TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Haftalar sonra gelen nefeslenme

 

Bloomberg HT tarafından düzenlenen “Türkiye Ekonomi Zirvesi”nde hem Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek hem de Başbakan Binali Yıldırım’ın dalgalanmaların geçici olduğunu vurgulamaları dövizdeki tansiyonu önceki gün bir ölçüde yatıştırdı. Hatta Başbakan’ın “Hükümet de üzerine düşen görevleri yapacaktır” sözü daha etkili oldu diyebiliriz.

- Soçi’de yapılan ve Suriye’de savaşın bittiğini tescilleyen üçlü zirveden anlaşmaya varıldığının açıklanması ise çok önemli ve tarihi bir adımdı, Türkiye için jeopolitik risklerin azalması anlamına geliyordu, dolara en büyük darbe buradan geldi.

- İkinci darbe kaynağı ise daha geç saatlerde açıklanan FED tutanaklarıydı. Birçok FED üyesi “düşük kalmaya devam eden enflasyon verilerinin sadece geçici faktörlerden değil, daha kalıcı gelişmelerden kaynaklanmasının mümkün olduğunu” düşünüyordu. Bu da gelecek yıl üç faiz artırımının zor olacağına işaret ediyor ve piyasanın tek bir faiz artırımıyla yetinileceği fiyatlamasını haklı çıkarıyordu. Sonuç ise doların dışarıdaki değerinde gerilemeydi. Dolar karşısında hem gelişmekte olan ülke paraları hem de gelişmiş paralar değer kazandı. Dolar Endeksi yüzde 1’e yakın değer kaybıyla 93 bine doğru indi.

- Bu gelişmelerle dolar 10 kuruş kadar gerileyerek 3.90’ın da altını gördü. Ardından 3.90 civarında dalgalanmaya ve sakinleşmeye başladı. Faizlerde de kısmi bir gevşeme olurken Borsa yükseldi.

- Haftalar sonra gelen bu nefeslenme pazartesiye kadar sürebilir. ABD’den gelebilecek haberlerin ve hafta sonu yapılacak değerlendirmelerin fiyatlanması ise haftanın ilk günü yapılacak. ABD ile tam bir siyasi krize ve güvensizliğe dönüşen Zarrap davası ise davanın başlayacağı 4 Aralık’a kadar Türkiye gündemini ve finansal piyasalarını dalgalandırabilir. Davanın seyrine ve nasıl sonuçlandığına göre de piyasalarda yeni dalgalanmalar yaratmaya devam edebilir.

DÖVİZ KURUNDA 1 ARTIŞ KONUTTA 2 ZARAR YAZIYOR

- Konut satışları ekimde yüzde 5.7 düşerken 10 aylık dönemde yüzde 8.2 arttı. Ekim ayındaki konut sektöründe keskin bir kırılma yaşanmış. Bunun birçok nedeni olabilir. Ama bütün nedenlerin veya olumsuzlukların gelip biriktiği iki yer var. Birisi kur, diğeri faiz.

- Ekim ayında döviz sepetinin TL karşısındaki artışı yüzde 5.5’i buldu. Dövizdeki bu artış konut talebinin keskin bir şekilde düşmesinin en büyük nedeni. Talebi bıçak gibi kesmesi yanında satışa konulan konutları da nakit ihtiyacından dolayı çoğaltıyor.

- Kur artışı aylık bazda bu denli yüksek olunca konut talebine faiz yoluyla da baskı yapıyor. Şöyle ki, kur artışı enflasyon artışı demek. Enflasyon da yanında faizi sürükler. Faizlerin yükseleceği bir süreçte ise bankalar tüketici kredisi kullandırmak istemez. Çünkü bankalar tüketici kredisini kullandırdıktan sonra faizlerini kanun gereği artıramaz. Ticari kredi faizi ise sözleşmeye tabi, artırılabilir. Genel faiz düzeylerinin artabileceği bir dönemde tüketici kredilerini artırmak zarar yazacağı için bankaların işine gelmez.

- Ekim ayında da konut kredilerindeki artış 1.8 milyar lirada kaldı ve artış oranı sadece yüzde 1 oldu. Halbuki kredilerin son bir yıllık artışı yüzde 22 düzeyinde.

- Nitekim borçlanarak yapılan konut satın almaları toplamın dört katı düzeyinde artış kaydetti. Toplam konut satışları yüzde 5.7 gerilerken ipotekli satışlar yüzde 19.8 düştü. Yılın 10 ayında ise tablo tam tersiydi. Toplam satışlar yüzde 8.2, ipotekli satışlar yüzde 14.3 artmıştı. Kurda bir artış, konut sektörüne iki zarar yazıyor.

SONUÇ:

“Korkunun olduğu yerde mutluluk yoktur.”

Seneca

 

Yukarı