TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İlk yarıda yemek ikinci yarıda kötek

Cari açık konusunda uzun vadede nelerin yapılabileceğine ilişkin dün Başbakan Yardımcısı Ali Babacan‘ın söylediklerini aktarmıştım. Kısa vadede ise yapılacaklar sadece para politikası ile sınırlı gibi. Kredi büyümesini sınırlayarak ithalat talebi azaltılmak isteniyor. Bu anlamda henüz kayda değer bir sonuç alındığı söylenemez. Her ne kadar kredi artış hızında bir ivme kaybı olduğu görülse de, aynı ivme kaybını talepte ve ithalatta henüz göremiyoruz.

MALİYE ÖNLEMLERİ: Cuma günü Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile katıldığımız toplantıdan edindiğimiz izlenim, seçime kadar cari açık konusunda mevcut politikanın dozunu artırma dışında yeni bir açılım yapılmayacağı şeklindeydi. Zaten şunun şurasında seçime kalmış üç ay. Seçim sonrasında ise durum değişebilir. “Gerekirse maliye politikaları devreye girebilir.” Yani tüketimi sınırlamaya yönelik olarak vergiler artırılabilir. İster KDV, ister ÖTV veya başka vergiler buna dahil. Para politikası önlemlerinin yanına maliye politikaları da konulmuş olacak ki, cari açığı dizginler.

FAİZ ÖNLEMİ: Ancak cari açık için para politikalarının tümü de devreye sokulmuş değil. Şimdilik sadece kredi sınırlaması gündemde. Halbuki para politikası önlemleri arasında en etkilisi faizleri artırmak. Daha fazla sıcak para gelmesin diye faiz artırımı yerine faiz indirimine gidildi ve zorunlu karşılıklarla parasal sıkılaştırma tercih edildi. Ancak bu dolaşıklı ve daha az etkili bir yol. Nitekim dün Türkiye ekonomisini değerlendiren Moody’s de, “Faiz artırımının zamanlamasını iyi yapmak gerektiğinden” bahsetti. Aslında bu cümlenin tercümesi “faizi şimdi artır yoksa geç kalıyorsundur.”

YIL İKİYE AYRILIR: Eğer seçim sonrasında hem küresel faizlerde artışlarının hem de içeride enflasyonun yükselmesi nedeniyle politika faizlerinde artırıma gidilirse, yanına vergi artırımları veya maliye politikaları önlemleri eklenirse, cari açık için kısa vadede yapılacaklar yapılmış olur. Yapısal olarak yapılacaklar ise ayrı bir konu ve Bakan’ın belirttiği gibi, uzun vadede sonuç doğuracak önlemler. Ama kısa vadeli başvurulan önlemlerin de ekonomide büyüme hızını düşüreceği kesin. Bununla birlikte işsizliğin azalmasını engelleyici olacağı da açık. Bu açıdan yıl ikiye ayrılacak gibi. Seçim öncesi dönem ve seçim sonrası dönem diye. İlk yarıda yemeği afiyetle yiyoruz, ikinci yarıda sıra faturayı ödemeye gelecek.

SONUÇ: “Ağıza tat, boğaza feryat.” Türk atasözü

10 milyar doların yarısının izi belli

Cuma günü açıklanacak ödemeler dengesi verilerinde 10 milyar doların çıkışını ve sonra girişini, tam tamına göremeyeceğiz ama kısmen bulacağız. Çünkü çıkan para daha sonra daha uzun vadeli olarak geri dönmüş. Yani ay içinde çıkmış ve ay içinde dönmüşse ay sonları itibarıyla açıklanan ödemeler dengesi verileri arasında görünmeyebilir. Ancak Merkez Bankası’nın bankalar, aracı kuruluşlar ve takas ve saklamacı kurumlardan telefonla günlük olarak aldığı bilgiye göre, 10 milyar doların üzerinde bir para çıkış yaptı. Bu paranın niteliği ve tanımlaması Merkez Bankası’nın bitişikte yer alan açıklamasında bulunuyor. Bu miktarda bir paranın Türkiye’den çıkış yaptığını daha önce biz de yazdık. Hem piyasadan alınan bilgilere, hem borsada yabancı satışlarına, hem de döviz tevdiat hesaplarından bu miktarda çözülmeye dayanarak böyle bir rakama varmıştık. Aynı tarihlerde artan kur düzeyleri de, yabancı çıkışının olduğuna, yabancı talebinin yerlilerin satışları ile karşılandığına işaret ediyor.

BORSADA SATIŞ: Aslında çıkışın bir ayağında sorun yok. Ödemeler dengesinden de görülebilir. Dün de İMKB açıkladı. Şubat ayında yabancılar net 747 milyon dolarlık hisse senedi satışı yapmışlar. Ocak ayında 754, aralıkta 497 ve kasımda 600 milyon dolarlık daha satışları olmuş. Son 4 ayda sadece hisse senedinden yabancı çıkışı 2.6 milyar doları bulmuş. Bu rakam da küresel krizin patladığı 2008 yılının tümündeki 3 milyar dolara yakın bir satışı oluşturuyor. Bunun önümüzdeki dönemde İMKB’nin performansı üzerinde etkili olabilecek bir gelişme diye değerlendirmek gerekiyor.

BONODA ALIŞ: Önce çıktığı, daha sonra girdiği kaydedilen paranın bir bölümünü de, yabancılara ait devlet iç borçlanma senetlerinin haftalık stoklarından izlemek mümkün. Gecelik vadeden çıkan paranın daha uzun vadeli devlet iç borçlanma senetlerine yöneldiğini belirtiyor Merkez Bankası. Bu portföyler haftalık bazda izlendiğinde, 12 Kasım’da 34.3 milyar dolar iken 24 Aralık itibarıyla 32.5 milyar dolara inmiş ve 25 Şubat itibarıyla 34.5 milyar dolara yükselmiş. Yani yabancı bono portföyü önce 1.8 milyar dolar azalmış, sonra da 2 milyar dolar artmış. Bu durumda 10 milyar doların en azından 4.5 milyar dolarlık kısmının izini ödemeler dengesinden sürmek mümkün. Diğer kısmının bir bölümü de ay içi hareketlerden oluşabilir.

Merkez Bankası’nın açıklaması

‘Çıkış swap, depo, repo ve para piyasası kaynaklı’

İstanbul’da ekonomi yönetiminin ekonomi yazarlarıyla bir araya gelmesinden sonra Merkez Bankası alınan önlemler sonucu 10 milyar dolarlık sıcak paranın yurtdışına çıktığına yönelik yazılı bir açıklama yaptı. Merkez Bankası’nın açıklaması şöyle:
“TCMB Para Politikası Kurulu, Kasım 2010 toplantısı ve sonrasında gerek borç verme ve borçlanma faiz oranları arasındaki bandın genişletilmesi, gerek politika faiz oranının düşürülmesine ilişkin kararlar almış ve bu kararlar sonucunda ülkemizden kısa vadeli fonlarda bir çıkış yaşandığı gözlenmiştir. Kasım ayı toplantısından aralık ayı sonuna kadar ülkemizden çıkan kısa vadeli fon miktarı 10 milyar dolarının üzerinde olmuştur.
Konu edilen dönemde kısa vadeli fon çıkışı, esas olarak yabancı yatırımcıların swap, depo, repo ve kredi işlemleri yoluyla aldıkları para piyasası pozisyonlarını kapatmalarından kaynaklanmıştır. Bu işlemler ödemeler dengesine yansısa da, özellikle para piyasasında alınan pozisyonların önemli bir boyutunu oluşturan swap işlemlerinin ödemeler dengesinden takip edilmesi mümkün olamamaktadır. 2011 yılı başından itibaren ise uluslararası gelişmelere ve küresel risk algılamalarına bağlı olarak yabancı portföy hacminde günlük bazda dalgalanmalar meydana gelebilmektedir. Diğer taraftan Kasım 2010 Şubat 2011 arası döneme ilişkin veriler incelendiğinde yurtdışı yerleşiklerin özellikle DİBS portföylerini artırmak suretiyle pozisyonlarını genelde uzun vadeye kaydırdıkları gözlenmiştir.”

Yukarı