TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İthalatta patlama neyin nesi?

Dün açıklanan ocak ayı dış ticaret verilerinde ithalatın aralık ayındaki patlamasını sürdürmesi şaşırtıcıydı. Aralıkta 20 milyar dolarlık ithalatı ocak ayında
17 milyar dolarlık ithalat izledi. Artış yüzde 44 ve tam olarak ihracat artışının iki katı. İthalatta şaşırtıcı olan yılın ilk ayı olmasına karşılık miktarının
büyüklüğünde. İkinci şaşırtıcı taraf da, ocak ayı vergi gelirleri içinde ithalde alınan KDV'nin yüzde 5.1 azalması, normalde bir hız kesmeyi işaret etmesine karşılık, bunun tam tersinin gerçekleşmesiydi. Bu çelişkinin nedeni ne olursa olsun sonuç değişmiyor. İthalat niye patladı?
■ Üstelik TL yüzde 10 dolayında değer kaybetmişken, yani kurlar artmışken ve normalde bunun ithalatı caydırması beklenirken bu durum gerçekleşti.
■ Birde para ve kur politikalarında ocak ayında belirsizlik yüksekti. Bu belirsizlik ortamında da böyle bir artış yaşandı.
■ Belki bir üçüncü faktöre daha dikkat çekilebilir. Oda ithalat zaten kasım ve aralıkta sıçramıştı. Seçime yönelik bir stok yapma eğilimi söz konusu ise bunun aralık itibarıyla yapılması gerekirdi. Burada sanki para politikasında gidilen değişiklik ithalatı tetiklemiş gibi görünüyor. En azından öne çekmiş gibi. Neden mi? Kur artışıyla tetiklenecek fiyat artışlarına maruz kalmadan, kredi faizleri yükselmeden insanlar tüketimlerini karşılamak istemiş olabilirler. En azından bu ideal zamanlamayı onlar adına üreticiler ve ticaret kesimi de yapmış olabilir. Ne de olsa önümüz seçim. Seçim döneminde iç talebin durması pek de beklenemez. Kur belirsizliği nedeniyle öne çekilmiş bir ithalat söz konusu olabilir. Bu konudaki en iyimser bakış da bu olsa gerek.

Cari açık yukarıda kurve faiz aşağıda kalır mı?
Bitişikte yer alan tablodan izlenebileceği gibi, aylar ilerledikçe cari açık da giderek tırmanacak gibi. Hem baz etkisinden hem de cari açığın gerçekte artıyor olmasından dolayı. Ocak ayı cari açığının üzerine 3-3.5 milyar dolar ilave edildiğinde yıllık cari açık ocakta 52 milyar dolara yükselecek. Benzer bir artış şubat ayında da yaşandıktan sonra gelecek aylarda 12 milyarlık artışlar yılın ilk yarısına kadar sürebilir. Yılın ikinci yarısında hem düşük baz etkisi devreden kalkacağı için cari açığın 60 milyar doların üzerine tırmanması durur, hem de seçim sonrası yeni hükümet ekonomiyi soğutucu önlemleri alır diye beklenir. Sadece para politikalarında önlem almakla yetinmez, maliye politikalarını da devreye sokabilir. Sandık derdi de olmayacağı için etkili önlemleri pekâlâ alabilir.
Eğer o zamana kadar kreditörler kredi vermeye devam ederse veya piyasalar durumu çok riskli görüp fiyatlamaya kalkmazsa... Elbette her iki durumun seçime kadar gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kestirilemez. Ama hükümet kanadından da olaya etkili ve radikal bir önlem alınması seçim öncesi zor.
Her iki durumla da karşılaşmamız halinde Türkiye'den sermaye çıkar. Kur daha da yükselir. Bu durumda Merkez Bankası faizi yükseltmek zorunda kalabilir. Sonuçta kur ve talep artışından dolayı zaten enflasyon da yükselir. Böylece enflasyon, faiz ve kur daha yukarıda bir yerde denge bulur.

SONUÇ: "Karınca şeker içinde ölür." Malezya atasözü

Yukarı