TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Her şey ihracata ihracat kura ve enflasyona bağlı

 

Önümüzdeki yıllarda ekonomiyi büyütecek formül ihracatın artırılmasından geçiyor. Çünkü enerji ve hammadde fakiriyiz. Büyümenin gazına basınca ithalat artıyor, bu da dış açığa yol açıyor. Burada da kabul edilebilir GSYH’nın yüzde 4’ü kadar açık sınırların üzerindeyiz.

- Bunun için ihracatın gelecek üç yıl her yıl ortalama yüzde 8, turizmin de yüzde 15 artması gerekiyor. Böyle bir artışı yakalamak imkânsız değil ama çok zor.

- Yoksa hedeflenen döviz tutarından daha azını kazanırız. Daha az ithalat yapmak durumunda kalırız ve büyüme yüzde 5.5 civarında değil, daha düşük gerçekleşir.

- Bu hedefler çerçevesinde ihracatın hemen her yıl ortalama yüzde 8 artması lazım ki, hedef tutsun. Bu da hiç kolay değil. Belki bir yıl veya iki yıl olabilir ama bu yılı da dahil edersek arka arkaya 4 yıl çok zor. Üstelik zorluk iki taraftan geliyor.

- Biri kur kanadından. Eğer OVP’de hedeflenen büyüklükler gerçekleşecek olursa, TL net bir şekilde değerlenecek. Hesaplar doların bu yılı 3.58 ortalama kurdan kapatması, 2020’de ise 4.02’ye çıkması üzerine kurulu. Bu da küresel sermaye akımlarının gelişmekte olan ülkelere net bazda pozitif olmaya devam etmesine dayandırılmış. Ancak o durumda Türkiye ekonomisi 2020’de trilyon dolarlık bir ekonomi oluyor ve kişi başına gelir 13 bin doları buluyor.

- Bunun için ortalama dolar kurunun 2018’de yüzde 4.2 artması, 2019’da yüzde 5 ve 2020’de yüzde 2.6 artışta kalması lazım. Bitişikte son yılların değerleri de yer alıyor. Küresel piyasalarda dalgalanmalar olacaksa ve sermaye hareketleri zaman zaman azalıp çoğalacaksa yine benzer kur artışlarının gündeme gelmesi beklenmeli. O zaman kur hedefi de, diğer hedefler de gerçekleşmez.

- Diyelim ki kur hedefi tuttu, işte o zaman da ihracatçı ve turizmci yandı demektir. Çünkü rekabet güçleri kaybolur ve yıllık ortalama yüzde 8 ihracat artışını yakalayamazlar. Türkiye ekonomisi böyle yüksek verimlilikte çalışmıyor.

- Kaldı ki, kurun düşük olması yanında ihracatçılar için, çok önemli bir handikap daha var. İçeride enflasyon yüksek kalmaya devam edecek. Yani ihraç edilen malların üretimi, girdileri, hammaddesi dolar kurunun üzerinde artacak. Turizmde sunulan hizmetlerin fiyatı da öyle. İhracatçı ve turizmci bir yandan kurdan diğer yandan içerideki fiyat artışlarından çifte darbe yiyecek.

- İhracat ayağı ile birlikte bu kez OVP’nin omurgası da çökmüş olacak. Ancak o aşamaya gelinceye kadar, yeni vergiler 2018’den itibaren yürürlüğe girmiş, devlet yeni harcamalarını finanse etmiş olacak.

VERGİLER BÜYÜMEYİ AŞAĞI ÇEKER

- Devlet ekstra 28 milyar liralık vergi toplayacak. Yılın ilk yarısında verdiğinin fazlasını geri alıyor. İki yakasını bir araya getiriyor.

Ancak bu yükün altından kalkmaya özel sektör ve hanehalkı hazır mı?

- Çünkü hanehalkı harcasın, ekonomi canlansın diye geçici bazı vergi indirimleri daha yeni sona eriyor. Ertelenen sosyal güvenlik ödemeleri de vardı, ekim ayı ile birlikte hem normal ödemeler hem ertelenen ödemeler başlıyor. Yılın son çeyreği normale geçişin sancıları ile geçmeye aday. Ardından yeni yıla yeni vergilerle girilecek. Özel sektörün ve hanehalkının sırtına üst üste yükler binecek.

- Yaşayıp göreceğiz ama henüz yeni ayağa kalkan bir hastaya arka arkaya fazla yükleme yapılmış olabilir. Devletin iki yakasını bir araya getirirken özel sektörün hareket alanını kısıtladığımız kesin. Bunun büyümeyi aşağı çekici etkisi olacağı da açık.

- Tıkanıklığı aşmanın yolu, ekonomide rekabet üstünlüğünün olacağı alanlarda ülkenin bütün girişimci gücünün topyekûn halde oyun içine sokulmasından, servet ve sermaye birikiminin yatırımlara yönlendirilmesinden, hükümetin girişimciye gerekli güveni vermesinden, kurumlardan ve devletin bürokratik tecrübesinden yararlanılmasından geçiyordu. Ama anlaşılan bu aşamalar geride kaldı, iş günü kurtarmaya geldi.

 

Yukarı