TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Enflasyonun niye patinaj yaptığının resmidir

 

Enflasyonu 35 yılın ardından 2004’te tek haneye indirdikten sonra patinaj yapmaya başladık. 2008 ve 2011 yılını çift haneli rakamlarda kapattık. 2006 ve 2012’de dörder ay yine çift haneli rakama çıkıldı. Son 13 yılda en yüksek oran yüzde12.06 ile Temmuz 2008’de görüldü. Belirtelim ki o yıl küresel krizin patladığı, kurun yükseldiği, emtia ve petrol fiyatlarının rekor kırdığı dönemdi. 2008’de tipik bir maliyet enflasyonu ile karşılaştık.

- 2011 ise grafikten görülebileceği gibi, enflasyonun yüzde 4’ün altına düştüğü bir dönemde faiz oranları tarihi en düşük düzeyine inmiş, yurtiçi talep coşturulmuş, büyüme 2000’li yılların en yüksek düzeyine çıkmıştı. Aynı yılı bu nedenle çift haneli enflasyonla bitirdik. Hatta 2012’de frene basmış olarak girdiysek bile, 2011’den gelen kalıntıların ve yılın ikinci yarısındaki kur artışının etkisiyle enflasyon 4 ay daha yüzde 10’un üzerinde seyretti.

- Yurtiçi talep ile GSMH büyümesini gösteren çizgilere bakılırsa 2012’de, 2014’te ve 2016’da küçük kırılmalar dikkati çekiyor. İlk iki yılda büyüme hızına, enflasyon ve cari açığın kontrolü amacıyla müdahale edilmişti. 2016’da ise beklentiler ve ihracat iyi değildi.

- Bu yıl da enflasyonda tam bir bıçak sırtı gidiş var. Yılın son ayında muhtemelen çift haneli rakamlardan kıl payı tek haneli rakamlara ineceğiz. Bu yılki yükselmede de, geçmiş yılların çoğunda olduğu gibi, kur ve enerji artışı ile yüksek büyüme veya yurtiçi talep artışı etkili. Bu nedenledir ki zaten üretici fiyatından tüketici fiyatına, gıdalardan, enerjiye, temel mallardan çekirdek enflasyona kadar bir kabarma var ve enflasyon çift haneli.

- Hatta hizmetlerin fiyat artışı bile yüzde 10’un eşiğine gelmiş dayanmış. Bu kadar lokanta kapanıyor, turizmde ancak 2012 düzeyini yakaladık ama lokanta ve otellerdeki enflasyon oranı yüzde 11.45 ile genel enflasyonun üzerinde.

- Dahası ise inşaat sektörü son 13-14 yıldır ekonominin en canlı, en çok teşvik edilen, en az vergi alınan lokomotif sektörüdür. Türkiye’nin pek çok yeri adeta bir şantiyeye dönmüş durumdadır. Konut üretimi ve satışı da rekorlar kırmaya devam ediyor. Ama gelin görün ki kiraların artış hızı son bir yılda yüzde 9.09’dur.

- Okulların açılma ayı olarak eylülde yüzde 1.04’lük kira artışının, yıllık kira artışında belli bir payı var. Ancak geçen yıl da okullar açılmıştı ve 2016 Eylül’ünde kiralar yüzde 0.87 artmıştı. Kiralara varıncaya kadar yaygın bir artış, beklentilerin bozulmaya başladığına, herkesin elindeki mal ve hizmetin fiyatını artırma arayışına girdiğine işaret ediyor. Sanki yaz tatilinin ardından eylülle birlikte işe fiyatları yükselterek başlamışız gibi.

**************

YURTİÇİ TALEP KUVVETLİ FİYATLAR KOLAY ARTIRILIYOR

- Bunun nedenini de toplumda rant arayışlarının hızlanması ile genel talepteki artışa bağlıyoruz. Yurtiçi talep bu kadar kuvvetli olmasaydı zamlar bu kadar kolay ve yaygın yapılamazdı.

- Yukarıda yer alan yurtiçi talep ve GSMH artışı karşılaştırması da TCMB’nin Enflasyon Raporu’ndan alınma. Enflasyonun niye düşük tek haneli rakamlara indirilemediğine ve patinaj çekmesine iyi bir yanıttır. Talep, üretimin veya yaratılan katma değerin sürekli önünde gidiyor. Arz, talebin arkasında kalıyor. Denge de fiyatların yukarı gitmesiyle kuruluyor.

- Yurtiçi toplam talep kısılmak istenmiyor ve üretim ve yatırımlar da bu talebe yetişemiyor. Sorun büyük ölçüde siyasidir ve ancak siyasi otoritenin tercihi ve kararlılığı ile çözülebilir.

**************

SONUÇ:

“Dervişe Bağdat’ta pilav var demişler, ‘yalan değilse uzak değil’ demiş.”

Türk Atasözü

Yukarı