TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Halka açılmaya vergi teşviki

 

Borsanın canlanmasıyla geçmişte halka arzlarda yoğunluk yaşanırdı. Bu yolla özel sektör kendine belli bir kaynak yarattı. Bu kaynağın tutarı da sermaye artırımları ile 50 milyar doları geçmişti. Çeyrek asırlık dönemde her yıla ortalama 2 milyar dolar düşer.

- Aslında buradan kaynak sağlayan sadece özel sektör de değil. Çünkü 1988 yılından başlayarak 2000’e kadar devlet Borsada halka arz yoluyla ciddi bir kaynak çekti. Özelleştirme kapsamı çerçevesinde halka arzlar yaptı.

- 2000’li yıllar ise Borsa için kayıp yıllar oldu. Halka arzlar iyice kurudu. Fiyatların belli bir düzeye yükselmesine, bireysel emeklilik sisteminin devreye girmesine karşılık büyük halka arzlar olmuyor.

- Buna çeşitli nedenler gösterilebilir. Denilebilir ki zaten dünyada likidite bolluğu yaşanıyor. Faiz oranları tarihin en düşük düzeyinde. Bizim özel sektör de dövizle borçlanmayı sever. Böylesine avantajlı borçlanmayı bırakıp da halka mı açılacak, kârını halkla mı paylaşacak, halka açık şirketlerin tabi olduğu pek çok kamusal denetime mi tabi olacak?

- Doğrudur, zaten bu zorluklardan dolayı ve dışarıdan kolay para bulabildikleri için, şirketler halka açılmaya yanaşmıyorlar. Finansal şirketler dışındaki reel sektörün döviz açık pozisyonu da 214 milyar dolarla rekor düzeye yükseldi. Çin’den sonra döviz borcunu en hızlı Türk özel sektörü artırıyor.

- Ancak bu dönemin şu veya bu nedenle sonuna yaklaşıyor olabiliriz. Dış borçların GSMH’ya oranı yüzde 52 ile 2002 sonrasının en yüksek düzeyine çıktı. Burada hâlâ gidebileceğimiz bir alan var ama bu alanın da daraldığını, maliyetlerin bundan sonra giderek artacağını kabullenmek gerekli.

- Kaldı ki, her şirketin yurtdışına erişimi, oradan kaynak sağlama imkânı olmayabilir. Yurtiçinde ise krediler mevduatın yüzde 125’i düzeyine çıktı. Kredi faizleri yüzde 15’in üzerinde seyrediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da her fırsatını bulduğunda yüksek kredi faizine dikkat çekiyor.

- İşte böyle bir ortamda ve Meclis’te vergilerle de ilişkili bir torba kanun yasalaşma aşamasındayken, Sabah Gazetesi halka açık şirketlere rekor düzeyde vergi teşviki sağlanacağı haberini verdi. Yetki, Bakanlar Kurulu’nun olacak ve Kurumlar Vergisi oranı halka açılacaklar için yüzde 75’e kadar indirilebilecek. Yani normal şirketler için yüzde 20 olan kurumlar vergisi, halka açılma halinde yüzde 5’e kadar indirilebilecek. Olaya tek başına bakıldığında halka açılmayı teşvik edecek iyi bir düzenleme.

- Ama kurumlar vergisinin düşürülmesi ne ölçüde mümkündür, bütçe buna ne kadar elverişlidir bilmiyoruz. Çünkü getirilecek indirim sadece halka açılacaklara değil, mevcut halka açıklara da uygulanmak durumunda. Bu da yüksek bir vergi kaybını beraberinde getirebilir.

- Buna karşılık daha makul oranda bir vergi teşviki yoluna gidilebilir. 2000’li yılların öncesinde halka açık şirketlere 3 puanlık avantaj tanınmıştı. Sonra bütün bu avantajlar kaldırıldı, vergi eşitlendi. Şimdi vergi indirimini büyük küçük şirket ayrımına gitmeksizin 5 puanda tutmak etkili olabilir ve bu da bütçeyi sarsmayabilir.

**************

SADECE VERGİ TEŞVİKİ DE YETMEZ

- Gelinen aşamada halka açılma örneklerinin artması isteniyorsa vergi teşviki elbette verilmeli. Çünkü tam kayıt altına girmek, SPK’nın gözetim ve denetimi altında çalışmak, yönetimde bağımsız üyelere yer vermek, uluslararası muhasebe sistemine geçmek, bağımsız denetimi kabul etmek, kamuoyuna açıklama yapmak, açıklamalardan sorumlu olmak, kâr payı dağıtmak, sermaye piyasası operasyonlarını yönetmek ve finanse etmenin belli bir maliyeti var.

- Bu açıdan sadece vergi teşviki dahi halka açılmaları tetiklemeye yetmeyebilir. Bunun yanına başka tatlandırıcılar da eklenmeli. Kurumsal yatırımcı tabanını daha geliştirmek, emeklilik ve işsizlik fonları ile yeni kurulması tartışılan kıdem tazminatı fonunu işin içine daha fazla sokmak gerekebilir.

- Çünkü geçen dönemde mülkiyet hakları ve bu bağlamda küçük hissedar hakları ile güven de zedelendi.

**************

SONUÇ:

“Her kumaş kendi yerinde satılır.” Türk Atasözü

 

Yukarı