TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ekonomiye ve bankalara fren, borsayı da frenler mi?

Referandumdan hemen sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan TL'nin değerlenmesinden rahatsızlık duymadığını açıkladı. Zaten küresel bazda gelişmekte olan ülkelere bir sermaye akışı hızlanmıştı. Ardından ABD ikincil parasal genişleme kararını aldı. Karar, 2011 yılının ortasına kadar uygulama süresini kapsıyor. Yani ABD dolar likiditesini genişletmeye devam edecek. Onunla beraber dünya likiditesi genişleyecek ve artan para kendine gelişmekte olan ülkelerde kazanç arayacak.
Tam bu sırada Türkiye ekonomisi iç tüketim artışına bağlı olarak çift haneli rakamlarda büyüyor. Yılın ikinci yarısında tek haneli rakamlara inilecek. Ama yıllık bazda yüzde 8-8.5 arasında bir büyümeyi yakalayacağız. İhracatta artış hızı yavaş giderken büyümeye bağlı ithalattaki hızlı artış, dış ticaret açığına ve cari işlemler açığına dönüşüyor. Hükümetin yıl sonu cari açık tahmini 39 milyar dolar ama öyle anlaşılıyor ki, revize edilen bu son tahminin de üzerine çıkılacak. Fitch Ratings'in beklediği gibi, yıllık bazda 44 milyar dolar civarında bir gerçekleşmeyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu da 750 milyar doları aşabilecek milli gerin yüzde 5.7'sine varıyor. Oran yüksek. Miktar bazında yıllık olarak en yüksek açığı vereceğiz. Gerçi finansmanında şimdilik sorun yok. Ama ileriye yönelik bir potansiyel tehlikeyi içinde barındırdığı da gerçek.
Bu açıdan ekonomi yönetimi ve hükümet önlem alma arayışına girdi. Merkez Bankası mevduat karşılık oranlarını artırdı, aldığı karşılıklara faiz ödemeyi kesti. Kısaca bankalara "kredilerde frene basın" dedi. Ekonomi, kredi kanalıyla daha da ısınmasın diye. Bankalar da buna mecburen uyuyor. Yoksa munzam karşılıklar daha da artırılacak.
Kredi bankaların asıl büyüme kanalı ve kâr ettikleri alan. Hükümet cari açıktan dolayı ekonominin frenine bankacılık aracılığıyla basıyor. Dolayısıyla bankaların büyümesine de, kâr artışına da müdahale ediyor. Bu işin makro tarafı.
Bizi ilgilendiren ise borsa tarafı. Eğer bankalarda frene basıldıysa, artık hızlı büyümeleri, hızlı kâr artışları duracaksa ki, BDDK Başkanı da bankalar için 2011 yılının zor geçeceğini belirtiliyor, borsa nasıl yükselişine devam edecek? Ekonomiye fren aynı zamanda bankalara fren, bu da otomatikman borsaya fren sonucunu doğurur.


Çıkışta ve düşüşte banka ve yabancılar öncü ve belirleyici
Borsanın ortalama yüzde 40-45'i bankalardan oluşuyor. Borsada bu büyüklükte bir başka sektör yok. Bankalar yükseldiği zaman genel endeksin yarısını yükseltmiş oluyorlar. Sanayinin veya hizmetlerin payları yüzde 20'lerde geziniyor. Zaten yukarıdaki grafik de bankaların borsadaki bu ağırlığını ortaya koyuyor. Grafiği sektör bazlı endekslerin yayınlanmaya başladığı 1997 başından itibaren aldık.
■ 1997 başında Banka Endeksi. İMKB-100 Endeksi'nin altındaydı, yüzde 97'si kadardı. Sonra bankalar öne geçmeye başlanmış.
■ 2000 yılı başında Banka Endeksi, Borsa Endeksi'nin yüzde 63 üzerine çıkmış. Ardından borsa 2000 ve 2001 çöküşünü yaşamış.
■ Kasım 2002'ye gelindiğinde Banka Endeksi, Borsa Endeksi'nin sadece yüzde 30 üzerindeydi. Makas azalmış.
■ Ancak yeni çıkışın yine bankalarla olduğunu görüyoruz. Şubat 2006'da, yani 2006 yılı piyasa kırılmasının hemen öncesinde, bankalar borsa genel düzeyinin yüzde 118 üzerine çıkmış. Ardından yeniden düşüş başlamış.
■ Ekim 2007'ye kadar süren yükseliş de bankalar öncülüğünde gerçekleşmiş. Banka Endeksi, İMKB-100'ün yüzde 121 üzerinde prim yapmış.
■ Küresel krizde İMKB'nin dip yaptığı Kasım 2008'de ise fark yüzde 98'e kadar inmiş.
■ O zamandan bu yana yükseliş eğilimi içinde makas yeniden büyümüş. En son 9 Kasım 2010'da bankalar borsanın genelinden yüzde 134 daha primliydi ve tarihsel olarak bankaların piyasayla farkı en fazla açtığı tarihti. 26 Kasım itibarıyla bankalar yüzde 10, borsanın geneli ise yüzde 7.5 düşmüş.
Mevcut durum doğru fiyatlanmışsa, bundan sonra bankacılıkta büyüme ve kâr artışı hız kesecek veya yatay seyredecekse, normalde Banka Edeksi'nin seyrinin de aynı olması beklenir. Borsanın genel seyrinin de banka sektörünün büyüklüğünden dolayı benzer olması gerekir. Yani bankalar nereye ve ne yöne giderse borsa da aynı yolu izleyecek. Bu dengeyi sadece yabancılar değiştirir. Küresel likidite bolluğundan dolayı eğer net bazda daha fazla alım yaparlarsa bankalar ve borsa yukarıya gider. Satarlarsa hem bankalar hem borsa yönünü aşağıya çevirir. Çıkışta da düşüşte de bankalar öncü ve yabancılar belirleyici olacak.
SONUÇ: "Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır." Einstein

Yukarı