TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ayağa kalkışı da çöküşü gibi sert

Aralıkta sanayi üretimi yüzde 16.9 arttı. Üstelik bu artış, 2009 yılı aralık ayının yüzde 23.9’luk üretiminin üzerine gelen bir gerçekleşme. Nitekim takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre yüzde 5.7 artarak, endeksin yayımlanmaya başladığı 2005’ten bu yana en yüksek düzeyine çıkmasını sağladı. İşsizlikte kış mevsimine girilirken ortaya çıkan durulma da, sanayi üretimindeki bu artışı doğruluyor. En son ekim ayı için açıklanan istihdam verileri yüzde 11.2’lik işsizliğe işaret ediyordu. Kış aylarında artış kaydeden işsizliğin geçen yıl ekimde hız kestiği dikkati çekmişti.
Aralık ayındaki dopingle yıllık sanayi üretimi ortalama yüzde 13.1 büyüdü. Yukarıdaki tablodan izlenebileceği gibi, 2009 yılındaki yüzde 9.9 daralmayı daha yüksek rakamlı pozitif büyümenin izlemesi, son küresel krizin ardından yaşanmakta olan toparlanmanın güçlü olduğunun teyidi.
İhracat ayağı eksik olmasına karşılık hızlı toparlanmada iç talebin güçlü seyri çok etkili.
Bunda kriz sırasında hanehalkının tasarruf ve servet kaybına uğramaması, hatta kurdan, faizden, gayrimenkulden, altından kazançlı çıkmasının rolü büyük.
Şirketlerin ve bankaların krizden mali yapısını güçlendirerek çıkması, hanehalkının düşük borçluluk oranı ile birleşerek 2010 yılında güçlü iç tüketimin temel ayaklarını oluşturdu.
OTOMOBİL SÜRÜKLEDİ: Bu nedenledir ki otomotiv sektörü aynı zamanda üretimin motoru haline geldi ve geçen yılki yüzde 30’luk daralmanın ardından yüzde 33.3’lük üretim patlaması yaşadı. Otomotiv, genel sanayi üretimini de yukarı çekti. Bilgisayar ve elektronik üretimi de yüzde 35’lik artışı yakaladı.
Hanehalkının düşük borçluluk oranı, güçlü bankacılık ve düşük faiz oranları ile birleşince krizin hemen ardından konuta talebi artırdı.
Tekstil ürünleri ve giyim eşyası da, kriz sonrasında ayağa kalkan ve kriz öncesine göre durumunu iyileştiren sektörlerden.

2010, büyümede en iyi ikinci yıl mı?
2010 yılında sanayi üretimi geldiği düzey itibariyle mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış olarak da, 2007 ve 2008 yıllarının üzerine çıkarak rekor kırdı. Son çeyrekteki sanayi üretimindeki atak ve tüketim artışı, büyümede belli bir ivmelenmeye işaret ediyor. Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5.5’e inerek hayal kırıklığı yaratan milli gelir artışının son çeyrekte sanayi üretimi ile birlikte yeniden yükselişe geçmesi beklenebilir. Mart sonunda açıklanacak 2010 yılı milli gelirin yüzde 8’leri yakalaması halinde, Türkiye 2001 krizi sonrasının en iyi ikinci yılını yaşamaya aday olabilir. Ekonomi 2004’te yüzde 9.4 büyüyerek son dönemin en parlak yılını yaşamıştı. Yüzde 8’ler civarında bir gerçekleşme de 2010 yılını, ihracat ayağı eksik olsa da, ikinci en iyi yıl yapabilir. Bu hızla girdiğimiz 2011 yılının büyümesi ise 1 veya 1.5 puan düşebilir. Bu da bizi 2011 için yüzde 6.5-7’lik büyümeye götürebilir.
SONUÇ: “Dünyada her şey yıkılsa bile gelecek durur.” Bovee

Yukarı