TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Nedenler farklı olsa da faiz oranında artış aynı

Yılık cari açık rakamları tahmin edilenin de üzerinde. Bir yılda 14 milyardan 48.6 milyar dolara çıktı ve yüzde 247 arttı. 1923’ten 2002’ye kadar geçen 80 yılda cari açık toplam 42.8 milyar dolar olmuş. 2003’ten 2010 sonuna kadar geçen 8 yılda ise 218 milyar dolar. Son 8 yılda 80 yıllık cari açığın 6 katına çıkılmış.
Böyle bir açık hem ekonominin büyüklüklerine paralel hem de küresel konjonktüre. Yüksek büyüme ve bol likidite dönemi. Madalyonun bir yüzünden bakınca Türkiye bu konjonktürden iyi yararlanmış gibi görünüyor. Almış paraları ekonomisini finanse etmiş. Madalyonun diğer yüzünden bakınca da, bu büyümeyi finanse etmek için 8 yılda 217 milyar dolara varan yabancı parası kullanmışız. Bu paraya da gerekli bedeli faiz, temettü veya sermaye kazancı olarak ödemişiz. Dışarıdan finansman sağlayarak ithalat yapmışız. Borç aldığımız ülkelerin mallarına pazar yaratmışız. Türkiye’nin bu dönemde yabancılardan gördüğü yüksek ilginin nedenlerinden biri de, bu cari açık olsa gerek.
ÜRKÜTÜCÜ ARTIŞ: Cari açık hem geldiği düzey itibarıyla yüksek ki, milli gelire oranı yüzde 6.5’e varacak gibi; hem de artış hızı ürkütücü. Böylesine bir artış hızı sürdürülemez. Cari açığın ekonomide yeni bir kazaya veya sert bir düzeltmeye yol açmaması için, artış ivmesinin yavaşlaması gerekiyor. Önlem alınması gereği çok açık. Bu konuda da kısa vadede büyüme hızını azaltmaktan başka çare yok.
Bunun en garantili, en anlaşılır yolu faizi yükseltmek. Faiz yükselişi aynı zamanda enflasyon için de elzem. Ama siyasi tercih faizlerin artırılmamasından değil düşürülmesinden yanaydı. Bu nedenle önlem almaya sonuçtan başlandı. İşin finansmanı kısıtlandı. Bunun için politika faizleri düşürüldü, kurda kısa vadelerde bilinçli belirsizlik yaratıldı. Sıcak paranın en kısa vadelisi gitti Türkiye’den. Zorunlu karşılıklar artırılarak da kredilerin kısıtlanması amaçlandı. Uygulanan politikaların sonucu net bazda likidite sıkıştırması olduğundan Merkez Bankası’nın dışındaki bütün faizler yükseliş eğilimine girdi. En çok da Hazine faizleri yükseldi.
ÖNGÖRÜLEN FAİZ ARTIŞI: Dışarıdaki konjonktür paranın gelişen ülkelerden gelişmiş ülkelere yönelmesi şeklinde olduğundan, uygulanan politikalara destek verdi. Bitişikte görüldüğü gibi, faiz ABD’de de, Türkiye’de de nedenleri farklı olsa da, artıyor. Bu artış da ekonomi yönetimini rahatsız etmemiş gibi. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz geçen hafta Londra’da “Faizin biraz yükselmesi bizim öngörülerimiz dışında değil” dedi. Bakalım yarın faiz konusunda ne karar verecek Merkez Bankası?
SONUÇ: “Ya hareket et ya da hareket ettirilirsin.” Colin Pawell

Yukarı