TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Tüketimi patlatan 4 neden

Son aylarda otomobil satışları katlanarak arttı. Ne kadar konut satıldığı konusunda yeterli veri yok ama emlakta da belli bir canlılık söz konusu. Çünkü konut kredileri de hızlı artıyor. Konuta bağlı beyaz eşya, kahverengi eşya, mobilya talebinin de paralel gitmesi beklenir. Sonuç, çok canlı bir iç tüketimi ortaya çıkarıyor. Geçen yılın son çeyreğinden başlayarak veya referandum sonrası, ekonomik aktivitede ivmelenme olduğunu çeşitli verilerden anlıyoruz. Başta sanayi üretimindeki sıçrama, istihdamdaki iyileşme, ithalattaki patlama bu ivmelenmenin en somut göstergeleri.
■ Tüketimin ivmelenmesi için, her şeyden önce belli bir gelir ve servet gerekir. Son küresel krizden Türk halkı ilk kez servetlerini büyüterek çıktı. Bu, aynı zamanda çok önemli bir güven artışını da beraberinde getirdi. İstihdamdaki iyileşme ve ekonomik canlanma da gelir artışına yol açtı.
Referandumdan çıkan sonuç ise seçimlere yönelik belirsizliği azalttı. Krizde ertelenen tüketimin tetiklenmesi de bu olgulara eklenince ortaya çift haneli büyümeyi yakalayacak bir canlanma çıktı.
■ Tüketimi bu dönemde son yılların en canlı düzeyine çıkaran etkenlerden biri de, şüphesiz faizlerin tarihsel olarak en düşük düzeylere inmesi. Bankaların da rekabeti ve kredi verme iştahları yüksek. Türkiye'de yaşayanlar 30 yıldan, 40 yıldan sonra ilk kez aylık bazda yüzde 1 'in altına inmiş ya da yıllık tek haneli bir faizle karşılaştılar. Bu faiz düzeyleri güven ortamıyla birleşince borçlanmayı, tüketimi ve yatırımı azamileştirmeye başladı.
■ Sadece faiz tarihsel olarak en düşük düzeyine inmiş değil, aynı zamanda fiyat artışları da son 40 yılın en düşük düzeyinde. Yıllık enflasyon şubat ayı itibarıyla yıllık olarak yüzde 4.16 düzeyine geriledi. Mal ve hizmet fiyatlarında geçmişe göre meydana gelen bu avantajlı durum da tüketimi kamçılayan bir gelişme.
Her genel seçimin öncesinde olduğu gibi, bir kez daha enflasyonun dibe, istihdamın, tüketimin ve büyümenin azamiye çıktığı bir durumu yaşıyoruz. Geleceğe güven, servet ve gelir artışı, fiyat ve faiz avantajı gibi dört ana nedenin meydana getirdiği tüketim coşkusu madalyonun ilk yüzünü oluşturuyor.

Krediyi de malı da en düşük fiyattan yakalama fırsatı
Tüketimde yaşanan patlamada en düşük kredi faizleri ve en düşük enflasyon düzeyine ulaşılması yanında geleceğe yönelik beklentiler de etkili.
■ 3 ay sonra yapılacak seçimlerin ardından cari açık konusunda gerekirse vergilerin artırılması yoluna gidilecek. Geciktirilen, ertelenen kamu zamları yapılacak. Zaten baz etkisi nedeniyle enflasyonda belli bir yükselme de bekleniyor. Bu durum mal ve hizmet fiyatlarını artıracak. Tüketicinin alım gücü düşecek. Demek ki, fiyatlar en düşüğünde ve alım yönünden en cazip seviyesinde. Bu etken de gelecekte yapılması düşünülen tüketimi pekâlâ öne çekmiş olabilir.
■ Merkez Bankası'nın cari açık karşısında aldığı parasal sıkılaştırma önlemleri, henüz kredi faizlerini kayda değer biçimde artırmadı. Ama artırması bekleniyor. Kaldı ki, önlemlere devam da edilebilir. Bu da, rekabetten dolayı şimdiye kadar maliyet artışını kredi faizlerine yansıtmayan bankaları harekete geçirebilir.
Tüketimini krediyle yapmayı düşünenleri, faizlerin atacak olması da şimdiden harekete geçirmiş olabilir. Ya da kredi kullanmanın, özellikle de sabit faizli olan tüketici kredisi kullanmanın en ideal zamanı. Tüketimi öne çekmenin ikinci bir nedeni de düşük kredi faizi olsa gerek.
■ En düşük düzeyden kredi faizi kullanıldığında, faizlerin önümüzdeki dönemde artmasından etkilenmeyecek. Krediyi kullanan avantajlı çıkacak. Diyelim ki, işler küresel bazda kötü gitti, ekonomi yeni bir dip yaptı. Son krizdeki tecrübeyle gidersek faizler yeniden dip yapacak demek. O zaman tüketici kredisini aynı veya başka bir bankadan, düşen faiz oranları üzerinden yenileyebilir. Faiz artarsa zarar bankaya, faiz düşerse kârı tüketiciye durumu. Krediyi de, malı da, en düşük fiyattan yakalama fırsatı çıkmış ortaya. Finansal tasarruflarını en iyi şekilde değerlendirme becerisini acı tecrübelerle kazanan hanehalkı elbette böyle bir fırsatı kaçırmaz. Yeter ki geleceğe güvenini yitirmesin.

SONUÇ: "Namazın kazası olur, fırsatın olmaz." Türk atasözü

Yukarı