TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bu kez kamçı iz bırakır

 

“Borç yiğidin kamçısıdır” bırakır sözü doğrudur. Borçlananı iyi koşturur, iyi çalıştırır, ödeyemeyeni, geride kalanı da cezalandırır. Kamçı geride kalanların sırtına iner.

Türkiye hızla borçlanıyor. En azından yılın ilk yarısında böyle oldu. Çünkü en geniş anlamıyla hesapladığımız toplam borçların tutarı yılın ilk yarısında yüzde 10 arttı. Borç yükümüze 399 milyar lira daha eklendi ve stok da 4 trilyon 384 milyar liraya ulaştı. Yıl ortası itibarıyla beklenen GSYH’ye oranı yüzde 158’e çıktı. Hâlâ çok yüksek değil, ama dağılımında sorun var.

Dün yayımladığımız Hakan Özyıldız’ın hazırladığı tablolara biz bugün reel sektörün yaygın biçimde kullandığı çek ve senetle borçlanmaları da ekledik. Resmi borçlanma kalemleri arasında yer almayan ama piyasaların işleyiş mekanizması üzerinde son derece etkili olan çek ve senetlerin ülkemizdeki büyüklüğü de ciddi boyutlarda. Resmi kredi kanalı olan banka kredilerine yakın bir tutar ortaya çıkıyor. Yıl ortası itibarıyla reel sektörün bankalardan kullandığı toplam kredi tutarı 1 trilyon 446 milyar lira.

Buna karşılık reel sektörün bir yıllık bazda ödeyeceği çek tutarı toplamı 760 milyar lira. Bunun yanına 308 milyar liralık senetli borçları da eklersek 1 trilyon 68 milyar liralık çek ve senet hacmine ulaşırız. Reel sektör banka kredileri yanında birbirine böyle bir kredi açmış. Dolayısıyla reel sektörün banka, çek, senet ve dış borçlarının toplamından oluşan en geniş tanımlı borç stoku 2016 sonunda 2 trilyon 731 milyar lira iken bu yılın haziran sonunda 3 trilyon 50 milyar liraya yükseldi. 

319 milyar liralık artış çok kısa sürede yüzde 11.6’lık çok hızlı bir büyüme demek. Bu durumda Türkiye’nin toplam borç stokunun 399 milyar lira artmasında aslan pay yüzde 80 ile reel sektörün. Kamu kesiminin ve hanehalkının borçlanmasındaki artış ise marjinal düzeyde kalıyor. 

Reel sektörün borç patlamasında da ekonomiyi canlandırmak amacıyla kullandırılan Kredi Garanti Fonu kredilerinin payı büyük. Bu fon garantisi ile kullandırılan kredi toplamı 200 milyar lirayı geçti. Şimdi ikinci Kredi Garanti Fonu’nun devreye girmesi tartışılıyor.

Borçlanarak da olsa büyüme iyidir. Dolayısıyla sonucu büyümeye çıkacaksa durumu önemli ölçüde kurtaracağız. Bu açıdan öncelikle yılın ikinci çeyreğindeki büyümeyi bir görelim.

Sonra da toplamı yüzde 10 artan borç yükünün altından nasıl kalkacağımıza bakalım. Eğer reel kesim önümüzdeki dönemde daha verimli ve daha kârlı çalışamaz, yeniden büyüme atağına kalkamazsa, bu kez sırtımızda kamçının izi kalabilir.

KAMU VE HANEHALKI BORCUNDA ARTIŞ VAR AMA SORUN YOK 

İlk yarıdaki toplam kamunun, yani Hazine ile KİT’ler ve belediyelerin borç stoku 47.7 milyar lira artarak 862 milyar liraya çıktı. Toplam kamu borç stokunun GSYH’ye oranı yüzde 31 ile halen düşük düzeyde.

Hanehalkı borçlarında yılın ilk yarısında meydana gelen artış 32.6 milyar lira ve artış oranı yüzde 7.4 düzeyinde. Hanehalkı borçları da düşük. Üstelik bu borçlar TL üzerinden ve sabit faizle. Değişen şartlara göre faizler artırılamıyor. Geri ödeme riski az. Kredi kartında ise risk var. Ama onun da hacmi büyük sayılmaz. Hanehalkı borcunun GSYH’ye oranı yüzde 17.1 ile düşük düzeyde.

Bu iki ana grubun borçlanmasında artış var ama sorun yok, borçlulukları düşük.

SONUÇ: “Borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır.” Türk atasözü

Yukarı