TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yeni bir kriz İran'la savaş çıkarılmasına bağlı

Arap coğrafyasındaki isyan ve iktidar devirme dalgası Libya'da esiyor. Dünya petrolünün yüzde 2'sini karşılayan bu ülkedeki dalga petrol fiyatlarını fena vurdu. Brent petrolünün varili 120 dolara dayandı. Aslında Libya nın üretimden düşmesini Suudi Arabistan fazlasıyla karşılayacak durumda. Buna rağmen fiyatlar iki hafta içinde 20 dolar birden arttı. Çünkü Tunus'la başlayan Mısır'la devam eden isyan ve iktidar devirme dalgasının diğer Arap ülkelerine sıçramasından korkuluyor.
Burada da gidilebilecek iki uç nokta var. Bu noktalardan biri daha az tehlikeli bir yol, diğeri ise en tehlikelisi.

ARABİSTAN'A SIÇRARSA: Eğer isyan dalgası sıçrayarak gider ve eninde sonunda Suudi Arabistan'a bulaşırsa, bunun muhtemel sonucu dünyanın bir petrol şoku daha yaşaması olur. Petrol arzında meydana gelebilecek aksamalar ve işin yeniden rayına oturtulması ayları, hatta yılları alabilir. Petrol fiyatları uzun sayılabilecek bir süre yüksek düzeylerde kalabilir. Bu da, dünyaya enflasyon ve durgunluk olarak yansır. Enflasyon artışına karşı başvurulacak yöntemler belli. Parasal sıkılaştırma ve faiz artırımları. Doğal olarak dünya ekonomisi tam kendine gelmemişken düşük faiz ve bol likidite dönemini erken sonlandırmak durumunda kalabilir. Hem petrol fiyat artışları alım gücünü düşürerek ekonomilerde daraltıcı etki yapar hem de faiz artışı ve likiditenin azaltılması. Sonuç resesyondan yeni çıkan ekonominin yeni bir durgunluğa girmesi olabilir. Ancak bu durum kriz yaratmayabilir, finansal kurumları vurmayabilir.

İRAN'A SIÇRARSA: Dünya ekonomisinde ve küresel piyasalarda asıl şok yaratacak gelişme ise iktidar devirme dalgasının İran'a vurması ve sıcak çatışma yaratması olabilir. Dalga adım adım veya atlayarak İran'a doğru gelirse ya İran'ın veya İsrail'in tetikleyeceği böyle bir çatışma ortamı petrol fiyatlarını tavana vurdurur, ekonomilerde ve piyasalarda da şok etkisi yaratır. Savaş ekonomisinden dolayı belki durgunluk olmayabilir ama korku sonucu ekonominin ve finansal piyasaların dibe vurmasını beklemek gerek. Ancak o zaman ikinci dip veya daha doğru deyimle yeni bir kriz yaşarız. Bu kriz, birincisi ile bağlantısı olmayan, farklı ve aralıklı olduğundan dolayı, küresel krizin ikinci dibi değil, yeni bir kriz olarak adlandırılabilir.

RİSK İŞTAHI YÜKSEK: İşte piyasalar geçen hafta kısa süreliğine de olsa, işin bu durumlara kadar sıçrayabileceğini fiyatladı. Belki dalga bu boyutlara varmadan durur. Ya da daha az tahribat yaratacak şekilde İran'a bulaşmadan, savaş çıkmadan, sadece gösteriler ve iç çatışmalarla son bulabilir. Ancak İran, İsrail ve ABD'nin doğrudan işin içine karışacağı bir sıcak çatışma ortamının yeni bir küresel kriz getirebileceğini belirtmek gerekiyor. Bunun dışında tek tek ülkelerde rejim değişiklerinin kriz yaratmaya yetmeyeceğini düşünüyoruz. Küresel risk iştahı hâlâ yüksek seviyelerde. Öyle bir ülkede veya birkaç ülkede rejim değişti diye krize girecek zayıflıkta değil. Üstelik dalganın en önemli petrol üreticisi Suudi Arabistan'a bulaşıp bulaşmayacağını bilmiyoruz. Bulaşsa bile bunun etkisi yine de sınırlı kalabilir. Yeter ki İran a bulaşmasın.

SONUÇ: "Atın dört ayağı vardır, ama yine de tökezler." Aleksandr Puşki


Piyasalardaki dört makas

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz Manisa'da yaptığı sunumda TL'nin dolara karşı değer kaybına ve gelişmekte olan ülkelerin ortalamasına da yer verdi. Gelişmekte olan ülkelerle birlikte kur yolculuğu geçen yılın sonuna kadar sürüyor. Sonra ayrışma başlıyor. Dolar TL karşısında yükseliyor ama diğer gelişmekte olan ülkeler karşısında küçük oranlı değer kaybına uğruyor. Gelişmekte olan ülke kurları dolara karşı değerli halini sürdürürken TL yaklaşık yüzde 10 değer kaybetmiş ve makas oluşturmuş durumda.
■ Bir başka makas gelişmiş piyasalar ile gelişen piyasalar arasında oluştu. MSCI endekslerine göre 9 Kasım'dan bu yana gelişen piyasalar ortalama yüzde 6.1 değer kaybetti. Buna karşılık gelişmiş piyasaların sürüklediği MSCI Dünya
Endeksi yüzde 6.4 prim yaptı. Bu da gelişen ülkelerden gelişmiş ülkelere para akışının olduğunun net bir göstergesi.
■ ABD 10 yıllık Hazine tahvil faizlerinin 7 Ekim'de 2.38'den 8 Şubat'ta 3.74 kadar yükselmesi ekonomik toparlanmadandı. Buna karşılık 25 Şubat'ta 3.41'e inmesini ise küresel piyasalarda sığınılacak güvenli liman arayışına bağlamak mümkün. Buna karşılık gelişen ülkelerde faizler yükseliyor. Bir makas da burada.
■ Yukarıda grafiklerde oluşan son makas da, Türkiye Borsası ile gelişmekte olan piyasalar arasında negatif yönlü ayrışmanın meydana gelmesi. 9 Kasım'dan bu yana gelişen piyasalar endeksi yüzde 6.1 değer kaybederken İMKB-100 ün kaybı yüzde 15.1 e vardı.

Yukarı