TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Not artışında cin şişeden çıktı mı?

Sıcak paraya ve cari açığa karşı kasım ayından beri alınan önlemlerin genelde negatif etkilerini yaşadık. Kafalar karıştı, piyasalar dalgalandı. Faiz oranları yükseldi. Kurlar yükseldi. Borsa değer kaybetti. Dünkü açıklamaya göre yabancıların ocak ayında borsadaki satışları 753 milyon doları buldu.
Bunlar alınan önlemlerin belki istenmeyen sonuçlarıydı.
İstenen sonuçları ise kurların artmasıyla dış ticaret rakamlarında ve dolayısıyla cari açıkta belki önümüzdeki aylarda açıklanacak verilerde göreceğiz.
Bir sonucunu da piyasalar önemli ölçüde fiyatladı, bugünlerde fiyatlamaya devam ediyor. Türkiye’nin not artışı ve belki de yatırım yapılabilir kategoriye yükselmesi bekleniyor. Geçen haftanın ikinci yarısında başlayan bu fiyatlama gerçekleşme olana kadar da negatif veya pozitif yönde sürebilir.

IMF TEMSİLCİSİ AÇIKLADI: Ama IMF Türkiye Temsilcisi Mark Lewis‘e göre fazla beklemeyeceğiz. Lewis geçen hafta sonu yaptığı açıklamada şunları söylemişti: “Kredi kuruluşlarının davranışlarını açıklayabilmek çok kolay değil. Bu kuruluşlar kendi prosedürlerini ve sistemlerini takip ediyorlar. Kişisel düşüncem Türkiye’nin yakın zamanda kredi notunun yükseltileceği yönünde.”
Daha önce de benzer bir bilgi, banka genel müdürlerine alınmakta olan önlemlerin nedeni açıklanırken yapılmış, bu da kamuoyuna yansımıştı.

BEKLENEN DURUM: Dolayısıyla para politikasında kasım ayından itibaren yapılan değişiklik, bu not artışının gelmesi ve hele Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyeye yükselmesi durumunda daha bir anlam kazanabilir. Çünkü politika değişikliğine giderken Merkez Bankası “Türkiye’ye yoğun sermaye girişi beklentisinde” olduğunu belirtmişti. Ancak dün İMKB’nin verileri de gösteriyor ki, değil sermaye girişi sermaye çıkışı gerçekleşiyor. Hem çok kısa vadeli para piyasasından hem hisse senetlerinden hem de bonodan kasım ortasından ocak sonuna kadar 10 milyar dolar civarında bir sermaye çıkışı olduğu tahmin ediliyor.

SÜRPRİZİ NEREDE?: Seçim sürecinin başladığı bir dönemde not yüksek olasılıkla artacak. Bu durum büyük ölçüde fiyatların içine girdi. Sürprizi ise notun kaç basamak artacağında ve hangi kurum veya kaç kurum tarafından artışa gidileceğinde. Ya da bu not artışlarının arka arkaya birkaç basamak şeklinde mi gerçekleşeceğinde. Bu durumda Merkez Bankası’nın varsayımı gerçekleşebilir.


Banka kârları durulmuş bile
BDDK’nın açıklamasına göre, bankaların kârlarında hızlı artış 2010 yılında durulmuş bile. Alınan son önlemler ise bu kârların 2011 yılında ne kadar düşeceğini belirleyecek. Nitekim bankaların bu kâr düşüşü borsada da kabullenilmiş ki, Banka Endeksi’nin dolar bazındaki kaybı yüzde 32’ye kadar vardı. Ancak Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen‘in bu yılki kârın olsa olsa geçen yılkinin yüzde 5-6’sı aşağısında olabileceğini tahmin etmesi ve not artırım ihtimali, sektör hisselerini yeniden toparladı.
Yukarıda yer alan verilere göre, bankaların kârları 2010 yılında yüzde 8.6 artarak 21.9 milyar liraya yükseldi. Bu artış oranı geçen yıl yüzde 48 düzeyindeydi. Tek haneli rakamlara düşen kâr artışı, mevduat, kredi ve diğer tüm rasyoların altında kaldı. Yüzde 34’lük kredi artışına karşılık böylesine bir düşük kârı en iyisi baz etkisine bağlamalı. Durum buysa bu yılki kârlarda oran olarak ciddi kayıplar meydana gelmeyebilir.
SONUÇ: “Ne ileri gitmeli, ne geri kalmalı.” Çin atasözü

Yukarı