TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dünya gider Mersin’e, biz niye gideriz tersine

 

Küresel piyasalar yaz tatilinden, yaz rehavetinden döndü. Sonbahar ve kış aylarındaki gelişmeleri, riskleri ve fırsatları değerlendirmeye başladı. Buna paralel de portföylerinde değişikliğe gidiyor. Bazı enstrümanları aldı, bazılarını sattı. Dolayısıyla eylülün geride kalan dönemindeki işlemler aşağı yukarı önümüzdeki ayların seyrine ilişkin ipucu verici nitelik taşıyor. Beklenmedik büyük gelişmeler gündeme gelmezse, küresel piyasaların seyri aşağı yukarı böyle devam edecek. Ancak şok ve kalıcı bazı gelişmelerin genel gidişi her zaman değiştirebileceği gerçeğini de belirtelim.

Tatil sonrası yeni dönemde yapılan işlemlere bakalım.

- Borsalar zayıf da olsa yükselişte. Dünya Borsalarının son bir haftalık primi yüzde 0.30 düzeyinde. Türkiye Borsasının değer kaybı ise yüzde 2.5’e vardı. Burada “küresel piyasa gelişmelerinin tersine gidiş” netleşmiş durumda.

- Tahvil faizleri ya artmıyor veya düşüyor. Türkiye’de ise ılımlı bir yükseliş gösteriyor. 10 yıllık tahvil faizi yüzde 10.60’tan yüzde 10.75’e yükseldi. Tahvil piyasasındaki görünümün bozulmasında TSK’nın tatbikat yapacağını açıklaması etkili oldu.

- Emtialarda karışık bir seyir var. Petrol fiyatının son bir haftada yüzde 2.7 yükselmesinde kasırgaların rafinerilere olan etkisi söz konusu.

- Altın fiyatının yükselmesi de doların düşüklüğünden ve ABD’nin faiz artıramayacak olmasından kaynaklanıyor. Altın fiyatlarının sonbahara yükseliş eğilimiyle girmesine karşılık son bir haftada yüzde 1.1 değer yitirmesinde ise FED’in çarşamba günkü faiz toplantısı rol oynuyor.

- Yine bu toplantı nedeniyle Dolar Endeksi’nin düşüşü durdu. 91 bin değerinin altına sarkman Dolar Endeksi’nde yatay seyir hakim. Doların düşüş ve yatay seyri küresel risk alma iştahını besleyici, sermaye hareketlerini destekleyici nitelikte. Dolayısıyla dış kaynak ihtiyacı yüksek bir ekonomi olarak Türkiye’nin lehine olan bir konjonktürden söz ediyoruz.

- FED toplantısı gelişmekte olan ülke kurlarında son bir haftada yüzde 0.75 kayba yol açtı. Ancak TL’nin değerindeki kayıp yüzde 2.5 düzeyine vardı. Sepet kura karşı TL’nin kaybı yüzde 2.1 düzeyinde. Türkiye’nin negatif ayrışmasına en somut gösterge de döviz kurunun yükselmesi.

- Dünya ve küresel piyasalar mevcut eğilimlerini koruyor ve korumaya devam edecek gibi. Böyle bir konjonktürden en çok yararlanabilecek ekonomilerden biri Türkiye olmasına rağmen finansal piyasalar küresel piyasalardan negatif yönde ayrışıyor ve kötüye doğru gidiyor. Bunun da ana nedeni jeopolitik risklerin yükselmesi.

**************

TÜRKİYE’NİN EN KRİTİK HAFTALARINDAN BİRİ

- 25 Eylül’de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi bağımsızlık referandumu yapmaya karar verdi. İsrail bu kararı destekliyor, ABD, Irak, İran ve Türkiye ise karşı. TSK askeri tatbikat yapma kararı aldı. Milli Güvenlik Kurulu’nun 27 Eylül’deki toplantısı da 22 Eylül’e çekildi. Referanduma karşı en sert tepkinin Irak merkezi hükümetinden ve Türkiye’den gelmesi beklenebilir. Dolayısıyla finansal piyasaların da, ekonominin de önünde ciddi bir jeopolitik risk belirdi. Belki en sert aşamasını da başlangıçta yaşayacağız. Dolasıyla 25 Eylül Pazartesi’ye ve hatta duruma göre daha sonrasına kadar bu risk olacak.

- 21 Eylül’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başkan Trump ile görüşmesi hem Kuzey Irak’ın bağımsızlık referandumu hem de Zarrab soruşturmasının eski Ekonomi Bakanı Çağlayan’a uzanması ve bunun yaratacağı siyasi gelişmeler açısından da çok önemli olabilir.

- Bütün bu gelişmeleri dikkate alınca da dünyanın göreli olarak pozitif seyrini sürdürebilecek olmasına karşılık Türkiye’nin neden negatif yönde ayrışmaya başladığını anlamak kolay. Gelişmelere bağlı seyir sürebilir. Risk artışı negatif ayrışmanın devamını, iyileşmeler ise dünya ortalamasının yakalanmasını beraberinde getirebilir. Ancak her iki durum da Türkiye piyasaları açısından oynaklığın artması demek.

- Nihayetinde 24 Eylül Pazar günü Almanya’da genel seçimler geride kalacak. Hemen her gün bu ülkeden gelen siyasi, ekonomik ve ticari ilişkileri negatif etkileyen haberlerin de sonuna gelebiliriz. Bu kadar olumsuzluk içinde bir pozitif gelişme de olsun.

**************

SONUÇ:

“Deneyimlenmiş olana inanın!”

Diomedes

 

Yukarı