TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

IMF senaryosundan Türkiye’ye altın fırsat

 

Uluslararası Para Fonu IMF dünya ekonomisi için küresel kriz sonrasının en iyimser tahminlerini açıkladı. Kuruluş bu yıl için dünya ekonomisinin yüzde 3.6, gelecek yıl da yüzde 3.7 büyüyeceğini tahmin etti. 2019-2022 arasındaki dört yılda da büyümenin ortalama yüzde 3.7 olacağı öngörüldü.

- 2008 öncesindeki 10 yılda dünya büyümesi ortalaması yüzde 4.2 olurken, 2009’dan 2018’e kadar geçecek 10 yıldaki büyümenin ortalama yüzde 3.4 çıkacağı hesaplandı. Elbete 2017 ve 2018 tahminlerinin gerçekleşmesi halinde. Buna göre dünya büyümesi yüzde 4.2’den 3.4’e inmiş olacak.

- Bu yıl için gelişmiş ekonomilerin büyümesi yüzde 2.2, gelişmekte olan ekonomilerin yüzde 4.6 gerçekleşeceği tahmin edildi. Gelecek 5 yılda ise gelişmiş ekonomiler ivme kaybederken gelişmekte olan ekonomiler hızlanacak. Gelişmiş ekonomilerin büyümesi 2018’de yüzde 2’ye ve sonraki dört yılda da yüzde 1.7’ye inecek. Buna karşılık gelişmekte olan ülkeler gelecek yıl yüzde 4.9 ve devamındaki dört yılda yüzde 5 büyüyecek. Sonuçta dünya büyümesi yüzde 3.7’ye çıkacak.

- Küresel büyüme oranındaki artışa paralel dünya ticaret hacmi de geçmiş 10 yılın üzerine çıkacak. Ama yine de küresel kriz öncesindeki canlılığın yarısı düzeyine ulaşabilecek. 2008 öncesinde yıllık ortalama yüzde 6.6 büyüyen dünya ticaret hacminin sonraki 10 yıllık artışı yüzde 3.1’de kalacak. Bu yıl yüzde 4.2 artacak dünya ticaret hacminin 2022’ye doğru yüzde 3.9 büyümesi bekleniyor.

- Gelişmiş ülkelerin ithalatı çok az ivme kaybıyla yüzde 4’ten 3.5 artışa doğru inecek. Gelişmekte olan ülkelerin ithalatı ise giderek artacak ve yüzde 4.4’ten yüzde 5 artışa doğru evrilecek.

- İhracatta ise hem gelişmiş hem gelişmekte olan ülkeler ivme kaybı yaşayacak. Gelişmiş ekonomilerin ihracatı bu yıl yüzde 4 ve gelecek yıllarda kademeli bir yavaşlamayla yüzde 3.5 artacak. Gelişmekte olan ülkeler ise yüzde 4.8 artıştan yüzde 4.4 artışa doğru inecekler.

- Böyle bir dış ticaret sonucunda gelişmiş ülkeler cari işlemler dengesinde fazla vermeye devam edecekler, gelişmekte olan ülkelerin ise cari açıkları büyüyecek.

- Eğer IMF tahminleri tutacaksa petrol ve emtia fiyatlarının gelecek yıllarda artmaması en sevindirici gelişme olacak. Petrol fiyatları bu yıl yüzde 17 ve emtia fiyatları yüzde 7 yükseldikten sonra gelecek yıllarda yatay seyredecek. Böylesi bir gerçekleşmeden, enerji ve emtiada en yüksek ithalatçı konumundaki ekonomilerden biri olarak Türkiye kazançlı çıkabilir.

- Hem dünya ekonomisi canlılığını koruyacak hem de enerji ve ara malı fiyatları arz bolluğundan dolayı artmayacak. Böyle bir durum Türkiye’ye hem cari açığı hem de enflasyonu kontrol altında tutmada altın bir fırsat sunar. Yeter ki, başka nedenlerle TL’nin değer kaybı hızlı olmasın.

PEMBE TABLOYA FİNANSAL FIRTINA GÖLGESİ 

- IMF’nin dünya ekonomisine yönelik iyimser senaryosuna karşılık küresel finansal piyasalarda benzer bir iyimserlik içinde olmak zor. Zaten bu durum senaryodan da anlaşılıyor. Çünkü IMF önümüzdeki yıllarda hem fiyatların hem de faizlerin artmasını bekliyor. 6 aylık reel Libor faizinin bu yıl yüzde -0.3 olacağı tahmin edilirken, gelecek yıl bu oran yüzde 0.2 ile pozitife dönecek ve sonraki dört yılda yüzde 1.1 reel faize dönecek.

- Bu oranın yükselmesine ve yüzde 1.1’e çıkmasına karşılık küresel kriz öncesindeki 10 yılda ulaşılan ortalama yüzde 1.5 reel Libor faizinin altında kalınacak.

- Libor faizindeki reel artışla birlikte dış kaynak ve Libor’a endeksli kredi kullanacakların maliyetleri yükselecek.

- 10 yıllık tahvil faizleri de negatif olmaktan çıkarak yüzde yarım düzeyinde pozitif hale dönecek.

- Faiz oranlarının yükselmesi ve reel hale gelmesi, para politikalarında normalleşmeye başlanacağına ve küresel çaptaki bol ucuz paranın giderek suyunu çekeceğine işaret ediyor. Böylesi bir durum da, başta finansal piyasaları ve varlık fiyatlarını negatif etkileyecek. Piyasaların kötüye gidişi, beklentiler ve finansal maliyetler yoluyla reel ekonomiye de yansıyabilir.

- IMF’nin önümüzdeki 5 yıl için ortaya koyduğu temel senaryonun tutması her şeyden önce küresel piyasalarda yeni bir büyük krizin olmamasına bağlı bulunuyor.

**************

SONUÇ:

“Görünmez uyum görünenden daha kuvvetlidir.”

Herakleitos

 

Yukarı