TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İç tüketimle büyümenin sınırındayız

 

Açıklanan yüzde 11.1’lik üçüncü çeyrek rakamlarıyla yılın 9 aylık dönemindeki büyümeyi yüzde 7.4’e çıkardık. Son 1 yıllık büyüme de yüzde 6.5. Geçen yılın son çeyreğindeki büyüme oranı yüzde 4.2 ile düşük sayılır. Bu yıl bu rakamın üzerindeki gerçekleşmeler yüzde 6.5 büyümeyi daha yukarı taşıyacak. Sanayi üretimi, ihracat ve ithalat, satın alma endeksi, kapasite kullanımı gibi veriler de ivme azalmasına karşılık yılın son çeyreğinde üretimin gücünü koruduğuna işaret ediyor. Bu durumda yüzde 6.5 büyüme son çeyrek verileriyle biraz daha yukarı taşınacak ve yüzde 7 civarında yılı kapatacağız. Bu rakam da son 4 yılın en yüksek büyümesi olacak. Hedeflenenin iki katı büyümeye ulaşmış olacağız.

- 2016 yılında yavaşlayan ve yüzde 3.2’ye inen büyümeyi yeniden canlandırmak için galiba gaza biraz fazla dokunduk, 2018 büyümesini de kısmen öne çektik. Bununla kastım, hem 2018’de bütçe açıklarını, cari açıkları, enflasyonu artırmaya dair yer kalmadığı, hem de tüketimin fazlasıyla öne çekildiğidir. Konutsa konut, otomobilse otomobil, mobilyaysa mobilya, beyaz ve kahverengi eşya hepsi fazlasıyla satın alındı. Bunun için taksit ve borç yükü altına da girildi. Çünkü eylül ayına kadar vergi indirimleri vardı ve faizler de düşüktü. Hanehalkı da bu dönemleri hiç kaçırmaz ve sonuna kadar kullanır. Tıpkı 2009 ve 2011’in ilk yarısında olduğu gibi.

- Dolayısıyla 2018’de geriye satın alacak fazla bir şey kalmadı, finansal güç de zayıfladı. Daha fazla borçlanmanın olanağı da azaldı. Bu durumda ister istemez iç tüketim hız kesecek. Yıl sonu diye avantajlı vergi oranlarından otomobil alımları için hâlâ canlı bir piyasa var. Ama yıl döndüğünde otomobil ile birlikte pek çok piyasada durgunluğu gözlemleyeceğiz.

- Hanehalkının ve özel sektörün yatırım, harcama ve tüketim hızını devam ettirebilmesi, öncelikle beklentilerin iyileşmesine, sonra gelirlerin ve kârların artmasına, istihdamın yükselmesine veya işsizliğin azalmasına bağlı. Mevcut haliyle bankaların kredileri daha fazla artıracak gücü yok. Özel sektör ve hanehalkı da yeni borç yükü altına girmeye iştahlı değil.

- İç tüketimle yüksek büyümenin şimdilik sınırlarına vardık, belli bir süre dinlenmeye çekilmenin zamanı. Yoksa yan etkileri çok olacak.

*************

TEK BÜYÜME YOLU İHRACAT VE TURİZM

- Büyümenin gazına basmaya devam etmek demek, bugünkü ortamda enflasyon ateşinin altına benzin dökmeye benzer. Çünkü üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına yansıtılamayan yüklüce bir fark, fırsat kolluyor. İç talebin devamının gelmesi halinde bu fırsat yakalanacak ve kullanılacak da. O zaman da enflasyonu çift haneli rakamların düşük düzeylerinde tutmak mümkün olmayacak ve kontrolden iyice çıkacak. Fiyat istikrarı güme gidecek.

- Yüksek büyümenin devamını getirmek ithalatı artırmadan mümkün olamayacak. Bu da bize cari açık olarak dönecek. Zaten 3. çeyrek verileriyle GSMH son bir yılda 844.1 milyar dolara indi. Cari açık da yıllık 41.9 milyar dolara çıkarak GSMH’nin yüzde 5’ine yükseldi. 2016’da yüzde 3.8’den buraya çıktı. 2018 yılı için dış kaynak ihtiyacımız ise 210 milyar dolar kadar. Cari açığı ne kadar artırırsak dış kaynak ihtiyacı da o kadar artacak. Türkiye’nin risk primi de yükselecek. Artık geçmiş yıllardaki kadar cari açık verme şansımız da yok. Çünkü en yüksek açığa sahip gelişen ekonomiyiz. Göze batıyoruz ve bütçemizde de açık vermeye başladık.

- Dışarıda ise ABD’nin faiz artırımına gitmesinden ve FED’in bilanço daraltmasından dolayı maliyetler yükseliyor. Yüksek büyümeye devam etmenin önündeki en önemli engellerden birisi dış kaynak kısıtı. Tıpkı 2011 yılında olduğu gibi, yüksek büyüme sonrası frene basmak zorunda kaldık.

- Denilebilir ki özel sektör ve hanehalkından gelmeyecek olan katkı 2018’de devletten gelebilir. Buradaki kısıt da bütçenin zaten açıldığı ve daha yüksek açığa gitmenin bir bedeli olacağıdır. Bu bedeli ödemeye hazır olsak da, hem dövizde hem bütçede açık gitmenin tehlikeli olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla en tehlikeli sayılabilecek bu durumdan kaçınacağımızı umuyorum. Ancak olur da bir erken seçime karar verilirse birkaç aylığına kamu kesiminin harcamaları yükseltilebilir. Tabii ki seçim sonrasında bütçenin derhal toparlanması şartıyla.

- Bütün bu seçenekler dışında büyümeyi azamileştirmede geriye ihracat ve başta turizm olmak üzere döviz kazanıcı işlemler kalıyor. Sorun yaratmayacak ve yan etkisi olmayacak büyüme de bu iki kanaldan olacak büyümedir. Sadece 2018 için değil, her yıl ve daima böyle.

 

SONUÇ:

“Kâinatta tesadüfe tesadüf etmek imkânsızdır.”

Socrates

 

 

ÖNE ÇIKAN HABERLER
Yukarı