TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dünyanın da borsaların da ekseni kayıyor

Ekonomide küreselleşme, finansta küreselleşme, haberleşme ve iletişimde küreselleşme, şirketlerde ve yatırımcılarda küreselleşme derken sıra borsalara geldi. Hatta geç bile kalındı. Her ülkenin borsası olması gerektiği görüşü bu konsolidasyonları geciktirdi.
Daha önce atılan adımlara son olarak iki büyük birleşme haberi eklendi. Almanya’nın borsası Deutsche Boerse, dünyanın en eski ve en büyük piyasası New York Borsası‘nı satın alıyor. Ters gelen, sermaye piyasası geleneği pek olmayan bir ülke borsasının, daha küçük bir borsanın en köklü piyasayı satın almaya kalkması. Normalde tam tersi olması gerekirdi.

ASYA’NIN GÜCÜ: Yeni borsa da, dünyanın en büyük hisse senedi borsası olacak. New York ve Frankfurt olarak iki merkezli faaliyet gösterecek. Dünya Borsalar Federasyonu‘nun verilerine göre, birleşme sonrası yeni borsanın 2010 yılı işlem hacmi 21.4 trilyon dolara çıkmış olacak. İşlem hacminde ikinci sırada Nasdaq, üçüncü sırada ise Çin’in Şanghay Borsası geliyor. Dördüncü sırada Kanada’nın Toronto Borsası ile birleşme kararı alan Londra Borsası gelirken beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci sıraları yine Asya borsaları işgal ediyor. Birleşmenin anlamı da zaten burada ortaya çıkıyor. Büyük halka arzlar ve büyük işlem hacimleri artık dünyanın ekonomik gücünün ve ağırlığının kaydığı Asya’da yapılıyor. Batı’nın geleneksel borsaları artık yaya kalıyor ve büyüme sınırlarının sonuna yaklaştığını hissediyor herhalde. Birleşme yükselmekte olan Asya’nın gücü karşısında eriyip gitmeye önlem almak istemenin bir sonucu.

TÜRKİYE İÇİN ANLAMI: Ayrıca iki borsanın birleşmesiyle giderler yıllık 300 milyon Euro azalacak. Asya etkisi yanında bunun için de, ABD’nin tarihsel borsası Alman borsası ile birleşiyor, birleşmek zorunda kalıyor. Dünya ekonomisinden sonra borsalarının da ekseni Asya’ya doğru kayıyor. Konsolidasyonlar şirketler bazında da, borsalar ve çeşitli piyasalar düzeyinde de sürecek.
Türkiye’nin ise böyle bir süreçte ne yapacağı elbette önemli. Piyasasının likiditesini bölüp küçülterek konsolidasyon sürecinde başka borsalar tarafından satın mı alınacak, yoksa piyasalarını birleştirerek bölgesel bir güç haline getirip başka borsaları mı satın alacak? Bu dönemde yapılacaklar da, bunun yanıtı olacak.

SONUÇ: “Başarı kuvvetli olana gülümser, başarısızlık zayıflara çullanır.” Oscar Wilde


İhracatçıların kur sorunu bitti mi?

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin üç ayda bir yaptığı ankete göre, ihracatçıların 2011’de rekabetçi ideal dolar kuru 1.62 TL, Euro kuru 2.14 TL çıktı. Merkez Bankası’nın ideal politika faiz seviyesi de yüzde 5.93. Bu ortalama düzeylere kur bazında varılmış, politika faizinde ise çeyrek puanlık bir düşüş yeterli olacak. Ancak politika faizinin de piyasa faizlerini etkileme gücü pek kalmamış. Çünkü Merkez Bankası geçmişten beri uyguladığı para politikasını değiştirdi. Politika faizinin yerini zorunlu karşılıklar ve likidite düzeyi aldı gibi. Ama sonuçta kurdaki yüzde 10’luk artış demek ki ihracatçıyı rahatlatacak. Yukarıda yer alan grafikte, ihracatçılar en önemli sorunun yüzde 74 ile döviz kurları olduğunu söylüyor. Şimdi bu sorun giderildi gibi. Ama sırada enerji maliyetleri ve yüzde 54 düzeyindeki önemle hammadde ve aramalı fiyatları var. Döviz kurlarındaki yükselme şimdi fiyat sorununu daha da büyütecek. Çünkü hammadde ve aramalı ciddi oranda ithalatla karşılanıyor. Yurtiçinden karşılananların büyük kısmının fiyatı da dışarıya bağlı. Bir süre sonra ihracatçılar hammadde fiyatlarından yakınmasın.

Yukarı