TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

2001, bir nesil unutulmaz gölgesi hep bizimle olacak

Tam 10 yıl önce 21 Şubat'ı 22'ye bağlayan gecede sabit kur rejimi terk edildi ve serbest dalgalı kura geçildi. TL yüzde 55'e varan bir değer kaybı yaşadı. Kur şoku, kamu borç krizi ile birleşerek banka krizine ve sonuçta cumhuriyet tarihinin en derin ekonomik krizine yol açtı. Aradan 10 yıl geçtikten sonra nereden nereye geldiğimizin bilançosunu çıkarmak daha kolaylaştı.
■ Sadece ekonomik değil siyasi sonuçlar da yarattı. Siyasetin merkezini ve merkezin sağındaki politikacıları tasfiye etti. 10 yıllık koalisyon dönemi bitti. Tek başına iktidarın yolunu açtı.
■ 2001 ile hem kamu borçları hem banka hem de ekonomik kriz olarak üç krizi iç içe yaşadık. Son küresel krizde yaşananları biz o tarihte yaşadık. Acısını çektik, bedelini ödedik. Başta Merkez Bankası'nın bağımsızlığı olmak üzere kamuda yapısal reformlara gittik. Bankaları yeniden yapılandırdık.
■ 2002 nin son çeyreğinden başlayıp 2007'nin son çeyreğine kadar devam eden 5 yıllık küresel para bolluğu ve yüksek risk alma iştahı, kriz sonrası
başlayan pozitif trende ayrı bir ivme kattı. Sermaye hareketleri yoluyla gelen para TL'yi değerlendirerek cari açığı tekrar sorun haline getirdi, istikrarsızlık kaynağı oldu. Bu durum Türk insanını yeniden dövize yöneltti. 2001 krizinin hafızalardaki canlılığı buna eklenince, yıllar boyunca TL değer kazanmasına, döviz kurları düşmesine karşılık döviz tevdiat hesaplarında ciddi bir azalma meydana gelmedi. 2002 sonunda yerlilerin döviz hesabı 54 milyar dolardı, şimdi ise bunun iki katına yakın, 97 milyar dolar. Türk insanı dövizden vazgeçmiyor. Bu da herhalde büyük krizlerin ve uğranılan büyük kayıpların insanların hafızalarına kazınmasından olsa gerek. Krizi yaşayan kuşakta bu alışkanlıklar sürecek. Finansal piyasalarda buna uygun davranışlar ve pozisyonlar görebileceğiz. Dolayısıyla 2001 krizi geçmiş gitmiş ve Türkiye'yi daha büyük küresel bir krizden korumaya yol açmış olsa bile, gölgesi hep bizimle olacak.
■ Önce enflasyon tek haneli rakamlara indi, ardından bütçe açıkları Avrupa kriteri olan yüzde 3'ün altına düştü. Kamu borcunun milli gelire oranı yarı yarıya geriledi. Faizlerin tek haneli rakamlara inmesi ise küresel krizle olabildi. Bu başarılara karşılık cari açık sorunu baki kaldı. Giderek değerlenen TL, ithalatı cazip hale getirdi, ihracatçıların rekabet gücünü zayıflattı. Nitekim kriz sonrasının ilk tam yılı sayılan 2010'da cari açık 48.6 milyar dolarla rekor kırdı. İthalattaki artış yüzde 30'u geçerken ihracat artışı yüzde 10'da kaldı.
■ TL nin aşırı değerli hale gelmesinin sonucu olarak ihracat yapmak da giderek ithalata bağımlı hale geldi. Daha çok hammadde ve ara malı ithal eder olduk.Buna pamuk ve et gibi geleneksel tarım ürünleri de dahil oldu.
Sonuç ise 2001 krizi ile birlikte yükselen işsizliğin çift haneli rakamları mesken tutması oldu. 2001 bunalımı işsizlikte yaklaşık yarı yarıya artış meydana getirirken, sağlanan uzun süreli yüksek büyüme bile, işsizlikte kalıcı tek hanelere inişi mümkün kılmadı. Rekor cari açıklar ve yüksek işsizlik oranları, 2001 sonrası dönemin bilançosuna negatif geçen iki veri oldu.
■ 2001 sonrasında fiyat istikrarı, kamu borcu, bütçe açıkları, bankacılık, reel sektör gibi konularda yapısal iyileştirmeler sağladığımız, krizlere karşı direnç kazandığımız kesin. Herhalde 2001 'i yaşayanlar hayattayken, aşırı ihtiyatlılığı terk etmemişken bir daha böyle büyüklükte bir krizin olması zor. Bir kuşak geçmesi gerekebilir. Bizi 2008-2009 küresel krizinden koruyan da 2001 krizinin bizzat kendisi. Madalyonun iyi yüzü bu.
Cari açık, ithalata daha bağımlı hale gelmemiz ve yüksek işsizliğin baki kalması ise madalyonun diğer yüzünü oluşturuyor ve yeni atılımları gerekli kılıyor.

SONUÇ: "Tabiat sabır içinde, insan sabırsızlık içinde çaba gösterir." Paul Brese


Yerli dövizden, yabancı Türkiye'den vazgeçmedi

Yukarıdaki iki tablo her ay yayımladığımız rutin verileri kapsıyor. Bu kez yerlilerin portföyüne 2002 sonuna ait rakamları da ekledik. 2001 sonrası yabancıların Türkiye ekonomisine yüksek ilgi gösterdikleri kesin. Portföy yatırımlarında 10 kattan fazla artış bunun net bir ifadesi. Onlar Türkiye den, Türkiye dekiler de yabancı paraya yatırımdan bir türlü vazgeçemedi gitti.

Yukarı