TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

2013'e kadar Meclis takvimi neyle dolu?

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 2001 krizinin bir faturasını çıkarmış. 382 milyar lira rakam bulmuş. Bu rakam bugünkü değer üzerinden ve faiz yükü dahil. O zaman faturayı da bugünkü milli gelire oranlamak daha doğru. Yani milli gelirin üçte birlik bölümü kadar 2001 krizinin faturası olmuş. Üzerinden 10 yıl geçen bir krizin bedelinin ödemesi de daha yeni bitmiş. Krizi finanse etmek için çıkartılan özel tertip hazine kağıtlarının itfası daha yeni tamamlanmış.
Bakan Babacan'ın Ankara'da Ekonomi Muhabirleri Derneği üyelerine yaptığı açıklamalardan biri de, bazı özerk kuruluşlarının birleştirileceğine, bazılarının yetkilerinin hükümete devredileceğine yönelik. 2001 krizine karşı alınan önlemlerin en büyüğü Merkez Bankası'nın bağımsızlığıydı. Enflasyonun düşüşünde ve düşük düzeylerde istikrar bulmasında bu karar belirleyici rol oynadı. Ancak son küresel krizle birlikte dünyada da merkez bankalarının özerkliği veya bağımsızlığı azaldı veya pek kalmadı. Krize karşı asıl parasal önlemler alınması gerektiğinden ve işin içine daha çok girdiklerinden dolayı, merkez bankalarının bağımsızlığı pek kalmadı.
Bizde de aynı durum olmasa da, güçlü siyasi iktidar karşısında hiçbir bürokratik kurum eski gücünü koruyamıyor. Merkez Bankası ve özerk diğer kurumlar da aynı durumda. Ancak hükümete bu da yetmiyor. Anlaşılan seçimden sonra yeni yasalarla bu özerk kurumların bazı yetkileri sınırlanacak, bazıları birleştirilme yoluna gidecek. Siyasi etki daha artacak. Bu durumun iyiye gidiş olduğunu söylemek zor. Ama yetki bölünmesinin de pekala önüne geçilmiş olacak. Ancak böyle bir durumun düşünülmesi başka uygulamaya konulması başka. Uygulama için Meclis'ten yasa çıkarmak gerekiyor.

MECLİS'İN GÜNDEMİ YOĞUN: Ama önümüzdeki siyasi ve teknik takvim Meclis gündeminin çok sıkışık olduğunu ortaya koyuyor.
■ Öncelikle seçim dönemine girdik. Seçim kanunu çıkarıldıktan sonra Meclis fiilen paydos diyecek.
■ Haziran ortasından itibaren yeni meclis toplanır, başkan seçer ve sonra tatile girer.
■ Yeni yasama dönemi ekimde başlayacak. Alt komisyonların oluşumu derken gündeme yeni yıl bütçesi gelecek.
■ Yeni yasaları yapmak da 2012'ye kalacak. O zamana kadar bazı acil düzenlemeler ortaya çıkacak. Kaldı ki seçim kampanyasıyla zaten bir anayasa değişiklik isteği de kabaracak. İşte bu değişiklik de ancak 2012'de Meclis
gündemine gelebilir. Yani Meclis'in rahat kanun çıkarma dönemi diye tanımlanacak 2012'nin ilk yarısındaki altı aylık dönemin önemli kısmını yeni anayasa işgal etmeye aday.
■ Cumhurbaşkanlığı seçiminin de aynı yıl olduğu dikkate alınır ve buna yönelik bazı düzenlemelerin yapılması da gündeme getirilirse 2012'nin Eylül ayına kadar Meclis takvimi dolu denilebilir. Ancak cumhurbaşkanı seçimi yapıldıktan sonra bir rahatlama olacak. Bu da bizi 2012'nin Ekim ayına kadar götürüyor.
■ 2012 Ekim'inde yeniden bütçe maratonu başlayacak. Normalde acil ve çok önemli olmayan yasaların çıkartılması ise 2013 yılının ilk yarısına, yani iki yıl sonraya kalıyor.
Bu nedenlerle yeni kanun için sıra ancak 2013'ün ilk yarısına verilebilir.

Her şirkete internet sitesi 60-80 lira
Yeni Türk Ticaret Kanunu gereğince her şirket internet sitesi kuracak. Bunun temel amacı şeffaflaşmayı sağlamak, bilgiye ulaşımı kolaylaştırmak. Ticari sırları hariç şirketlerin bilançoları, gelir tabloları, bağımsız denetim raporları ve genel kurulları internete konulacak. Gözetim ve denetim internet üzerinden olabilecek. BloombergHT'nin Geleceğe Bakış programında konuşan Yeni Türk Ticaret Kanunu Komisyonu Başkanı Prof. Ünal Tekinalp internet hizmetlerinin 2.000 ve daha fazla müşteriye sahip lisanslı şirketler tarafından verileceğini, bunun yıllık maliyetinin 60-80 lira olmasının planlandığını açıkladı. Bir kısım iş yapma alışkanlıklarını değiştirmek istemeyenlerin yeni kanuna internet sitesi de nereden çıktı diye muhalefet etmelerinin anlamı yok. Bu kanun şirketleri, küresel kurallara uymaya, küresel iş yapma platformuna çıkmaya ve rekabet güçlerini artırmaya zorluyor.
Bunun karşı çıkılacak tarafı var mı?

SONUÇ: "Olursa yazarım, olmazsa bozarım." Niğde sözü

Yukarı