidir ki, erken seçimin işlenmeye başlanması bunlar arasındadır.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in dün “Gümrük Birliği’ni güncellemeyi düşünmüyoruz” açıklaması da Türkiye açısından çok önemlidir. Eğer Almanya seçimlerinden sonra tutumunu değiştirmeyecekse. Çünkü güncelleme ile her iki taraf da önemli ekonomik kazanımlar elde ediyor. Türkiye’nin GSYH’sı yüzde 1.9 artarken, AB’ye ihracatında yüzde 24, toplam ihracatında yüzde 15 artış, enflasyonunda ise 1.5 puanlık azalma olacağı bekleniyor.

Borsanın ilk düşüşünün olduğu gün bayram tatilinin 10 güne çıkarılması netleşti. 10 gün uzun bir zaman. 26 Ağustos’ta başlayıp 4 Eylül’de son bulacak tatilde risk almayıp satışta erken davrananlar olabilir.

Borsanın gerilemesinde ikinci seçenek küresel yatırımcıların satışlarına Türkiye’den başlamasıdır. Eğer bu seçenek gerçekleşiyorsa, önümüzdeki günlerde gelişmekte olan piyasalar ve ardından gelişmiş piyasalarda benzer hareketleri görebiliriz, işler karışacak demektir. Bunun kaynağı da küresel çapta negatif gelişmelerin gündeme geleceğinin beklenmesi yanında kâr realizasyonları da olabilir.

Unutmayalım ki İstanbul Borsası, MSCI Endeksi ile yani yabancıların dikkate aldığı ve kârlarını kolaylıkla izleyebildiği bir endeksle 7 ayda yüzde 57 arttı. İstanbul Borsası yabancıların son dönemde en çok kâr elde ettiği borsa. Bu nedenle kâr realizasyonuna da buradan başlıyor olabilirler.

Bitişikte yer alan grafikten de izlenebileceği gibi, 11 Ocak’ta 281’den 7 Ağustos’ta 441’e çıktı ve yüzde 57 değerlendi. 15 Ağustos’taki değeri de aynı düzeye çok yakındı. BİST 100 Endeksi’nin dolar kuruna bölünmesiyle bulunan dolar bazlı endeks ise 1.98 dolardan 3.12 dolara yükseldi. Artış yüzde 57.5. Yani iki endeks tam bir paralellik arz ediyor.

Borsadaki yüzde 57’lik artış geçmiş 3.5 yılda yüzde 61.7’ye varan düşüşün ardından geliyor. Bir anlamda o düşüşe verilen bir tepki veya düzeltme olarak da bakılabilir. Bu düşüş döneminde 2014 yılında yüzde 50’yi bulan başka bir yükseliş daha gerçekleşmişti. Dolar bazında bakınca borsanın daha gidebileceği yol var. Önceki büyük yükselişler 5 doların üzerinde son buldu. MSCI ile 700’ün üzeri demek. Eğer BİST’in bu hareketini küresel piyasaların geriye dönüşü izlerse, ocak ayındaki trende ara verilir. Küresel hareket yeni bir küresel krize dönüşmedikçe de, BİST’teki ara verme döneminin ardından, uzun vadeli yükseliş trendi eninde sonunda tamamlanır.

SONUÇ: “Irmağı takip eden, denizi bulur.”

Belçika Atasözü

Yukarı