TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bugün düğün bayram yarın feryat figan

 

Başbakan Binali Yıldırım dün Kredi Garanti Fonu desteğinin kalıcı hale getirileceğini açıkladı. Bu yılın ilk çeyreğinde alınan kararla şirketlere 200 milyar lirayı geçen tutarda kredi kullandırıldı. KGF bu kredilerin yüzde 7’sine garanti verdi. Kullandırılan kredilerle reel sektör borçlarını, çek ve senetlerini ödedi.

- Bir bakanın deyişi ile 10 binlece şirket batmaktan kurtarıldı. Çünkü aynı anda sosyal güvenlik ödemelerinin bir bölümünü de devlet üstüne aldı. Bununla da yetinmeyerek ekonomiyi canlandırmak üzere bazı vergilerde geçici indirimlere gitti. Bütün bunlar işe de yaradı, ekonomi ilk yarıda yüzde 5.1 büyüdü, üçüncü çeyrekte ise baz etkisinin sayesinde yüzde 10’un üzerinde bir büyüme pekâlâ çıkabilir. Son çeyrekteki büyüme düşüşe geçse bile ilk üç çeyreğin desteğiyle yıllık bazda yüzde 6 geçilebilir.

- Teşviklerin kalkmasıyla yılın dördüncü çeyreğinde ekonominin yavaşladığı dikkati çekiyor. Öncü verilerden İSO PMI yani Sanayi Satınalma Endeksi ekimde 53.5’ten 52.8’e geriledi. Marttan bu yana 50 değerinin üzerinde seyrederek sanayide büyümeye işaret eden endeksteki son gerileme, teşviklerin son bulmasıyla paralellik gösteriyor. Ekim ayında ihracatın yüzde 15.6 artmasına karşılık sanayi faaliyetlerdeki gevşeme iç talebin yavaşladığının güçlü bir işareti.

- Nitekim dün açıklanan Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi ekimde keskin bir azalışı ortaya koydu. Eylül ayındaki 76 düzeyinden ekimde 59.5’e gerileyen endeks yüzde 21.8 düştü. Bu gerileme de küresel kriz sonrasının en hızlısı.

- Yurtiçi tüketim hareketinin nabzını iyi ölçen endeksteki azalmanın nedenleri arasında kurda bir ayda yüzde 10’u bulan artışın belli bir etkisi var. Çünkü tüketiciler kur artışlarına veya düşüşlerine karşı çok hassas.

- Az önce de belirttik, KDV ve ÖTV indirimleri eylül ayında son buldu. Beyaz eşya, mobilya ve konut alımlarındaki vergi indirimleri sona erdi. Bizzat bu avantajları kullanmak amacıyla tüketiciler talebi öne çekti ve pek çok alanda eylül ayı rekorların kırıldığı bir ay oldu. Teşviklerin son bulması, talebin öne çekilmesi ve normal ödemelerin yanında ertelenen ve biriken sosyal güvenlik ödemelerinin de başlamasıyla ekimde iç tüketim ve iç ticaret belli bir durgunluğa girdi. Normalde bu durum zaten bekleniyordu.

- Bütün bunlara ekim ayında Almanya ile gerginliğin sürmesi, ABD ile gerginliğin daha da tırmanması eklendi.

- İşte böyle bir aşamada Kredi Garanti Fonu kredilerinin sürekli hale getirilmesi, gelecek yılın ikinci çeyreğinde başlayacak geri ödemelerin ötelenmesi anlamına geliyor. Ticari piyasaları ve şirketleri yeni bir strese girmekten kurtaracak bu öteleme adımı dün finansal piyasalarda bayram havasıyla kutlandı. Banka hisseleri epey ucuzlamışken, üzerine bir de KGF dopingi gelince iyice coştu ve Borsayı yeni bir rekora taşıdı.

- Ancak bedava yemek hiçbir yerde yok. KGF’nin sürekli hale getirilmesinin yükü zamanla giderek artacak. Tıpkı 1994’te bankalara verilen mevduat garantisinin bankaları batışa götürmesinde olduğu gibi. Faturayı bütçede ve kamu açığında göreceğiz. Karşılığında da Hazine daha fazla borçlanmaya gidecek.

- Zaten içeride borçlanmada hızlı bir tırmanışa girmiştik. Hazine’nin 2018 programına göre 2017’deki iç borç çevrim oranı yüzde 128.3 olacak. Oran, 2001 sonrasının en yüksek düzeyini oluşturuyor. Gelecek yıl da iç borç çevirme oranı da yine 2000’li yılların ikinci en yükseği olarak yüzde 109.7 alındı. Ancak bu hesaplamalar KGF kararı açıklanmadan önce yapıldığından, gelebilecek ekstra yük kadar artmaya aday.

- Bitişikte yer alan tablodan izlenebileceği gibi, borçlanmada en avantajlı yıllar geride kalıyor. Yüzde 7.7 ağırlıklı ortalama faizden borçlanma 2013 yılına aitti. Bu yılın 9 aylık ortalaması ise yüzde 11.1. Gelecek yıllarda borç stokunun ve faiz ödemelerinin giderek artmasından dolayı borç servisinin üzerine yeni bir yük binecek.

- Bu yıl 39 milyar dolarla en az borç ödemesi yapılan yıldı. En düşük borçlanmaya da iç ve dış olmak üzere 35.4 milyar dolarla 2015’te gidildi. Yine 2016 yılı 30 milyar dolarlık iç borçlanmayla 2000’li yılların en düşük borçlanıldığı sene oldu. Ancak bütün bu pozitif tablo artık değişiyor ve bozuluyor. Çünkü devlet, şirketleri ve dolaylı biçimde bankaları sırtladı ve seçimlere kadar da taşınması lazım. Bu nedenle seçimler yapılana kadar da bozulmanın durdurulması ve bütçe açıklarının toparlanması çok zor.

SONUÇ:

“Zamanın mahvetmeyeceği bir şey yoktur.” 

Heratius

Yukarı