TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yabancı oynar, Türk bakar

 

Yabancı futbolcu ala ala sonunda Süper Lig’i de, milli Takım teknik direktörlüğünü de yabancılara terk ettik. Fatih Terim’den sonra Türk Mlli Takımı’nın direktörlüğüne getirilen Mircea Lucescu maçlarda yerli oyuncuları seyretmiş. Ama izlediği maçlarda takımların çok fazla yabancı futbolcu oynatmasından şikâyetçi ve “En fazla 3 Türk oynatılıyor. Ben sahada kimi izleyeceğim. Hangi bölgeye kimi alacağım. Bu durum sıkıntı yaratabilir” dedi.

Geçen hafta Süper Lig’de oynayan futbolcuların sadece 62’si yerli, 136’sı ise yabancıydı. Yerli oranı yüzde 31 ya da Süper Lig’de oynayan futbolcuların yüzde 69’u, yani üçte ikiden fazlası yabancı uyruklu, ithal.

18 takım içinde yerli futbolcuların çoğunlukta olduğu tek takım, 5’e karşı 6 oyuncuyla Akhisar Belediye. Diğer 17 takımda yabancılar çoğunlukta. Bitişikte koyduğumuz tablodan da izlenebileceği gibi, Göztepe’de 10, Galatasaray, Alanyaspor, Antalyaspor’da 9’ar futbolcu yabancı. Takımlardaki toplam yabancı futbolcu sayısı ise 236. Yetişmiş 236 insan, bu toplumda çok yüksek ücretleri alıyor.

Nereden nereye geldik? Yerli ağırlıklı kaldığımız 90’lı yılların ardından Dünya Kupası’nda kazanılan üçüncülüğümüz vardı. Türk futbolcular gereksiz biçimde pahalı, teknikleri ve disiplinleri zayıf, uluslararası tecrubeleri az denilerek yabancı futbolcu ithalatına başlandı. Yabancılar yerlilere örnek olacak, Türk futbolu da gelişecekti. Giderek artan yabancı futbolcu sayısına rağmen çöken Türk futboluyla karşılaştık. Yabancı oranı ve sayısı arttıkça Türk futbolu geriledi. 

Artık her takım 14 yabancı futbolcuyu kadrosuna alabilir, isterse sahada 11 futbolcunun 11’ini de yabancılardan oynatabilir. Süper Lig’de de böyle olmaya başladı. Yabancılar bütün mevkilerde oynamaya başlayınca, yerlilere oynayacak, kendini gösterecek alan da kalmadı, kendilerini yetiştirecek neden veya gerekçe de. Zaten altyapıya önem veren de yok. İthal et futbolcuyu, hem aracılık payın yüksek olur, hem de taraftarın gönlünü hoş tutarsın.

Nasılsa bunun etki analizi yapılmıyor, topluma net bazda yararı mı yoksa zararı mı olduğu hesap edilip müdahale edilmiyor. Bir zamanların futbolcu yatağı haline gelen Trabzonspor bile geçen hafta 5 yerli futbolcuya karşılık 6 yabancı oynatmış.

Bu toplumda en yüksek paraları da ithal futbolculara ödüyoruz. Vergileri ise son derece düşük. Toplam 236 yetişmiş insana çok yüksek ücretlerini de, Hakan Özyıldız’ın yazdığı gibi, dolar ve Euro’yla ödüyoruz. Gelirler ise TL’yle. Futbol sektörü Türkiye’nin döviz açığını hiç gereksiz yere büyütüyor, vergi kaybına da yol açıyor.

Yabancı futbolcuların maliyetini, parasını eninde sonunda bu toplum ödüyor. Yabancı oynar ve parasını da alıp gider. Yerli futbolcu gençler ise saha kenarından bakar ve kendilerine sıra gelmesini bekler. Okullardaki gençlerimiz ve çocuklarımız parasızlıktan ve altyapısızlıktan dolayı kendilerini geliştiremezler. Sonuçta milli takımda oynatacak futbolcu sıkıntısı çekilir ve kıt olan kaynakları da heba ederiz. Barajları, HES’leri yaptık, artık “Su akar, Türk bakar” deyişi de değişti.

TARIM DA FUTBOL GİBİ OLMASIN 

Futbolda ithalat gibi yanlış bir yola girerek kaybettik. Bu kayıptan çıkacak en önemli ders ise tarım sektörüne yöneliktir. Futbolda yabancılar girdikçe ve alanı doldurdukça nasıl ki yerliler geri çekildi ve köreldi, tarımda da ithalatın dozunu kaçırırsak aynı sonuçla karşılaşırız.

Böyle bir aşamadan sonra yeniden tarıma ve üretime yönelmek ise öncelikle siyasi iradeyi gerektirir ve çok zordur. Mevcut kuşağın ömrünü tamamlaması, toplumun fakirleşmesi ve yeni kuşağın kırsal kesime çıkmayı kabullenmesi gibi, uzun bir zamanı ve büyük bir dönüşümü gerektirir.

SONUÇ: “Zamanında atılan bir dikiş dokuz dikişin yerini tutar” Japon Atasözü

Yukarı