TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İyileşen dünyayla Türkiye’nin yatırım hamlesi çakışıyor

 

Uluslararası Para Fonu IMF’nin son tahminlerine göre iyileşen dünya ekonomisi daha da iyi olacak. Ne zamana kadar denirse 2018 ve 2019’u da içine alan iki yıllığına. Bitişikte yer alan tablodan da izlenebileceği gibi, dünya büyümesi bu yıl yüzde 3.9’a çıkacak ve gelecek yıl da bu düzeyde kalacak. Yüzde 3.9’luk büyüme, 2008-2009 krizinden bu yana ulaşılacak en yüksek büyümeler olacak.

- 2016 büyümesi yüzde 3.2 olarak gerçekleşmişti. 2017 yılı büyümesi de yüzde 3.2 öngörülmüştü. Ama gerçekleşmeler daha yüksek bir rakama işaret edince IMF de tahminini yüzde 3.7’ye çıkardı.

- Yine 2018 ve 2019 için IMF’nin Ekim 2017’deki tahmini yüzde 3.7 büyümeydi. Bu rakamı da 0.2 yukarı yönde artırdı. Önümüzdeki dönemde gerçekleşmelere göre tahminler yine revize edilebilir. Eğer finansal piyasalardan kaynaklı bir büyük dalgalanma yaşanmaz ve bugünkü pozitif eğilim korunursa, muhtemelen yüzde 3.9’luk büyüme de yukarı yönde revize edilebilir.

- Dünya büyümesi yanında Türkiye için özellikle Euro Bölgesi’nin ve Almanya’nın yüzde 2.5 civarı büyümesi de önemli. Çünkü ihracat pazarlarımız.

- Türkiye lehine bir başka gelişme de doların değer kaybediyor ve Euro’nun değer kazanıyor olması. İhracat daha çok Euro’yla, ithalat ise dolarla. Dış borçlar da daha çok dolarla olunca, Euro dolar paritesinin Euro lehine yükselmesinden en çok yararlanan ekonomilerden biri de Türkiye oluyor.

- Ekonomi aleyhine gelişmelerden biri emtia fiyatlarının ve petrolün yükselmesi. 2017’de yüzde 23 yükselen ortalama petrol fiyatlarının bu yıl da yüzde 12 daha artması bekleniyor. Türkiye’nin petrolü yüksek oranda ithal etmesinden dolayı hem cari açığı büyütücü hem enflasyonu artırıcı etkiye sahip.

- Yine Türkiye, ekonomisini ağırlıklı biçimde dış kaynakla fonluyor. Küresel çapta faiz oranları yükseliyor. IMF de şirketlerin borçlanmasına baz teşkil eden Libor 6 aylık dolar faizinin giderek yükseleceğini tahmin ediyor. 2016’da yüzde 1.1 olan Libor faizi 2017’de yüzde 1.5’e yükseldi. Faizin bu yıl daha hızlanması ve ortalama yüzde 2.3’e çıkması, gelecek yıl da yüzde 3.4’e yükselmesi bekleniyor. Libor faizleri küresel kriz öncesinde yüzde 5.5 civarındaydı.

*********** 

2 YILLIK ALTIN DÖNEM

- Faiz oranları yükseldiğine göre enflasyona da bakmak gerekiyor. Gelişmiş ülkelerin enflasyonu bu yıl yüzde 1.9 ve gelecek yıl yüzde 2.1 bekleniyor.

- Eğer gerçekleşmeler IMF tahminleri yönünde olursa büyümenin arttığı, buna paralel enflasyonun yükselerek uzun vadeli hedefine yaklaştığı, faizlerin artmasına karşılık hâlâ normalleşme yönünde alınabilecek mesafenin bulunduğu iki yıllık altın bir dönem dünya ekonomisini ve küresel piyasaları bekliyor. Şayet herhangi bir nedenle ve herhangi bir şekilde finansal piyasalardaki balon patlamazsa.

- Dünya ekonomisinin daha iyi olacağı böyle bir dönemde Türkiye dış kaynak ihtiyacını karşılamaya devam edebilir. İhracatını artırabilir ve büyümesini sürdürebilir.

- Sorunlu alan yüksek enflasyon. Gelişen ülkeler ortalamasının üç katına varan bir enflasyon düzeyi var bizde. Enflasyonla mücadele yüksek büyümeyle de çelişiyor.

- Dünyanın bu pozitif konjonktürü yanında maliyetlerinin yükselmesine karşılık kaynak bulunabilirliği, finansal piyasa krizleri olmadığı varsayımı altında, mümkün olacak. Türkiye’de sanayinin kapasite kullanımları yüzde 80’e dayandı. Gelecek yıllarda büyüme ve ihracat sürecekse yeni yatırımların yapılması şart. Küresel ekonomiyle kaderin çakışması da burada başlıyor. Dünyanın iyi olması ve dış kaynağın bulunabilirliği yeni yatırımlara ihtiyaç duyulan Türkiye’de girişimcileri cesaretlendirecektir.

- Ancak talihsizlik, tam da bu döneme seçimlerin gelip çatmasında. Seçimlerin ne olacağı ve ne zaman yapılacağı, hükümetin daha kapsayıcı ve tüm girişimcileri kucaklayıcı olup olmayacağı da yatırım yapmada cesaret kıran gelişmeler olarak dikkati çekiyor. Belirsizlikleri azaltmak ve yatırımları hızlandırmak, çoğu zaman olduğu gibi, yine hükümetin elinde.

***********  

SONUÇ: “Yaşamın doğasında ve piyasaların doğasında trendler vardır.”

John Henry

 

Yukarı