TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Kendi kendine yeter ülkeden ihracatçı ülkeye

 

Bloomberg HT’nin ikincisini düzenlediği Tarım Zirvesi’nin açılışını yapan Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba tarımda yeni bir yaklaşımı ortaya koydu. Bu da tarımda kendi kendine yeten ülke hedefinden ihracatçı ülke konumuna geçmek. Fakıbaba’ya göre sadece 5 yılın kaldığı 2023’te tarımda 150 milyar dolarlık yurtiçi hasılaya ulaşacağız ve 40 milyar dolarlık ihracat yapacağız. Kırmızı ette de ithalatçı olmaktan çıkacağız.

Sektörün sorunlarının masaya yatırıldığı Zirve’de Bakan Fakıbaba da, ondan sonraki konuşmacılar da tarım için suyun, toprağın ve tohumun önemini vurguladı. Ama bu üç ana girdi açısından da aslında fakir olduğumuzu kimse söyleyemedi.

- Fakıbaba, gelecekte tarımın daha da önemli olacağını, hatta savaşların su ve tarımdan çıkacağını, kendi kendine yeterli tarımsal üretime sahip olmayan ülkelerin bağımsızlıklarını kaybedeceklerini söyledi.

- Sektörden gelmeyen henüz iki aylık bir bakan için hayli iddialı bir söylem. Fakat yaklaşım açısından da doğru. Kendi kendine yeterli olmak savunmacı bir tutum. Savaş dönemleri için stratejik ürün olan buğday, mısır, şeker, tuz, et gibi ana gıda maddelerinde yeterlilik sağlandıktan sonra diğer ürünlerde başarı kıstası ihracatçı olmak şeklinde belirlenmeli.

- Bu söylemin yapıldığı saatlerde Anamuhalefet partisi fındık fiyatı için yürüyüşteydi. Yürümekle fiyatın yükselmeyeceğine de atıfta bulunuldu. Demek ki, muhalefet burada bir boşluk gördü, kendine puan sağlama peşinde.

Zaten fındığın da sorun olmadığı bir yıl yok gibi. Dünyanın açık ara en büyük üreticisiyiz. Ama en büyük sorun yaşadığımız tarımsal ürünlerden biri de fındık.

 

**************

 

FINDIKTA YENİ BİR YAKLAŞIM GEREKİYOR

- Çünkü çok az gelir elde ediyoruz. 400 binin üzerinde aile, toplam 2 milyon nüfusun geçimi fındıktan ve topu topu 7 milyar liralık bir pazardan söz ediyoruz. Gübre, ilaç, patos, işçilik ve taşıma maliyetleri çıkarıldığında gerçekten katma değeri çok daha düşük bir üründen söz ediyoruz.

- Bunun yanı sıra Batı Karadeniz’in verimli ovaları ile arazileri fındıklık oldu. Hatta Orta Karadeniz’de yer alan Çarşamba ve Bafra ovaları da öyle. Halbuki buralarda ayçiçeği yetiştirilirdi. Şimdi ise hemen her yıl ortalama 3 milyar dolar civarında yağ ithalatı yapıyoruz.

- Yağ hammaddesi yetiştirdiğimiz arazilere fındık dikerek üretimi artırdık. Bir malın arzı artar ve talebi artmazsa fiyatı düşer. Üstelik fındık piyasasının ve fındık fiyatlarının yönlendiricisi uluslararası az sayıdaki alıcılar. Böyle olunca da fiyatlar düştükçe düşüyor. Bu yılın fındık ürünü 10 liranın altında başladı sezona. Geçen yıla göre artış yok.

- Halbuki uzun vadeli fiyatlar ve maliyetler 3.5- 4 Euro arasında seyreder. Euro’yu 4 liradan alırsak karşımıza 15 liralık bir fiyat çıkar. Halbuki piyasada gerçekleşen fiyat 5 lira daha aşağısında. Bunun baş sorumlusu da biziz. Çünkü bu ürünün lideri biziz, üretimi biz artırıyoruz, piyasayı yabancıların hâkimiyetine biz terk ediyoruz.

- Uzun vadeli, kendi çıkarımızı maksimize eden, fındık kullanıcılarını da uzun vadeli koruyan bir politika izlemiyoruz. Politikayı oluşturacak ve izleyecek kurum veya kuruluşlar ortada yok. Üretici örgütsüz. Yüz yıllardır verim artmıyor. Ama araziler bölünüyor ve kişi başına düşen arazi küçülüyor.

- Fındıkta önemli yer tutan işçilik maliyetleri ise yükseliyor. Son 10-15 yıldır Doğu ve Güneydoğu’dan daha ucuz çalışanlar getirilerek maliyetler düşürülmeye çalışılıyor. Kısaca 10 bin dolarlık kişi başı gelire çıktığımız aşamada fındıkta artık radikal değişiklik yapmadan yolumuza devam edemeyiz. Yeni bir yaklaşım, yeni bir yapılanmayla verimlilik mutlaka artırılmalı. Fındık bahçeleri yenilenmeli, fındık toplama şekli değiştirilmeli ve el emeği azaltılmalı.

- TMO veya başka bir kurum üreticinin elinde kalan fındığı değil, elindeki tüm fındığı daha sezonun başında almalı. Uygun depolarda saklamalı ve aynı sezonda fındığın çikolataya veya başka ürünlere dönüşümü sağlanmalı.

- Neden derseniz, fındık bayatlamaz ama giderek lezzetini kaybeder ve yağlanır. Kullanım zamanı geçmiş fındıklar da yağlığa ayrılır. En lezzetli olduğu zaman sezonun başıdır. Fındığı en lezzetli zamanında tüketiciyle buluşturmanın yolları aranmalı. Dünya üretim lideri olarak da bu iş Türkiye’ye düşer.

 

Yukarı