TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Avrupa’nın çözümü niye yeni sorun?

Bir süreden beri ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan risklere dikkat çekiyor. Özellikle de Avrupa ekonomilerine ilişkin risklere. Ekonomik birimleri teyakkuza bile çağırdı. Bloomberg HT‘nin birinci kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmada her türlü senaryoya karşı hazır olunması gerektiğini şu sözlerle belirtmiş: “Avrupa’da ciddi bir sıkıntı, ciddi bir problem yaşanırsa bu, Türkiye’yi de etkileyecektir. Önümüzdeki dönemde özellikle Avrupa kaynaklı ciddi kırılganlıkların olabileceğini görmek gerekiyor.”
Avrupa’nın içine girdiği borç sorunu sadece bizim değil, küresel ekonominin de en önemli riski. Öyle ki, bu sorunun çözümü de sorun yaratacak, çözümsüzlüğü de. Çözümsüzlüğün nasıl sorun yarattığını aşağı yukarı yaşıyoruz. Birkaç ay arayla bir ülke kurtarılmak zorunda kalınıyor. Finansal piyasalar karışıyor, beklentiler kötüleşiyor, sorun yumağı giderek de büyüyor.

SORUN AĞIRLAŞIYOR: Çözümün nasıl sorun yaratabileceğine gelince bunun için yukarıda hükümetlerin programlarından üretilmiş tabloya bakmak gerekiyor. Radikal değişiklikleri içermeyen, bugünkü dengeler aşağı yukarı devam ederse kamu borcunun nereye gideceğinin yanıtı aranmış. Bu durum borç sorununu çözmüyor, giderek ağırlaştırıyor. 2010 yılı için yüzde 82 düzeyindeki kamu borcunun milli gelire oranı her yıl artarak 2014’te yüzde 88.2’ye geliyor. Bu oran tam da Türkiye’nin 2001 krizine girmesine yol açan borç düzeyi ile aynı. Ne olup da 2014’ten sonra borç düzeyinin düşeceğinin ise yanıtı yok. Avrupa’da bugün yapılan ise zor duruma düşeni kurtarmak. Ama bu kurtarmalar artarsa sonunda kurtaranları da kurtarmak gerekebilecek. Çünkü kamu borcunun milli gelire oranı üç yıl sonra yüzde 88’e çıkıyor. Bu Euro bölgesinin ortalama rakamı. Dolasıyla bugüne kadarki uygulamaları bir çözüm olarak değerlendirmiyor, olsa olsa sorunu büyütücü ve erteleyici adımlar olarak görüyoruz.

SAÇ TIRAŞI MI?: Geriye “40 katır mı, 40 satır mı” kalıyor. Bunlardan biri borcun yeniden yapılandırılması diğeri ise hiper enflasyona gitmek. Borcun yeniden yapılandırılması alacaklıların “hair cut” denilen saç tıraşı olması, yani alacaklarının bir bölümünden vazgeçmelerine dayanır. Başka bir yapılandırma zaten Avrupa’nın borcunu daha büyütür. Alacaklardan feragatın sonu ise bu borçlanma senetlerini elinde bulunduran ülke ve finansal kurumların zor duruma düşmesi, hatta batması sonucuna götürür bizi. Alacaklıların batmasının yaratacağı domino etkisi de cabası. Çözümün biri bu. Yeni istikrarsızlık kapısının aralanması.

HİPER ENFLASYON MU?: Borcun küçültülmesinin bir diğer yolu hiper enflasyona gitmek. Çok ciddi yan etkileri konusunda Avrupa’nın tecrübesi var. Onun için bu seçeneğe hiç de sıcak bakmıyorlar. Hiper enflasyon bazı kesimler, kişiler, kurumlar, arasında çok ciddi servet ve sermaye transferlerine yol açar. Alacaklılar kaybeder, borçlular kazanır. Servet ve sermayeler erir, el değiştirir. Bu açıdan saç tıraşı olmak da hiper enflasyon yaratmak da Avrupa’nın borç sorununa çözüm olur ama aynı zamanda büyük yıkım da olur. Radikal adımlar atmadan, mevcut dengeleri bozmadan devam etmenin çözüm olamayacağının en iyi göstergesi ise bitişikte yer alan tablodan görülüyor.

SONUÇ: “Acı acıyı keser, su sancıyı.” Türk atasözü

Yukarı