TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Değirmenin suyu bu yıl da akacak gibi

 

2017 yılında dünya büyümesinin yüzde 3.5 olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Büyüme hızlanırken henüz enflasyon merkez bankalarının hedeflerinin altındaydı. Bu açıdan sert faiz artırımları veya parasal sıkılaştırma ile karşılaşmadık. Piyasalar açısından ideal olan bu durum risk alma iştahını yıl boyunca besledi, sermaye akımları ciddi oranda arttı. Hemen herkes para kazandı.

- 2018’de çarkın dönmeye devam etmesi her şeyden önce küresel risk iştahına ve sermaye akımlarının devamına bağlı. Normalde beklentiler de sermaye akımlarının gücünü koruyacağı hatta artıracağı yönünde.

- Sermaye hareketlerini izleyen Uluslararası Finans Enstitüsü IIF’in tahminlerine göre, 2018 yılında yurtdışı yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere sermaye akımları yüzde 9.5 daha büyüyecek, 1.1 trilyon dolardan 1.2 trilyon dolara yükselecek. 1.205 milyar dolar aynı zamanda 2014 sonrasının en yüksek girişinin gerçekleşmesi olacak.

- Ancak bu sermaye girişinin doğrudan yatırımlara ayrılan kısmı o kadar da artmayacak. 566 milyar dolar olması beklenen 2018 doğrudan yatırımları 2016 ve 2017 yıllarını geride bırakacak ama ondan önceki üç yılın da gerisinde kalacak.

- Rakamlar yukarıdaki tabloda yer alıyor. Kurumun 2017 için gelişmekte olan piyasalara yönelik tahmin ettiği sermaye akımlarında asıl canlanma portföy yatırımları tarafında. Burada da asıl büyük sıçrama 2017 yılında gerçekleşti. Çünkü hisse senedi ve tahvil yatırımlarından oluşan portföy yatırımları 2016 yılında 163 milyar dolardan 2017 yılında 340 milyar dolara yükselecek. Buradaki artış oranı yüzde 108 düzeyinde. Yine 340 milyar dolarlık gerçekleşme olması halinde son 5 yılın en yüksek portföy yatırımları olacak.

- Kesin rakamlar henüz açıklanmadı, revizyonlar olabilir. Ama bu yıl için tahmin edilen portföy yatırım tutarı geçen yıldan 95 milyar dolar fazla veya yüzde 28 daha yukarıda.

- Gerçekleşmeler eğer IIF’in tahmini yönünde olursa finansal piyasalarda çok iyi bir yılın ardından ikinci iyi yılı yaşayabiliriz. Dalgalanma ve oynaklık artsa bile.

*********** 

SUYUN MİKTARINI TRUMP VE MERKEZ BANKALARI BELİRLER

Ancak dalgalanmanın olup olmayacağını ve gelişmekte olan piyasalara akan suyun kesilip kesilmeyeceğini küresel merkez bankalarının para politikasını normalleştirme hızı veya dozu belirleyecek.

- Bu çerçevede Japonya merkez bankası BOJ beklenmeyen bir hamle yaptı ve tahvil alımını 20 milyar yen düşürerek toplamda yüzde 6.9 azalttı. Karar sonrası yen değerlendi ve Japon faiz oranları yükseldi.

- BOJ’un parasal genişlemeyi azaltma yönündeki bu kararı, FED’in de harekete geçeceği beklentisi yaratarak doları kısmen değerlendirdi, ABD 10 yıllık hazine faizleri de yüzde 2.50’yi gördü.

- Avrupa Merkez Bankası ECB tahvil alımlarını yarı yarıya azaltacak ve 30 milyar Euro’ya indirecek. Normalleşme yolunda adım atacak.

- FED’den ise 3 veya 4 faiz artırımı bekleniyor. ABD’de enflasyonun seyri faiz artırım hızı konusunda belirleyici olabilir.

- Bir de tabii FED’in en önde gelen üç ismi değişiyor. Yeni FED yönetiminin Başkan Trump’ın ucuz dolar ve düşük faiz baskısına ne ölçüde direneceği, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akımları üzerinde etkili olmaya aday. Güçlü dolar ve yükselen ABD faizleri küresel risk iştahının ve sermaye hareketlerinin zayıflamasını beraberinde getirebilir. Bir yerde küresel piyasaların iyiliği Trump’ın isteğinde başarılı olunmasına bağlı.

 

ÖNE ÇIKAN HABERLER
Yukarı