TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Önce yüksek faiz sonra değerli TL

Önceki gün İstanbul'da düzenlenen KOBİ Zirvesi'ne katıldım. KOBİ'ler için rekabetçi stratejiler tartışıldı. Bunun için en başta finansman ihtiyacı geliyor. Kredi Garanti Fonunun Genel Müdürü Hikmet Kurnaz da oradaydı. 14 milyar liraya yakın kaynak kullandıracak imkânlara sahip olan Kredi Garanti Fonu'ndan şimdiye kadar 735 milyon liralık kredi kullanılmış. Tabii başvurular var ama bankalar sadece yüzde 65'in değil, kredinin tümünün garanti altına alınmasını tercih ettiğinden iş kilitlenmiş.
Bankalar zaten kredi veriyor. KOBİ lere kredi açmada çok keskin bir rekabet yaşanıyor. Bunun için Kredi Garanti Fonu aracılığı ile gelinmesini tercih etmiyorlar. Bu rekabet nedeniyle KOBİ lerin krediye ulaşması artık mümkün. Belki bir iki yıl önceye kadar faizi yüksekti. Bu faiz yükünün altından kalkamayabilirlerdi. Şimdi faiz yükü de düştü.
Ancak KOBİ'lerin finansman sıkıntısı bitmedi.
Çünkü kredi finansman işinin sadece bir bacağı. Diğer bacağı öz sermaye. Bu da ancak iyi kâr edilirse veya halka açılırsa elde edilecek bir fon. Kâr az veya yoksa, halka açılma da olamıyorsa öz sermayeden umut yok.

ASIL ETKİ KURDAN: Büyüyen bir ekonomide ve düşen enflasyon ortamında krediye de ulaşabilen KOBİ'ler niye kar edemezler? Düşen enflasyon kâr marjını sınırlar. Fiyat artışlarını kolay kolay yapamazlar. Bu bir sorun. Ama KOBİ'lerin rekabet edebirlikleri asıl kurdan negatif etkileniyor. Bu açıdan 2001 sonrası dönemde TL'nin değerlenmesinin, hatta aşırı değerlenmesinin en büyük zararı KOBİ'lere oldu. Çünkü üretim maliyetleri çok büyük ölçüde TL üzerinden. İşçilik maliyetleri, kullandıkları girdiler, finansman maliyetleri gibi. Üretimlerini de ya ihraç ediyorlar ya da iç piyasaya satıyorlar. Düşük döviz kuru ihracatta olduğu gibi, iç piyasaya satışlarında en büyük sorun olarak karşılarına çıkıyor. Eğer KOBİ'lerin mal fiyatları yüksek kalıyorsa karşılarına bu kez düşük döviz kurundan yapılan ithalat çıkıyor.
Büyük şirketler maliyet düşürmek için ara malında dışa yönelebiliyor. Üretim büyüklükleri buna uygun. Ama KOBİ'lerin değil. Sonuçta 2001'e kadar yüksek faizden çeken KOBİ'ler son yıllarda da değerlenen TL'den dolayı rekabette zorlanıyorlar. Sorun değişmiş ama KOBİ ler için sonuç değişmemiş.

KOBİ için parayı kim verecek?
Eskişehir'de "halka arz seferberliği" toplantısında konuşan İMKB Başkanı Hüseyin Erkan "Türkiye, son yıllarda en popüler, en yatırım yapılabilir ülkeler arasında görülmeye başlandı ama sermaye piyasamız bunu temsil etmiyor. Bunun arkasındaki gerekçeleri araştırıyoruz" dedi.
Aynı toplantıda konuşan SPK Başkanı Vedat Akgiray da şunları söyledi: "Salt banka kredisiyle büyüme ve yatırım modeli, ancak kısa vadeli umutları yeşertir, uzun vadeli sürdüremez. Çünkü yok böyle bir şey. Türkiye, krediler yüzünden batan firmalar mezarlığı aslında. Halka arzın faydası çok, zararı hiç yok."
Önceki gün nasıl KOBİ'lerin sermaye piyasasından yararlanamadığı dile getiriliyor idiyse dün bunun tersi bir tablo ortaya konuldu. Şirketlerin halka açılması için neredeyse yollara kırmızı halı serilecek.
Ancak burada sorun şirketlerin halka açılmasında değil, yeterince talep yaratılamamasında yatıyor. Özellikle küçük ve orta boy şirketler için bu durum geçerli. Çünkü, bu şirket hisseleriyle yabancılar hemen hemen hiç ilgilenmiyor. Derin ve büyük kâğıtları tercih ediyorlar. Yabancı dediğin borsanın üçte ikisine hâkim grup. Onlar olmayınca piyasa kurulamıyor. İş kalıyor yerli ayağına. Yerli tarafın genel eğilimi de, dünyayı ve yabancıları izlemek. Pek de haksız sayılmazlar. Bu durumda KOBİ'lerin sermaye piyasasına gelmesi zorlaşıyor.
Çözüm, daha çok sayıda büyük şirketin halka açılmasından, mevcut halka açıklıkların yükseltilmesinden ve bütün bu arzı karşılayacak bir yerli yatırımcı talebinin harekete geçirilmesinden geçiyor. Yerli tarafın yoğunluğunu gören yabancı daha iştahlı gelir bu piyasa. Büyük hisse senetleri arasında küçükler de kendilerine yer bulur, likidite yaratır. Küçük büyük şirketler arasında denge bozulursa da piyasanın yapısı bozulur. İMKB'de yeterince ve fazlasıyla KOBİ var zaten.

SONUÇ: "Yol, engelin kendisidir."Çin atasözü

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
20 Mart 2011 Pazar, 20:04 Misafir hayret ! senelerin kronik problemi sanki yeni meydana gelen bir olusummus gibi tartisiliyor
Yukarı