TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Deprem şoku önce negatif sonra pozitif etkileyebilir

Japonya'da meydana gelen dünyanın en büyük beşinci depreminin etkilerini asıl bu hafta yaşayacağız. Depreme alışmış ve önlemleri alabilmiş bir toplum olarak Japonya 9 şiddetindeki depremin kendisinden o kadar hasar görmedi. Piyasaları da sınırlı bir hasarla günü kapadı.
Ancak asıl büyük tahribatın tsunami ile gelmesi, nükleer santralların patlaması ve nükleer sızıntı meydana gelmesi, depremin en riskli boyutunu oluşturdu.
Deprem ve tsunami ile can kaybı yanında sanayi üretimi de ciddi kayıplar yaşadı.
Öncelikle bir hasar tespiti ile kimin ne zarar gördüğü belirlenecek. Bu durum elbette sigorta şirketlerini, üretim kapasitesini kaybeden borsa şirketlerini derinden etkileyebilir. Japonya ülke olarak bu hasarın mali boyutunun altından kalkabilir. Ama kime ne zarar verdiğine bağlı olarak borsaları kısa vadede etkilemesi doğal. Japon hükümetinin depreme yönelik mali yardımına paralel parasal gevşemeye gitmesi, carry trade i yeniden ivmeleyebilir. İlk etkileri negatif olsa da, yaraların sarılma ve depremin yıkıp geçtiği yerlerin inşası aşamasında ekonomiyi canlandırıcı etkisi olacağı gayet açık. Depremin resesyondaki Japon ekonomisi açısından önce sarsıcı olacağını ama sonrasında güçlendireceğini söylemek mümkün.

DİPTEN DÖNÜŞ TRENDİ 3. YILINDA ZORLANIYOR
Küresel kriz 2007'nin temmuz sonunda uç verdi. 2008'in son çeyreği ile 2009'un ilk çeyreğinde en kötü dönem yaşandı. Küresel piyasalar için krizin kırılma tarihi 9 Mart 2009 idi. Türkiye piyasaları için de dipten dönüldüğü ve boğa piyasasına geçildiği tarihti. 9 Mart'ın ikinci yılını geçen hafta geride bıraktık. Üçüncü yıla girerken hem Türkiye'de hem de küresel piyasalarda boğa trendinde ve pozitif eğilimde bazı zorlanmalar ortaya çıktı. Henüz trend döndü demek için erken ama eski gücünden olmadığı da bir gerçek.
■ En azından pozitif trend gelişmekte olan piyasalar için kasımdan bu yana artık devam etmiyor. Hatta yerinde sayıyor. Türkiye hisse senedi piyasası ise aynı dönemde yüzde 12.6 değer kaybetti.
■ Çoğu gelişmekte olan ülkede canlanma ile ortaya çıkan enflasyonu kontrol altına almak için, parasal sıkılaştırmaya gidiliyor ve faizler artırılıyor. Bir anlamda faizler normale dönüyor. Fazla likiditenin ve düşük faizlerin yol açtığı varlık fiyatları şişmesinin de normale dönmesi beklenebilir.
■ Arap ülkelerindeki ayaklamalarla rejimlerin devrilmesi, petrol fiyat artışlarıyla sonuçlandı. Petrol fiyatlarının artması enflasyonist beklentileri artırıcı, buna karşılık dünya ekonomik toparlanmasını düşürücü etki yapacağından negatif bir gelişme.
■ Dünyanın gelişmiş borsaları 1.5 yılda yüzde 60 değer yitirdikten sonra 2 yıla varan sürede yüzde 98.8 arttı. Gelişmekte olan borsalar da yüzde 66 değer kaybına karşılık yüzde 134 prim yaptı. Aynı dönemde İMKB yüzde 64 değer kaybı ve yüzde 171 artış yaşadı. Küresel piyasalar bu kazanımlarıyla kriz öncesi düzeylerine çok yaklaştı. Türkiye ise kriz öncesini deaştı. Krizöncesindepiyasalarınyarattığı birfazlalikiditevardı. Krizsonrasındabununyerini merkezbankalarının yarattığı likiditevedüşükfaiz aldı. Bulikiditebolluğununvedüşükfaizinde sonuna çok yaklaştık. Gelişmekte olan ülkelerin faiz artırımlarını, gelecek ay muhtemelen Avrupa izleyecek. Geriye ABD ve Japonya kalacak. Kademeli faiz artırımları ile varlık fiyatlarında belli bir düzeltme beklenebilir. Ya bu düzeltmeyi yaşamaya başladık ya da çok yaklaştık.
■ Ancak bu düzeltmeden fazla ürkmemek gerekiyor. Çünkü düzeltme, olumsuz bir şok gelişme sonucu değil, ekonomilerin düzelmesi, faizlerin ve likiditenin normale dönmesiyle yaşanacak. Bir yerde fiyatlar yerli yerine oturacak.

SONUÇ: "Kediyi nasıl atarsan at, yine ayakları üstünde durur." Türk atasözü

Yukarı