TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

10 yılın en zoru 8’li yıllar

 

Yeni bir yıla girerken normalde iyileşmenin devamı beklenir. İnşallah bu kez şeytanın bacağını kırıp sonu 8’le biten yılların uğursuzluğunu yeneriz de, 2018’i en azından 2017’ye benzer biçimde geçiririz. Yoksa geçmiş 10 yıllarda gördüğümüz gibi, 2018 bizim açımızdan gayet zor geçebilir 

Ekonomi açısından dünyada ve Türkiye’de pozitif bir yılı geride bırakıyoruz. Dünya konjonktürü de gayet iyiydi. Küresel büyüme yüzde 3.5 ile 2010’den beri en yükseğine çıktı. Finansal piyasalardaki volatilite son derece azaldı, risk iştahı arttı ve gelişmekte olan ülkelere sermaye akımları güçlendi. Borsalara, tahvillere, emtialara ve kripto paralara yatırım yapanlar son yılların en yüksek kazançlarını sağladılar.

Türkiye için de terör etkisiyle umutsuz girdiğimiz bir yılı gayet iyi bitiriyoruz. Büyüme beklentilerin de üzerinde yüzde 7’ye varıyor. Finansal piyasa katılımcılarının çoğu, yurtdışının da etkisiyle iyi paralar kazandı. İyi bir yıldan çıkıp yeni bir yıla girerken normalde iyileşmenin devamı beklenir. İnşallah bu kez şeytanın bacağını kırıp sonu 8’le biten yılların uğursuzluğunu yeneriz de, 2018’i en azından 2017’ye benzer biçimde geçiririz.

- Yoksa geçmiş 10 yıllarda gördüğümüz gibi, 2018 bizim açımızdan gayet zor geçebilir. Bunu gerekçelendirmek biraz zor. Ya birden çok faktör bir araya geliyor ve sekizli yıla tesadüf ediyor ya da ekonominin bir döngüsü var ve 8’li yıllar kırılma dönemine denk geliyor.

- Şöyle ki, sonu 7 ile biten yıllarda Türkiye ekonomisinin performansı gayet iyi sonuçlanmış. Bitişikte bunun verileri de yer alıyor.

- 1980’li yılların en yüksek büyümesi yüzde 9.8 ile 1987’de gerçekleşti. Ama izleyen 1988’de yüzde 1.5 büyümeye inildi. Ana neden hükümetin 1987 seçimlerine paralel ekonomik canlanmayı azamiye çıkartması, seçim sonrasında ise hesap ödeme döneminin gelmesiydi. 4 Şubat 1988 ekonomik kararlarının alınması bu nedenledir. Toparlanma ise 1989 yılının ikinci yarısında gerçekleşti.

- 1997 büyümesi yüzde 8.3 ile 90’lı yılların en yükseğine ulaştı. Ancak 1998’de “Nereden buldun” yasası çıkarıldı, bu sermaye kaçışına yol açtı. Asya krizi 1997’de başlamış ama henüz Türkiye’yi etkilememişti. 1998’in ikinci yarısında Rusya krizi ise Türkiye’yi tam vurdu. Büyüme de yüzde 3.9’a düşte, 1999’da ise yüzde 6.5 eksiye döndü.

- 2007 yüksek büyümenin son yılıydı ve GSYH yüzde 5 arttı. Küresel kriz yılın ikinci yarısında uç verdi ve 2008 boyunca sürdü. 2009’un ilk çeyreğinde dip görüldükten sonra toparlanma başladı. Türkiye’nin 2008 büyümesi yüzde 0.8’e indi, 2009 büyümesi de yüzde 4.8 eksiye düştü.

- Dikkat edilirse1998 ve 2008’deki kötüleşmeler küresel kaynaklı görünüyor. 1988 ise daha çok iç kaynaklı. Çünkü Türkiye ekonomisi henüz dışarıyla entegrasyona gitmemiş, sermaye hareketleri serbest bırakılmamıştı. 1988’de belki borsanın üzerinde etkisi olan gelişme 1987 Kara Pazartesi ile borsaların düşmesiydi.

- Ama Türkiye için daha eskiye de gidilebilir. 1978, 1968 ve 1958 hafızalarda kötü izler bırakan, ekonomik açıdan da negatif seyreden yıllar oldu.

- Şimdi 2018’e girerken ekonomi ve finansal piyasalar dünyayla tam entegre çalışıyor. Yörüngeden ayrılması çok zor. Ancak siyasi açıdan dışlanır ve ekonomik yönden izole edilirse yörüngeden kopması mümkün. Tıpkı Rusya’ya yapıldığı gibi. Şimdiye kadar Türkiye bu yönde bir uygulamayla karşılaşmadı.

- Yurtiçi siyasi gelişmeler ve olası bir erken genel seçimin gündeme gelmesi de, geçmiş sekizli yıllardaki gibi bir ekonomik çöküş yaratmayabilir.

*************

TEHLİKE GELECEKSE DIŞARIDAN GELİR 

- Geriye küresel çapta meydana gelecek bir krizin etkisi kalıyor. O durumda zaten en çok etkilenecek ülkelerin başında dış finansman ihtiyacının yüksekliğinden dolayı Türkiye geliyor. 2018 yılına güçlü girmekte olan piyasalarda ilk çeyrekte düşük ama ikinci çeyrekte böyle bir ihtimal daha yüksek gibi görünüyor. İlk çeyrek gerçekleşmeleriyle 2018’in gidişi hakkında bir fikir sahibi olunabilir. Küresel krizin üzerinden 10 yıl geçti ve her 10 yılda bir aşağı yukarı büyük çalkantı yaşanabiliyor.

- Büyük merkez bankaları duruma göre 2018’de faiz artırımlarını hızlandırabilir. Ekonomik canlanmayı enflasyondaki canlanma izleyebilir. Enflasyon canlanırsa zaten tahvil piyasasında sert kırılmalara ve bozulmalara yol açar. Tahvil piyasası ile arkasından borçlanma piyasası bozulur ve iş gider borç kriziyle sonuçlanır.

- Ya da Kuzey Kore yeni füze denemelerine devam eder ve bir yerde Başkan Trump’ın sabrı taşar ve iç siyasi hesapların bir sonucu olarak, bu ülkeyi yerle bir etmeye kalkar. Böyle bir durum veya beklenmedik olaylar, haberler elbette piyasalar ve ekonomiler için şok etkisi yaratır ve krizi tetikler.

- Belki de bütün bunlar olmaz. Olmasa dahi küresel açıdan 2017 kadar iyi olmak artık zor. Çünkü FED faiz artırmaya ve bilanço küçültmeye devam edecek. IMF’nin bir araştırmasına göre, bunun gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarına yüzde 15 düzeyinde azaltıcı etkisi olabilir. Avrupa Merkez Bankası da parasal genişlemeyi durdurabilir.

- Türkiye’yi ise zor bir yıl bekliyor. Enflasyonda, iç tüketimde ve dolayısıyla büyümede, istihdam yaratmada, bütçe açığını azaltmada zorluklarla karşı karşıyayız. Başbakan Binali Yıldırım 2018 yılının kolay geçmeyeceğini söyledi. Bunun açık anlamı, kolay geçmeyecekse zor geçecek demektir. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Hatice Karahan da BloombergHT’de büyümenin yüzde 4-5’lere gerileyeceği tahmininde bulundu ancak bu söylemini daha sonra kısmen revize de etti.

- 2018 için açık bir tehlike görünmüyor ama sonu 8’li yıl olması nedeniyle her şeye rağmen tedbirli davranmak yarar olabilir.

*************

BORSAYA GELEN BİTCOİN DAHA OYNAK

ARTIŞ YÜZDE 150 DÜŞÜŞ YÜZDE 43 

Kripto paraların en büyüğü olan Bitcoin 11 Aralık’tan itibaren vadeli borsalarda 15.000 dolardan işlem görmeye başladı. İkinci borsa işlemi 18 Aralık’ta açıldı. Bitcoin’in değeri de vadeli borsada 20.500 dolara kadar ulaştı. 22 Aralık Cuma günü itibarıyla vadeli borsa değeri 11.300 dolara indi ve 4 günde yüzde 44.8 değer kaybına uğradı.

- Ancak pazarlarda oluşan fiyatlar üzerinden gidersek Bitcoin’i ve diğer kripto paraları kasım ve aralık ayında asıl değer kazandıran olayın borsalarda işlem görmek ve görücüye çıkmak olduğunu söyleyebiliriz. Yukarıda Bitcoin’in seyri yer alıyor. Fiyatlardaki asıl ivmelenmenin de kasım başından başladığı ve 17 Aralık’ta son bulduğu dikkati çekiyor. Buradaki artış yüzde 149.3.17 Aralık’ta 19.666 dolarla zirve yapan Bitcoin sonra sert bir düşüşe 22 Aralık itibarıyla 11.160 dolara indi. Burada 5 işgünündeki düşüş yüzde 43.2’yi buldu. Toplam değerin neredeyse yarısı 5 günde geri verildi.

- Sanal paralarda hafta sonu işlemlerinin daha fazla olduğu belirtiliyor. Fiyat düşüşlerinin gerçekleşmesinin ardından bu hafta sonu itibarıyla toparlanma olduğu söylenemez. Çünkü Bitcoin’in fiyatı 11 binden 14 binin üzerine çıkmasına karşılık hafta sonu işlemlerinde yeniden 12 bin doları gördü.

- Kripto paraları sistem içine çekme ve fiyat artışlarını ehlileştirme süreci pozitif sonuç veriyor gibi. Fiyat düşüşü ile Bitcoin’in toplam piyasada değeri 75 milyar dolar azalarak 225 milyar dolara inse de diğer sanal paralarla birlikte bu pazarın büyüklüğü 471 milyar dolara vardı. Bitcoin bu pazarın öncüsü ve buzdağının su üzerindeki görüntüsü. Bitcoin’le birlikte kripto para sayısı da, pazarı da büyüyor, alıcıları ve satıcıları çoğalıyor.

- Pazar bir konsolidasyona da gidebilir ama üzerine oturduğu ve yaratıldığı blokzincir teknolojisi kalıcı ve giderek yaygınlaşacak. Yıl sonuna denk gelen bu satışlar kâr satışları da olabilir, paradan çıkıp blokzincir üzerinde yeni yatırımlara yelken açmak da olabilir.

SONUÇ:

“Rüzgâr yoksa dalga da yoktur.”

Çin Atasözü

 

 

 

ÖNE ÇIKAN HABERLER
Yukarı